Moody’s Uyardı: Yapay Zeka ile Kredi Pazarında Riskler Artıyor
Moody’s, yapay zekanın kredi piyasalarında yeni riskler yarattığını ve değer kayıplarının hızlandığını belirtti.
Moody’s Analytics’in son raporuna göre, yapay zekanın (AI) etkisi, ABD kredi pazarında önemli bir kırılma noktası oluşturuyor. Teknoloji ve yazılım sektörüne yüksek maruziyeti olan kredi kuruluşları, piyasa değerlerinde kayıplar yaşamaya başlarken, özel kredi piyasasında biriken riskler, finansal sistem için potansiyel tehditler barındırıyor. ABD’li düzenleyicilerin artan denetimleri, bu risklerin ciddiyetine dikkat çekiyor.
Kredi piyasalarında yapay zekanın etkisi giderek daha belirgin hale gelirken, Moody’s Analytics tarafından yayımlanan rapor, bu risklerin yüzeye çıkmaya başladığını ortaya koydu. Özellikle yazılım ve bilgi teknolojileri sektörüne yoğun şekilde kredi sağlayan kuruluşlar, değer kayıpları yaşamaya başladı.
Rapora göre, portföylerinin en az %15’ini yazılım ve IT sektörüne ayıran “business development company” (BDC) türü kredi kuruluşları, yılbaşından bu yana ortalama %16,8 oranında değer kaybetti. Teknolojiye daha düşük maruziyeti olan kuruluşlarda ise bu kayıp %8,1 seviyesinde kaldı. Bu durum, yapay zeka kaynaklı dönüşümün kredi piyasalarında etkisini hissettirmeye başladığını gösteriyor.
Son dönemde bazı özel borç fonlarının yatırımcıların yoğun para çekme talepleri nedeniyle geri ödemeleri durdurması, sektöre yönelik endişeleri artırdı. Henüz sistem genelinde bir kredi krizi yaşanmasa da Moody’s, özellikle halka açık BDC’lerin bu risklerin ilk görüldüğü alanlardan biri olduğunu belirtiyor. Analistlere göre, piyasa fiyatlamaları ile gerçek kredi riski arasındaki fark, önümüzdeki dönemde kapanabilir. Vadesi yaklaşan borçların daha yüksek maliyetlerle yeniden finansmanı, bu baskıyı artırabilir.
Moody’s Analytics Varlık Yönetimi Araştırma Başkanı David Hamilton, “Yapay zekâ dönüşümünden en çok etkilenen sektörler, aynı zamanda erken uyarı sinyallerinin en güçlü olduğu alanlar” değerlendirmesinde bulundu. Yapay zekâ yatırımları yalnızca finans sektörü için değil, ABD ekonomisinin genelinde de kritik bir önem taşıyor. Moody’s tahminlerine göre, AI altyapısına yönelik şirket yatırımları geçen yılın ilk yarısında ekonomik büyümenin %35-40’ını oluşturdu. Tüketici harcamalarının toplam büyümenin %44’ünü oluşturduğu düşünüldüğünde, bu alandaki olası bir yavaşlama geniş çaplı etkiler yaratabilir.
Artan riskler, ABD’li düzenleyicileri de harekete geçirdi. Federal Reserve, büyük bankalardan özel kredi piyasasına olan maruziyetlerine ilişkin detaylı bilgi talep etmeye başladı. Denetimlerin amacı, özel kredi sektöründeki stresin boyutunu ve bunun finansal sisteme yayılma riskini ölçmek olarak belirtiliyor. Ayrıca ABD Hazine Bakanlığı da sigorta şirketlerinin özel kredi piyasasına olan yatırımlarını incelemeye aldı. Bu adımlar, düzenleyicilerin sektörde biriken riskleri daha yakından izlemeye başladığını gösteriyor.
Son yıllarda hızla büyüyen özel kredi piyasası, günümüzde yaklaşık 1,8 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Başlangıçta kurumsal yatırımcılara yönelik olan bu alan, bireysel yatırımcıların da ilgisini çekiyor. Ancak bu büyüme, şeffaflık ve değerleme sorunlarını da beraberinde getiriyor. JPMorgan CEO’su Jamie Dimon, özel kredi sektöründeki şeffaflık eksikliği ve değerleme standartlarının yetersizliği konusunda uyarılarda bulunmuştu.
Özel kredi fonları ile geleneksel bankalar arasında güçlü bir bağ bulunuyor. Bu fonlar, bankalardan kredi alıyor, bankaları saklama ve teminat işlemlerinde kullanıyor ve finansman için kredi hatlarına ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle özel kredi portföylerinde yaşanacak bir bozulma, bankacılık sistemine de doğrudan risk taşıyor. Örneğin büyük özel kredi fonlarından Blackstone, Blue Owl ve KKR gibi kuruluşların borç/özsermaye oranları 0,7-0,8 bandında bulunuyor. Bu da kaldıraçlı yapının önemli bir risk unsuru olduğunu gösteriyor.
Uluslararası düzenleyiciler de özel kredi piyasasına ilişkin risklere dikkat çekiyor. Finansal İstikrar Kurulu Başkanı Andrew Bailey, İran savaşı sonrası piyasalarda oluşan şokların özel kredi sektöründe daha fazla stres yaratabileceğini belirtti. Bu uyarılar, sektörün küresel finansal istikrar açısından giderek daha önemli hale geldiğini ortaya koyuyor. Moody’s raporu, yapay zekâ devriminin yalnızca fırsatlar değil, aynı zamanda ciddi finansal riskler de yarattığını gösteriyor. Özellikle teknoloji odaklı kredi veren kurumlarda başlayan değer kayıpları, daha geniş bir kredi daralmasının habercisi olabilir. ABD’li düzenleyicilerin artan denetimleri ve uluslararası uyarılar, bu risklerin göz ardı edilemeyecek boyuta ulaştığını ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde kredi piyasalarının kaderi, hem yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliğine hem de finansal sistemin bu dönüşüme ne kadar dayanıklı olduğuna bağlı olacak.




