2026’da Gelişen Piyasalarda Yükseliş: Dolar Düşerken EM Varlıkları Parlıyor

2026’nın başları, gelişen piyasalarda dolarla birlikte yükselişin yaşandığı bir dönemi işaret ediyor. Yatırımcılar, EM varlıklarına yöneliyor.

2026 yılının ilk günleri, küresel finans piyasalarında önemli değişimlerin yaşandığı bir dönemi simgeliyor. ABD dolarının son dört yılın en düşük seviyesine inmesi, yatırımcıların dikkatini uzun zamandır göz ardı edilen gelişen piyasalara (Emerging Markets – EM) yönlendirdi. Bu stratejik kayma, Türkiye’den Brezilya’ya, Tayvan’dan Güney Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada hisse senedi, tahvil ve yerel para birimlerinde kayda değer bir artışa yol açtı.

Ocak ayı verileri, gelişen piyasa hisse senedi endekslerinin dolar bazında çift haneli kazançlar elde ettiğini gösteriyor. Türkiye, Brezilya, Güney Afrika, Şili, Meksika ve Tayvan borsaları bu ay dolar bazında en az %10 değer kazanırken, Kolombiya ve Güney Kore borsalarındaki artış %20’yi aştı. MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi, Ocak ayında %11’e yakın bir artış gösterdi ve bu performans, 2025 yılındaki %31’lik büyük yükselişin ardından gelen ikinci dalga olarak değerlendiriliyor. Endeksteki toplam piyasa değeri, 2025 başındaki 21 trilyon dolardan 28 trilyon dolara çıkarak tarihi bir zirveye ulaştı.

Yatırımcıların ABD piyasalarından uzaklaşarak gelişen ülkelere yönelmesinin arkasında birkaç önemli etken bulunuyor. Bank of America’nın küresel stratejisti David Hauner, gelişen piyasaların temellerinin bir süredir iyileştiğini, ancak küresel yatırımcıların dikkatini çekmek için zayıf bir dolara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Ayrıca, gelişen piyasa merkez bankalarının 2022’den bu yana ABD faizlerindeki artışa karşı proaktif bir yaklaşım sergileyerek faiz oranlarını enflasyonun üzerinde tutmaları, yatırımcıların güvenini artırdı. Morgan Stanley stratejisti James Lord, merkez bankalarının dolardaki dönüşüm sürecinde artan güvenilirliklerinin meyvelerini topladığını ifade ediyor. Ayrıca, büyük fonların geçen yıl 160 milyar dolarlık ABD hissesi satıp, bunun büyük bir kısmını Asya ve diğer gelişen piyasalara yönlendirmesi de dikkat çekici bir gelişme.

Bu yılki yükselişin bir diğer önemli itici gücü ise teknoloji ve emtia fiyatlarındaki artış oldu. Tayvan ve Güney Koreli çip üreticileri, ABD’li yapay zeka firmalarına sağladıkları kritik tedarikle gelişen piyasa endekslerini yukarı taşıdı. Özellikle bellek çipi fiyatlarının Ekim ayından bu yana talep nedeniyle dört katına çıkması, Asya piyasalarına büyük bir ivme kazandırdı. Aynı zamanda altın, gümüş ve endüstriyel metallerdeki artış, Güney Afrika, Brezilya ve Şili gibi kaynak zengini ülkelerin para birimlerini ve borsalarını rekor seviyelere taşıdı. Brezilya reali, Meksika pezosu ve Güney Afrika randı, dolar karşısında %5 ile %6 arasında değer kazanarak dünyanın en iyi performans gösteren para birimleri arasına girdi.

Gelişen piyasalardaki bu olumlu hava, yalnızca hisse senetleriyle sınırlı kalmayıp, tahvil piyasasında da kendini gösteriyor. JPMorgan’ın EM yerel para birimi tahvil endeksi, yıl başından bu yana %2’den fazla artış kaydederken, Latin Amerika tahvilleri %6’lık bir getiri sağladı. Gelişen ülkelerin yerel para birimi cinsinden devlet ve kurumsal tahvil piyasası 25 trilyon dolara ulaşarak, ABD Hazine tahvili piyasasına yaklaşmış durumda. Pictet Asset Management’tan Alper Göçer, yatırımcıların dolardan kaçmadığını, ancak yeni sermaye için çeşitlendirme arayışında olduklarını vurguluyor ve gelişen piyasaların, özellikle yerel para birimi cinsinden borçlanma araçlarının, dolar varlıklarına en iyi alternatiflerden biri haline geldiğini belirtiyor.

Piyasalardaki bu iyimserlik, Japon Yeni üzerinden yapılan carry trade riskine karşı da direnç gösteriyor. ABD ve Japonya’nın yene müdahale edebileceği yönündeki spekülasyonlar bile gelişen piyasa varlıklarına olan talebi azaltmadı. Barclays analistleri, dolara olan güven kaybının, gelişen piyasalara yönelik stratejik bir yeniden yönlendirme sürecini başlattığını ifade ediyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu