Mudanya Üniversitesi: Kentin Ekonomik Dinamiklerine Katkı Sağlıyor
Mudanya Üniversitesi, Bursa’nın ekonomik gelişimine katkıda bulunarak genç nüfusu kentte tutmayı hedefliyor.
Bursa’nın tek vakıf üniversitesi olarak 2022-2023 akademik yılına başlayan Mudanya Üniversitesi, kısa sürede yalnızca yükseköğretim alanında değil, aynı zamanda kentin ekonomik yapısında da önemli bir rol oynamaya başladı. Mudanya Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Gıyasettin Bingöl, üniversitenin hedeflerini EKONOMİ Gazetesi Bursa Bölge Temsilcisi Ömer Faruk Çiftçi ile paylaştı. Bingöl, üniversitelerin artık sadece diploma veren kurumlar olmadığını, şehirlerin kalkınma dinamiklerinden biri haline geldiğini vurguladı. “Bir üniversite kurduğunuzda yalnızca sınıflar açmış olmuyorsunuz. O şehirde genç nüfusu tutuyorsunuz, nitelikli iş gücü yaratıyorsunuz, çevresinde yeni bir ekonomik alan oluşuyor” şeklinde konuşan Bingöl, Mudanya Üniversitesi’nin Bursa için bu tür bir rol üstlendiğini belirtti.
Bingöl, Mudanya Üniversitesi’nin kuruluş gerekçelerinin başında Bursa’daki vakıf üniversitesi eksikliğinin geldiğini ifade etti. “Bursa, Türkiye’nin en büyük sanayi ve ihracat kentlerinden biri. Buna rağmen yıllardır tek bir vakıf üniversitesi yoktu. Bu nedenle her yıl 7 bin ile 12 bin arasında Bursalı öğrenci, özellikle İstanbul’daki vakıf üniversitelerine gitmek zorunda kalıyordu. Bu durum, sadece eğitim alanında değil, aynı zamanda ciddi bir ekonomik kayıp anlamına geliyordu” değerlendirmesini yaptı. Üniversitenin faaliyete geçmesiyle birlikte bu durumun değişmeye başladığını belirten Bingöl, “Bugün 33 bölümde 3 bin 200 öğrencimiz var. Bu öğrencilerin önemli bir kısmı Bursa’dan. Bu, hem aileler hem de şehir için büyük bir kazanım” dedi.
Mudanya Üniversitesi’nde açılan bölümlerin tesadüfi olmadığını vurgulayan Bingöl, bu bölümlerin Bursa’nın sanayi ve hizmet yapısı dikkate alınarak planlandığını söyledi. “Bilgisayar, elektrik-elektronik, endüstri mühendisliği; işletme, ekonomi-finans, lojistik gibi alanlar Bursa sanayisinin doğrudan talep ettiği alanlar. Sağlık bölümleri ise bölgesel ihtiyaç açısından kritik” diyen Bingöl, 2025-2026 akademik yılında açılacak yeni bölümlerin de benzer bir anlayışla belirlendiğini ifade etti. Üniversitenin büyümesini “kontrollü ve ihtiyaç odaklı” olarak tanımladı.
Sanayi ile üniversite arasında kopukluk olmamalı
Türkiye’deki temel sorunlardan birinin üniversite ile iş dünyası arasındaki mesafe olduğunu belirten Gıyasettin Bingöl, Mudanya Üniversitesi’nde bu mesafeyi kısaltmayı hedeflediklerini dile getirdi. Bingöl, “Sanayici bizden mezun bekliyor ama mezun da iş hayatına hazır olmak istiyor. Biz, İngilizce eğitim verdiğimiz bölümlerde öğrencilerin her yıl staj yapmasını ve mezuniyet sonrası istihdam edilebilmesini sağlayacak modeller üzerinde çalışıyoruz. Bursa’nın önemli sanayi kuruluşlarıyla protokollerimiz var. Öğrenci okurken üretimin içinde olacak” şeklinde konuştu. Bu yaklaşımın, Bursa’nın ihracat kapasitesini destekleyecek nitelikli insan kaynağı oluşturma açısından önemli olduğunu vurguladı.
Mudanya Üniversitesi’nin Çağrışan bölgesindeki konumunun bölgesel dönüşümü tetiklediğini ifade eden Bingöl, “Üniversite kurulduğunda barınmadan ulaşıma, ticaretten hizmet sektörüne kadar birçok alan hareketleniyor. Bugün bu bölgede yeni yaşam alanlarının oluşmaya başladığını görüyoruz. Bu doğal bir süreç” açıklamasını yaptı. Mevcut kampüsün yaklaşık 5 bin öğrenci kapasitesine göre planlandığını belirten Bingöl, orta vadede bu sayının artmasının çevre ekonomisini daha da büyüteceğini öngördüklerini kaydetti. Mudanya Üniversitesi’nin yalnızca yerel değil, uluslararası bir perspektifle konumlandığını söyleyen Bingöl, öğrenci değişim programları ve yurt dışı bağlantılarının Bursa’nın beşeri sermayesine de katkı sağladığını dile getirdi. Bingöl, “Biz öğrencilerimizin dünyayı tanımasını istiyoruz. Bu şehirden global ölçekte düşünen, çalışan insanlar çıksın istiyoruz. Bu da uzun vadede Bursa’nın rekabet gücüne katkıda bulunacaktır” diye konuştu.




