Cari Açıkta Endişe Verici Artış: Ne Yapmalıyız?
Türkiye’nin cari açığı, enerji fiyatları ve dış ticaret etkisiyle artış gösteriyor. Uzmanlar, finansmanın mümkün olduğunu belirtiyor.
Türkiye, bu yıl cari açığının 40 ila 50 milyar dolara ulaşması beklenirken, bu durumu finanse edip edemeyeceği konusunda tartışmalar sürüyor. Şubat ayında cari açık, 7,5 milyar dolara yükselerek yıllık 35,5 milyar dolara ulaştı. Artan enerji fiyatları, zayıflayan ihracat ve turizm gelirlerindeki belirsizlikler, cari denge üzerinde baskı yaratıyor. Uzmanlar, risklerin arttığını ancak kısa vadede finansmanın mümkün olduğunu ifade ediyor.
Şubat ayı itibarıyla Türkiye’nin cari işlemler dengesi 7,5 milyar dolar açık verirken, yıllık cari açık 33,2 milyar dolardan 35,5 milyar dolara yükseldi. Enerji ve altın hariç çekirdek denge ise aylık 1,5 milyar dolar açık verirken, yıllık fazla 30,8 milyar dolara geriledi. Dış ticaret açığı da 7,5 milyar dolara ulaşırken, altın ithalatı 1,7 milyar dolardan 2,2 milyar dolara çıktı.
Hizmet gelirlerinde de bir azalma gözlemlendi. Net hizmet geliri 2,4 milyar dolardan 2 milyar dolara, turizm gelirleri ise 2,5 milyar dolardan 1,8 milyar dolara düştü. Mart ayı için öncü verilere göre, cari açığın 10,4 milyar dolara ulaşması bekleniyor. İhracat, %6,4 oranında düşüşle 21,9 milyar dolara gerilerken, ithalat %8,4 artışla 33,2 milyar dolara çıktı. Bu gelişmelerle birlikte dış ticaret açığı 11,3 milyar dolara yükseldi ve yıllık açık 98,2 milyar dolara ulaştı.
ABD-İran gerilimi sonrası petrol fiyatlarının artması, yıl sonu cari açık tahminini 45 milyar dolara revize edilmesine neden oldu. Bu rakam, Türkiye’nin gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYH) yaklaşık %2,6’sına tekabül ediyor. Ancak, enerji fiyatlarının 100 doların üzerinde kalması durumunda cari açığın 9-10 milyar dolar artabileceği ve enflasyonu 3-3,5 puan yükseltebileceği uyarıları yapılıyor.
Merkez Bankası anketlerine göre, cari açık beklentileri bozulmuş durumda. Önceki tahminler 26,3 milyar dolar iken, güncel beklentiler 40 milyar doları aşmış durumda. Bu bozulmanın temel sebepleri arasında yüksek enerji fiyatları ve jeopolitik riskler yer alıyor.
Şubat ayında portföy yatırımlarında 780 milyon dolar net giriş gerçekleşti ve yabancı yatırımcılar hisse senedi ve tahvil piyasasında alım yaptı. Bu durum, cari açığın finansmanının hala mümkün olduğunu gösteriyor. Ancak, Al Baraka Türk’e göre mevsimsel turizm düşüşü, yüksek ithalat ve artan enerji faturası cari açık üzerindeki baskıyı artırıyor.
Uzman Atilla Yeşilada, cari açığın en az Haziran ayına kadar artacağını ve yıl sonunda GSYH’nin %4’üne ulaşabileceğini belirtiyor. Küresel stagflasyon, turizm gelirlerinde kayıplar ve Orta Doğu kaynaklı jeopolitik şoklar, risk faktörleri arasında sayılıyor.
Kritik eşikler arasında petrol fiyatlarının 130-150 dolar bandına yerleşmesi, enerji altyapısına sabotaj riski ve iç siyasette sert kırılmalar yaşanması yer alıyor. Bu senaryolar, döviz kuru üzerinde baskı yaratabilir. Sonuç olarak, cari açıkta belirgin bir artış gözlemlenirken, enerji kaynaklı baskılar ve zayıflayan dış talep mevcut durumu zorlaştırıyor. Ancak, finansman kanallarının açık olması ve kısa vadede kriz sinyali olmaması, durumu biraz daha hafifletiyor. Yine de, petrol fiyatlarının yüksek kalması durumunda cari açık ve enflasyon üzerindeki baskı artmaya devam edecek.




