Çin’de Askeri İstifalar ve Güç Mücadelesi

Çin’de üst düzey askeri istifalar ve güç mücadelesi, yolsuzluk iddiaları ve Tayvan meselesiyle gündemde.

ABD’nin, yönetim değişiklikleri olsa bile, önümüzdeki yıllara damgasını vuracak olan küresel stratejisi netlik kazanmış durumda. Bu stratejinin temel unsurlarından biri, ABD’nin bulunduğu yarım küreyi kontrol altına almak. Trump’ın göreve başlamasıyla birlikte Panama Kanalı’ndaki Amerikan ayrıcalıklarının korunması, Venezuela’daki Devlet Başkanı Maduro’nun devrilmesi ve Küba’ya yönelik artan tehditler, bu stratejinin parçaları olarak değerlendirilebilir.

Diğer bölgelerde ise müttefik ülkelerin desteğiyle kontrol sağlamak hedefleniyor. Örneğin, Avrupalıların yardımıyla Ukrayna’nın bir vekil güç olarak kullanılması, Rusya’nın zayıflatılması için önemli bir adım. Ayrıca, İsrail ve kısmen Türkiye’nin de dahil olduğu Ortadoğu ve Afrika’nın yeniden şekillendirilmesi, İran’daki molla rejiminin hedef alınması gibi unsurlar da bu stratejinin bir parçası.

Ancak asıl hedefin Çin olduğu açık. Pekin ile Washington arasındaki görece sessizlik, kimseyi yanıltmamalı. Her iki taraf da büyük bir çatışmaya hazırlık yapıyor.

Çin’de Askeri Üst Düzey İsimlere Yönelik Operasyonlar

Çin’deki son gelişmeler, bu bağlamda değerlendirilmelidir. Geçtiğimiz hafta, Çin ordusunun yönetiminde yer alan Merkezi Askeri Komisyon’un iki üyesi, yolsuzluk ve disiplinsizlik suçlamalarıyla soruşturmaya tabi tutuldu. Devlet Başkanı ve Başkomutan Şi Jinping’den sonra gelen en yüksek rütbeli isimlerden General Zhang Youxia ve Komisyon üyesi Liu Zhenli görevden alındı.

Bu görevden almaların ardından, 2022’de Çin Komünist Partisi’nin 20. Kongresi’nde atanan yedi kişilik Merkezi Askeri Komisyon’da yalnızca iki kişi kaldı: Devlet Başkanı Şi ve komisyonun ordu içindeki yolsuzlukla mücadele sorumlusunun üyesi Zhang Shengmin.

Yolsuzluk, Güç Mücadelesi veya Tayvan Meselesi

Çin, kapalı bir toplum olduğu için, üst düzey askeri görevden almaların gerçek nedenleri üzerine birçok spekülasyon yapılmakta. Resmi açıklama yolsuzluk iddiaları üzerine. Şi Jinping, göreve geldiğinde ordudaki yolsuzluk iddialarını ele alacağına dair sözler vermişti, bu nedenle yolsuzluk gerekçesi geçerli bir neden olarak öne çıkıyor.

Şi’nin, Mao Zedong’dan sonra Çin tarihinin en güçlü lideri olması, görev süresini uzatabilmesi ve daha önce kendisiyle ters düşen parti içindeki politikacıları ve askeri personeli görevden almaktan çekinmemesi, bu durumun bir güç mücadelesi olduğu ihtimalini de gündeme getiriyor.

Bir diğer olası neden ise Tayvan meselesi. Şi, Tayvan’ı ülkenin resmi bir parçası olarak görürken, bu bölgenin kontrolünü sağlamayı siyasi bir miras olarak nitelendiriyor. Her kritik konuşmasında Tayvan’a atıfta bulunuyor ve Çin ordusu, bu bölge etrafındaki askeri tatbikatları her yıl artırıyor. Ancak, Tayvan’a olası bir müdahale konusunda ordunun üst düzey yetkilileri ile Devlet Başkanı Şi arasında zamanlama konusunda görüş ayrılıkları olduğu yönündeki haberler de artmakta. Son görevden almaların bu meseleyle bağlantılı olabileceği düşünülüyor.

Sonuç olarak, Çin’deki gelişmelerin gerçek nedenleri ne olursa olsun, Şi Jinping’in ülke yönetimindeki otoritesini pekiştirdiği aşikar. Çin, küresel rakibi ABD ile karşı karşıya gelmeden önce, kendi iç düzenini sağlamlaştırma çabası içinde gibi görünüyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu