Gelişen Piyasalarda Hisseler Güçleniyor: Ucuz Fırsatlar Var mı?

Gelişen piyasalarda hisselerin değeri artarken, yatırımcılar için hala cazip fırsatlar mevcut.

Gelişen piyasa hisseleri, 2026 yılı itibarıyla ABD borsalarına göre üç kat daha hızlı bir yükseliş sergiliyor. Yatırımcılar için cazip hale gelen bu durum, güçlü kâr artışı beklentileri, zayıflayan dolar görünümü ve yapay zekâ kaynaklı talep artışı ile destekleniyor.

2026 yılının başından bu yana MSCI Gelişen P piyasalar endeksi %16 oranında değer kazanırken, S&P 500 sadece %5 artış gösterdi. Bu performans, gelişen piyasaların son beş çeyrektir ABD borsalarına karşı daha iyi bir performans sergilediğini ortaya koyuyor. Nisan ayında yaşanan toparlanma ile bu serinin altı çeyreğe ulaşması bekleniyor. Endeks, ayrıca İran savaşından önceki zirve seviyesini aşarak yeni rekorlar kırdı.

Gelişen piyasa hisseleri, ABD’ye kıyasla önemli ölçüde iskontolu işlem görüyor. Verilere göre, MSCI gelişen piyasalar endeksi, ileriye dönük kazanç çarpanları açısından S&P 500’e göre %44 oranında iskontolu. Bu durum, Nisan 2025’ten bu yana en yüksek seviyeye işaret ediyor ve yatırımcılar için güçlü bir alım sinyali oluşturuyor.

Gelişen piyasalardaki bu değerleme avantajının arkasında güçlü kâr beklentileri yatıyor. Analistler, 2026 yılı için gelişen piyasa şirketlerinin kâr tahminlerini yaklaşık %30 artırırken, aynı dönemde S&P 500 şirketleri için bu artış ortalama %10 seviyesinde kalıyor. Kâr tahminlerindeki bu güçlü artış, fiyat/kazanç oranlarını düşürerek hisselerin “ucuz” görünmesini sağlıyor.

Rallinin önemli bir kısmı, yapay zekâ talebinden yararlanan Asyalı teknoloji devlerinden geliyor. Özellikle Taiwan Semiconductor Manufacturing Company, Samsung Electronics ve SK Hynix gibi firmalar, yapay zekâ çiplerine yönelik artan talep sayesinde öne çıkıyor. Bu üç şirket, MSCI gelişen piyasalar endeksinin önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Kâr artışları yalnızca teknoloji sektörüyle sınırlı kalmıyor. Asya şirketlerinde kâr beklentileri %35, Latin Amerika’da emtia gelirleri sayesinde %20’nin üzerinde, Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da ise %11 civarında bir artış kaydedildi. Bu geniş tabanlı iyileşme, rallinin sürdürülebilir olduğuna işaret ediyor.

Küresel ticaretteki yapısal değişim de gelişen piyasalara yeni fırsatlar sunuyor. ABD ile Çin arasındaki ticaretin %30 daralması, ABD’nin tedarik zincirini alternatif ülkelere kaydırması ve Çin’in gelişen ülkelere ara malı ve sermaye malı ihracatını artırması bu sürecin bir parçası. Bu bağlamda ASEAN ülkeleri önemli bir üretim merkezi haline geliyor.

Gelişen ekonomiler arasında Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler öne çıkıyor. Hindistan, akıllı telefon üretimini hızla artırırken, ABD’ye ihracatını da yükseltiyor. Elektronik ihracatı %40 büyümüş durumda. Brezilya ise Çin’e tarım ihracatını %13 artırırken, Avrupa’ya yönelik ihracatında güçlü bir büyüme gösteriyor. Ancak Çin’den gelen ucuz ürünler, rekabet baskısı yaratmaya devam ediyor.

Küresel ticarette büyümenin önemli bir kısmı, yapay zekâ ile bağlantılı sektörlerden kaynaklanıyor. Yarı iletkenler ve veri merkezi ekipmanları, küresel ticaret artışının yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Asya’daki üretim merkezleri, bu alanda ABD başta olmak üzere küresel pazarlara tedarik sağlıyor.

Gelişen piyasalar için olumlu görünümü destekleyen üç temel unsur öne çıkıyor: görece ucuz değerlemeler, güçlü kâr artışı beklentileri ve küresel ticaretin yeniden şekillenmesi. Analistler, bu faktörlerin devam etmesi halinde gelişen piyasa hisselerinin önümüzdeki dönemde de ABD piyasalarına kıyasla daha iyi performans gösterebileceğini belirtiyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu