Yatırımcılar Gerçek Bir Krizle Yüzleşmeye Hazır Değil
Katie Martin, yatırımcıların İran’daki savaş sonrası gerçek bir kriz senaryosuna hazırlıklı olmadığını belirtiyor.
Financial Times yazarı Katie Martin, İran’da yaşanan savaşın finansal piyasalarda dalgalanmalara yol açtığını ancak yatırımcıların henüz gerçek bir kriz senaryosuna hazırlıklı olmadığını ifade ediyor. Hisse senetleri, tahviller ve emtia fiyatlarında bazı hareketler gözlemlense de, piyasalar panik moduna geçmedi. Bununla birlikte, enerji arzında meydana gelebilecek ciddi bir şokun küresel ekonomi için büyük riskler taşıdığı vurgulanıyor.
İran’daki çatışmalar bu hafta küresel finans piyasalarını etkilerken, yatırımcıların çoğu büyük bir krizin beklenmediğini düşünüyor. Piyasalarda yaşanan dalgalanmalara rağmen, genel tablo yatırımcıların portföylerinde küçük düzenlemeler yaptığını gösteriyor. Katie Martin, bu sakin yaklaşımın fazla iyimser olabileceğini belirtiyor.
Ortadoğu’daki savaşın en büyük finansal riski, enerji fiyatları üzerinden küresel ekonomiye darbe vurma potansiyelidir. Petrol ve doğalgaz arzının kesintiye uğraması durumunda, küresel ekonomide ciddi bir şok yaşanabileceği belirtiliyor. Bu nedenle, bölgedeki çatışmalar sadece siyasi değil, aynı zamanda finansal sistem açısından da kritik bir öneme sahip.
Analistlere göre, yatırımcıların çoğu savaşın uzun sürmeyeceği görüşünde. Piyasalarda yaygın olan düşünce, ABD Başkanı Donald Trump’ın yaklaşan ara seçimler öncesinde petrol fiyatlarının yükselmesini istemeyeceği ve bu nedenle askeri operasyonların uzun sürmeyeceği yönünde. Bu bakış açısına göre, yatırımcıların panik yapmadan pozisyonlarını korumaları gerektiği düşünülüyor.
Fon yöneticileri, tarihsel verilere dayanarak jeopolitik krizlerin genellikle finansal piyasalarda kalıcı bir etki yaratmadığını ifade ediyor. Araştırmalara göre, jeopolitik şoklardan bir ay sonra S&P 500 endeksi ortalama %2 yükseliyor. Bu nedenle birçok yatırımcı, piyasadan tamamen çıkmak yerine pozisyonlarını korumayı tercih ediyor.
Yılın başından bu yana petrol fiyatları yaklaşık %50 artış gösterdi. Ancak Brent petrolün varil fiyatı hâlâ yaklaşık 90 dolar seviyesinde bulunuyor. Ekonomistler, petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkmasının küresel ekonomi açısından daha ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
Doğalgaz fiyatları da önemli ölçüde yükseldi, ancak Avrupa için durum henüz 2022’de yaşanan enerji krizinin seviyesine ulaşmış değil. Piyasalardaki düşüşlerin önemli bir kısmı, yatırımcıların kâr realizasyonu yapmasından kaynaklanıyor. Amundi Baş Yatırım Direktörü Vincent Mortier, son aylarda güçlü performans gösteren varlıkların satış baskısı altında olduğunu belirtiyor.
Ancak enerji piyasasında durum daha ciddi olabilir. Katar Enerji Bakanı, Ortadoğu’daki savaşın dünya ekonomilerini çökertme riski taşıdığına dikkat çekti. Gerçek bir enerji arz şoku yaşanması durumunda, Avrupa, Asya ve gelişen ekonomilerin en ağır darbeyi alabileceği öngörülüyor. ABD ise enerji üreticisi olması nedeniyle bu tür bir şoktan görece daha az etkilenebilir.
Katie Martin, asıl riskin çatışmanın uzun sürmesi olduğunu vurguluyor. Uzun süreli bir savaş durumunda, petrol ve gaz arzı ciddi şekilde zarar görebilir, enflasyon yeniden yükselebilir ve hisse senetleri ile tahviller aynı anda düşebilir. Bu senaryoda yatırımcıların güvenli bir varlık bulmakta zorlanabileceği belirtiliyor. Martin, piyasalardaki son hareketleri gerçek bir krizden ziyade portföy temizliği olarak değerlendiriyor ve yatırımcıların büyük bir finansal şok ihtimaline hazır olmadığını vurguluyor.




