Ticaret Savaşlarında Yeni Gelişme: Çin Bankalara ABD Tahvili Uyarısı
Çin, bankalara ABD Hazine tahvillerinden maruziyetlerini azaltmaları yönünde uyarıda bulundu. Piyasalarda yankıları sürüyor.
ABD ve Çin arasındaki ekonomik çekişme, her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. Çinli düzenleyiciler, bankaların ABD Hazine tahvillerine yönelik maruziyetlerini azaltmaları konusunda sözlü bir uyarıda bulundu. Bu adımın jeopolitik bir strateji olmaktan çok, risk çeşitlendirmesi amacı taşıdığı ifade edilse de, bu durum küresel piyasalarda ‘güvenli liman’ tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Aynı zamanda, Çin’de enflasyonun zayıf kalması ve üretici fiyatlarındaki deflasyonun devam etmesi dikkat çekiyor.
Konuyla ilgili bilgi sahibi kaynaklara göre, Çinli yetkililer finansal kuruluşlara ABD Hazine tahvillerindeki yoğunlaşma riskini azaltmaları yönünde tavsiyelerde bulundu. Özellikle yüksek pozisyonlara sahip bankalardan, bu tahvillere olan alımlarını sınırlamaları ve maruziyetlerini kademeli olarak düşürmeleri istendi. Ancak, bu talimatın Çin devletinin resmi rezerv niteliğindeki ABD tahvili varlıklarını kapsamadığı belirtiliyor.
Sözlü olarak iletilen bu yönlendirme, piyasa dalgalanmaları ve konsantrasyon risklerine karşı portföy çeşitlendirmesi çerçevesinde yapıldı. Yetkililerin, belirli bir hedef büyüklüğü veya takvime ilişkin net bir sınır koymadığı aktarılıyor. Bu adım, ABD-Çin ilişkilerinin geçen yılki ticaret ateşkesinin ardından görece sakin bir döneme girmesine rağmen, Washington’un mali disiplinine ve doların ‘güvenli liman’ rolüne dair küresel tartışmaların arttığı bir dönemde gerçekleşti.
Haberin ardından, ABD tahvillerinde satışlar gözlemlenirken, Asya işlemlerinde getirilerde sınırlı bir artış yaşandı. Dolar endeksi ise hafif bir düşüş gösterdi ve piyasalarda ‘Sell America’ (Amerika’dan çıkış) söylemi yeniden gündeme geldi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, geçtiğimiz hafta, 2024’te tahvil piyasasının 2020’den bu yana en iyi performansını sergilediğini ve ihalelerde rekor yabancı talep görüldüğünü vurguladı.
Resmi verilere göre, yabancıların ABD tahvili varlıkları Kasım ayında 9,4 trilyon dolara ulaşarak rekor seviyeye çıktı. Ancak, Çin’in toplam ABD tahvili stoku son on yılda düzenli bir şekilde azalarak, 2013 yılındaki zirvesinden neredeyse yarıya düştü ve Kasım ayında 683 milyar dolara gerileyerek 2008’den bu yana en düşük seviyeye indi. Bazı analistler, Çin’in varlıklarının bir kısmını Avrupa’daki saklama hesaplarına kaydırmış olabileceğini öne sürüyor. Belçika’nın, Çin’e ait saklama hesaplarını içerebileceği ifade ediliyor ve bu ülkenin ABD tahvili varlıkları 2017 sonundan bu yana dört kat artarak 481 milyar dolara ulaştı.
Yılın başından itibaren küresel piyasalarda sert dalgalanmalar yaşandı. Altın tarihi zirvelerinin ardından keskin bir düşüş yaşarken, Japon tahvil piyasasında 41 milyar dolarlık değer kaybı meydana geldi. Dolar ve yen, yüksek oynaklık gösterdi. Ancak, ABD tahvillerinde yabancıların panik satışına dair güçlü bir işaret bulunmuyor; tahvil oynaklık göstergesi son beş yılın en düşük seviyesine geriledi.
Çin Ekonomisinde Deflasyon Baskısı Sürüyor
Çin’de Ocak ayı tüketici enflasyonu yıllık bazda %0,2 ile beklentilerin altında kaldı. Aralık ayında %0,8 olan artıştan belirgin bir yavaşlama görülürken, üretici fiyat endeksi (ÜFE) yıllık %1,4 düşüşle üç yılı aşkın süredir devam eden deflasyon eğilimini sürdürdü. Çekirdek enflasyon %0,8’e gerilerken, aylık fiyat artışı %0,2 ile sınırlı kaldı. Uzmanlar, Ay Yeni Yılı takviminin veri karşılaştırmalarını zorlaştırdığını belirtiyor. Gayrimenkul sektöründeki durgunluk, zayıf iç talep ve kapasite fazlası kaynaklı fiyat rekabeti, Çin ekonomisinde fiyat baskılarını artırıyor. 2025 itibarıyla kamu borcunun GSYH’ye oranının %116’ya yükselebileceği, mali gelirlerin GSYH’ye oranının ise 2021’den bu yana 4,8 puan gerilediği öngörülüyor. Çin Merkez Bankası (PBoC), ekonomiyi desteklemek amacıyla ‘uygun ölçüde gevşek’ para politikası uygulama kararlılığını yineledi.
Büyük Resim: Ticaret Savaşlarında Finansal Cephe
Çin’in bankalara yönelik uyarısı, doğrudan jeopolitik bir hamle olarak değerlendirilmemekle birlikte, ticaret savaşlarının finansal boyuta taşındığı yorumlarına yol açtı. Washington’un mali disiplini ve Fed’in bağımsızlığına dair tartışmalar sürerken, küresel rezerv dağılımında uzun vadeli değişim ihtimali masada kalmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde ABD istihdam verileri, Fed’in faiz politikası ve Çin’in büyüme hedefleri, küresel risk iştahı açısından belirleyici unsurlar olacak.




