Güneş Enerjisi ve Depolama Yatırımları AB’de Elektrik Maliyetlerini Yarıya İndirebilir
Güneş enerjisi ve depolama yatırımları, AB’de elektrik maliyetlerini 2030’a kadar yüzde 50 azaltma potansiyeline sahip.
SolarPower Europe tarafından yayımlanan son “Solar+” raporu, Avrupa’da güneş enerjisi ve batarya depolamanın hızla yaygınlaşmasının elektrik sisteminin işletme maliyetlerinde büyük bir azalma potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Bu dönüşüm, 2030 yılına kadar Avrupa Birliği (AB) elektrik sistemi maliyetlerini yaklaşık %50 oranında azaltabilir.
Raporda, güneş ve depolama yatırımlarının hızlandırıldığı “Solar+” senaryosunun, fosil yakıt kullanımındaki azalmayla birlikte yıllık işletme maliyetlerini 2030’a kadar 55 milyar avro (yaklaşık %49) düşüreceği belirtiliyor. Öte yandan, mevcut kurulum hızının devam ettiği “temel senaryo”da bu düşüş 33 milyar avro (yaklaşık %29) seviyesinde kalıyor.
SolarPower Europe CEO’su Walburga Hemetsberger, yenilenebilir enerji sistemlerinin fosil yakıtların dalgalı fiyatlarına kıyasla daha düşük maliyetli olduğunu vurgulayarak, “Yenilenebilir enerji, depolama ve fosil dışı esneklik yatırımları uzun vadede kazanç sağlarken, fosil yatırımlar Avrupa’nın istikrarını ve bağımsızlığını riske atıyor.” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.
Analiz, hızlandırılmış güneş ve depolama yatırımlarıyla AB elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payının %68’e kadar yükselebileceğini ortaya koyuyor. Her iki senaryoda da güneş enerjisi, elektrifikasyon ve depolamanın maliyetleri düşüren temel unsurlar olarak öne çıkarken, Solar+ yaklaşımının bu dönüşümün daha hızlı ve ekonomik bir şekilde gerçekleşebileceğine işaret ettiği belirtiliyor.
Rapora göre, değişken yenilenebilir enerji kaynaklarının (güneş ve rüzgâr) fiyat belirlemedeki rolü artarken, elektrik fiyatlarının da aşağı yönlü bir seyir izlemesi bekleniyor. Solar+ senaryosunda bu kaynaklar, fiyatı yılın %19’unda belirlerken, temel senaryoda bu oran %14’te kalıyor. Bu dönüşüm sonucunda, AB genelinde günlük toptan elektrik fiyatlarının ortalama %14 düşmesi öngörülüyor; Almanya gibi yüksek fiyatlı piyasalarda ise bu düşüş %25’e kadar çıkabiliyor. Ayrıca, sistemdeki esnekliğin artması, gün içindeki fiyat dalgalanmalarını sınırlayarak aşırı düşük ve aşırı yüksek fiyatlar arasındaki farkı azaltıyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer husus ise, yenilenebilir yatırımların sürdürülebilirliği açısından kritik olan “negatif fiyat saatleri”dir. Solar+ senaryosunda bu saatler yılda 500 saatin altında tutulurken, yatırımcıların gelir modeli korunmakta ve tüketiciler daha düşük fiyatlardan faydalanmaktadır.
Her iki senaryoda da batarya kapasitesinde önemli bir artış öngörülüyor. Temel senaryoda 116 GW / 267 GWh, Solar+ senaryosunda ise 171 GW / 598 GWh kapasite bekleniyor. Depolama süreleri de uzayarak, ortalama süre 2025’teki 1,9 saatten Solar+ senaryosunda 3,5 saate kadar çıkıyor. Avrupa Batarya Depolama Platformu Başkanı Sonja Risteska, bu büyümenin enerji dönüşümünde bataryaların kritik rolünü teyit ettiğini belirterek, mevcut hedeflerin Avrupa’nın uzun vadeli ihtiyaçlarının gerisinde kaldığını ve daha güçlü politika adımlarına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Rapor, elde edilebilecek kazanımların hayata geçmesi için AB ve üye ülkelere iki temel çağrı yapıyor: AB genelinde kapsamlı bir esneklik stratejisi ve batarya depolama eylem planı oluşturulması, ayrıca sanayi, ulaşım ve binalarda elektrifikasyonu hızlandıracak koordineli bir AB eylem planının devreye alınması. Uzmanlar, elektrik ve fosil yakıtlar arasındaki maliyet dengesizliğinin giderilmesinin, temiz elektrik çözümlerini hem tüketiciler hem de sanayi için en ekonomik seçenek haline getireceğini belirtiyor.




