Türkiye Ekonomisinde Yapısal Sorunlar ve Beklentiler

Atilla Yeşilada, Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarını otomotiv, konut ve narko-ekonomi üzerinden analiz ediyor.

Mesele Ekonomi kanalında yayınlanan bir videoda, Türkiye ekonomisinin 2026 yılı itibarıyla genel görünümü otomotiv, gayrimenkul ve narko-ekonomi perspektifinden ele alınıyor. Ekonomist Atilla Yeşilada, mevcut durumu ve geleceğe dair öngörüleri detaylı bir şekilde analiz ediyor.

Otomotiv sektöründe, yerlilik oranının %29’a kadar düştüğü ve kapasite kullanım oranının %67 seviyelerinde kaldığı belirtiliyor. Bu düşüşün arkasında, hukuki belirsizlikler nedeniyle yeni markaların Türkiye’ye yatırım yapmaktan kaçınması ve otomobilin bir ihtiyaçtan ziyade statü sembolü olarak algılanması gibi faktörler yer alıyor.

Narko-ekonomi ile iç talep arasındaki ilişkiye de dikkat çekiliyor. İç talebin, yüksek enflasyona rağmen neden düşmediği sorusuna yanıt olarak, uyuşturucu ticareti ve sanal bahislerden elde edilen 30-40 milyar dolarlık büyük hacmin, lüks tüketim ve konut talebini desteklediği ifade ediliyor.

Konut piyasasında ise, 2025 yılı itibarıyla konut fiyatlarının enflasyonun altında kalarak reel değer kaybı yaşadığı belirtiliyor. Türkiye’deki “ölü yatırım” kültürünün, sermaye birikimini olumsuz etkilediği ve şirketleri yüksek maliyetli kredilere mahkum ettiği savunuluyor.

Son dönemde altın sertifikalarına olan ilginin, spot altına getirilen ithalat kotaları ve 30.000 TL üzerindeki alımlarda zorunlu belge ve IBAN uygulamasından kaynaklanan bir “korku fiyatlaması” olduğu ifade ediliyor. Bu durum, yatırımcıların altın sertifikalarına yönelmesine neden oluyor.

Genel ekonomik beklentilere bakıldığında, mevcut yapısal sorunlara ve dış politikadaki dalgalanmalara rağmen, Türkiye’de kısa vadede bir kriz öngörülmediği ancak büyüme modelinin sağlam bir temele oturmadığı uyarısı yapılıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu