11415 Sayılı Karar ile Lisanssız Elektrikte Yeni Dönem Başladı
11415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, lisanssız elektrik üretiminde 10 yıl sonrasını şekillendiriyor. Yeni düzenlemeler ve etkileri hakkında detaylar.
12 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe giren 11415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 13 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu karar, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 14. maddesi çerçevesinde lisanssız üretim yapan tesislerin, YEK Destekleme Mekanizması kapsamındaki 10 yıllık sürenin sona ermesinin ardından ihtiyaç fazlası elektrik enerjisinin satışına ilişkin usul ve esasları belirliyor.
Yeni düzenleme, 10 yıllık lisanssız üretim süresi dolmuş ve 5346 sayılı Kanun’un 6. maddesine tabi yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim yapan tesisleri kapsıyor. Ancak bu karar, otomatik olarak lisanslı üretime geçiş sağlamıyor; lisanssız olarak devam eden tesislerin ürettiği elektriğin satışına dair yeni bir çerçeve sunuyor.
Kararın temel amacı, bu tesislerde üretilen ihtiyaç fazlası elektrik için uygulanacak fiyatı belirlemek ve uygulama esaslarını netleştirmek olarak tanımlanıyor. Böylece, 10 yıllık destek süresi sona eren ilk nesil lisanssız üretim tesisleri için uzun zamandır beklenen lisanssız devam seçeneği daha görünür hale geliyor.
Yeni düzenlemeye göre, tüketim tesisleriyle aynı ölçüm noktasında bulunan lisanssız elektrik üretim tesislerinde üretilen elektrik enerjisinin tamamı satışa sunulabilecek. Bu durum, üretim ve tüketim ilişkisini aynı ölçüm noktasında kuran tesisler için 10 yıl sonrası döneminin en net başlığını oluşturuyor.
Tüketim tesisinin farklı ölçüm noktasında yer alan lisanssız elektrik üretim tesislerinde ise yalnızca ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi satışa sunulabilecek. Ancak bu tesislerde satışa konu edilebilecek elektrik miktarı, EPDK tarafından belirlenecek.
Karar, EPDK tarafından belirlenen miktarın üzerinde sisteme verilen elektrik enerjisinin YEK Destekleme Mekanizması kapsamında bedelsiz katkı olarak değerlendirileceğini hükme bağlıyor. Bu nedenle, farklı ölçüm noktasındaki tesisler için yeni dönemin belirleyici unsuru, EPDK’nın satışa konu edilebilecek miktarı nasıl hesaplayacağı olacak.
Kararın en önemli noktası, alım fiyatı formülüdür. Lisanssız elektrik üretim tesislerinde ihtiyaç fazlası elektrik enerjisinin iletim veya dağıtım sistemine verilmesi durumunda, saatlik mahsuplaşma sonrasında uygulanacak alım fiyatı, 5346 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca lisanslı üretim tesisleri için geçerli olan güncel YEKDEM fiyatının %90’ı üzerinden hesaplanacak. Ancak bu hesaplamaya bir tavan getiriliyor; belirlenen fiyat, elektrik piyasasında oluşan saatlik PTF’yi geçemeyecek. Böylece yeni modelin doğru analizi, “%90 YEKDEM garantisi” değil, PTF tavanlı %90 YEKDEM fiyat modeli olarak öne çıkıyor.
Bu ayrım, özellikle güneş enerjisi üretimi açısından önem taşıyor. Güneş üretiminin yoğun olduğu saatlerde, PTF’nin düşük olduğu zamanlarda, teorik %90 YEKDEM seviyesi yerine saatlik PTF tavanı belirleyici olabilir. Dolayısıyla tesislerin 10 yıl sonrası gelir modeli, yalnızca YEKDEM fiyatına değil, saatlik piyasa fiyatlarına, üretim-tüketim dengesine ve mahsuplaşma yapısına daha fazla bağlı hale geliyor.
Karar, satışa konu edilebilecek elektrik enerjisinin ilgili görevli tedarik şirketi tarafından satın alınmasını zorunlu kılıyor. Bu hüküm, lisanssız olarak devam edecek 10 yılını doldurmuş tesisler açısından “sisteme verilen elektrik kime satılacak” sorusuna yanıt veriyor.
Görevli tedarik şirketleri tarafından bu kapsamda satın alınan elektrik enerjisi, YEK Destekleme Mekanizması çerçevesinde üretilmiş ve sisteme verilmiş kabul edilecek. Böylece karar, yalnızca fiyat formülünü değil, alım tarafındaki piyasa işleyişini de tanımlıyor.
10 yılını dolduran lisanssız tesislerde satış fiyatı kadar önemli bir diğer konu ise dağıtım bedelidir. EPDK’nın 21 Mayıs 2026 tarihli 14613 sayılı Kurul Kararı doğrultusunda, 1 Haziran 2026’dan itibaren geçerli olacak şekilde, on yıllık süresini tamamlayan lisanssız üretim tesislerine yönelik olarak “Lisanssız Üretici-2” tarifesinin uygulanmasına karar verilmişti. Bu düzenleme ile dağıtım bedeli, 208,1065 kuruş/kWh seviyesinden 65,6008 kuruş/kWh seviyesine düşürüldü. Yaklaşık %68 oranındaki bu indirim, özellikle PTF’nin dağıtım bedelinin altında kaldığı saatlerde üretim durdurma riski yaşayan eski lisanssız güneş enerjisi tesisleri için önemli bir maliyet rahatlaması sağladı.
Ancak 11415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın yayımlanmasıyla birlikte, dağıtım bedeli uygulamasının yeni dönemde nasıl sürdürüleceği de dikkatle izlenmeli. Lisanssız Üretici-2 tarifesinin kalıcı rejimdeki yeri, PTF tavanlı alım fiyatıyla birlikte tesislerin net gelir hesabında belirleyici olacak.
EPDK kaynaklı verilere göre geçici dağıtım bedeli düzenlemesi, 10 Mayıs 2019 öncesinde işletmeye girip 10 yıllık yasal süresini tamamlayan yaklaşık 800 tesisi ilgilendiriyor. Bu tesislerin toplam kurulu gücünün 500–550 MW aralığında olduğu ifade ediliyor. Bu kapasite, Türkiye’deki toplam lisanssız elektrik kurulu gücü içinde sınırlı bir paya sahip olsa da, ilk nesil lisanssız güneş enerjisi portföyü açısından kritik bir öneme sahip. EPDK verilerine göre Türkiye’nin toplam lisanssız elektrik kurulu gücü Mart 2026 itibarıyla 24.580 MW seviyesine ulaştı. Bu nedenle karar, yalnızca sınırlı bir eski portföyü değil, lisanssız üretim modelinin 10 yıl sonrası yatırım güvenliği tartışmalarını da etkiliyor.
10 yılını dolduran lisanssız tesisler için ayrı ama doğrudan bağlantılı bir dosya da Anayasa Mahkemesi’nin 26 Kasım 2025 tarihli, E.2024/133 ve K.2025/233 sayılı kararı. Bu karar, 10 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve iptal hükümlerinin yürürlüğü hukuki boşluk doğmaması için dokuz ay ertelendi. Bu nedenle kritik eşik 10 Aralık 2026 olarak belirlenmiş durumda.
AYM kararı, 7501 sayılı Kanun kapsamında 5346 sayılı Kanun’un 6. maddesinde yapılan değişiklikleri inceledi. Mahkeme, lisanssız üretimden lisanslı üretime geçişte öngörülen “lisans alma bedeli” ibaresinin, bedelin miktarı, matrahı, oranı, alt ve üst sınırı veya objektif ölçütleri kanunda belirlenmediği için Anayasa’nın 13., 35., 48. ve 73. maddeleri bakımından sorunlu bularak iptal etti.
Bu iptal, lisanslı üretime geçiş tarafını etkiliyor. Ancak, lisanssız üretime devam edecek tesislerde ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi için uygulanacak fiyatın, PTF’yi geçmemek üzere Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmesine ilişkin hüküm ayakta kaldı. 11415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, bu ayakta kalan fiyat belirleme alanının uygulamaya dökülmüş hali olarak değerlendirilmelidir.
Yeşil Haber, 1 Nisan 2026’da yayımladığı AYM dosyasında YEKA yarışmaları, lisanssız üretimde lisans alma bedeli ve 10 Aralık 2026 eşiğini detaylı bir şekilde ele almıştı. 11415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ise aynı tartışmanın lisanssız devam tarafında yeni bir aşama oluşturuyor.
Bu nedenle iki başlık birbirine karıştırılmamalıdır. AYM’nin iptal ettiği alan, 10 yılını dolduran lisanssız tesislerin lisanslı üretime geçerken karşılaşacağı lisans alma bedelinin hukuki çerçevesiyle ilgilidir. Yeni Cumhurbaşkanı Kararı ise lisanssız olarak devam eden tesislerde ihtiyaç fazlası elektrik enerjisinin satış fiyatı, satış miktarı ve alım yükümlülüğüyle ilgilidir.
Yeni karar, 10 yılını dolduran lisanssız tesisler için tüm belirsizlikleri ortadan kaldırmıyor; ancak lisanssız devam seçeneğinin temel gelir mekanizmasını görünür hale getiriyor. Aynı ölçüm noktasındaki tesislerde satış imkanı daha net görünürken, farklı ölçüm noktasındaki tesislerde EPDK’nın belirleyeceği miktar metodolojisi kritik bir öneme sahip olacak.
Tesis sahipleri açısından yeni dönemin ana soruları üç başlıkta toplanıyor. Birincisi, tesisin aynı ölçüm noktasında mı yoksa farklı ölçüm noktasında mı değerlendirileceği. İkincisi, saatlik PTF’nin %90 YEKDEM seviyesine göre hangi saatlerde tavan etkisi yaratacağı. Üçüncüsü ise dağıtım bedeli ve lisanslı geçiş düzenlemelerinin nihai çerçevesinin nasıl şekilleneceği.
Bu yapı, özellikle eski lisanssız güneş enerjisi portföylerinde öz tüketim, saatlik mahsuplaşma, üretim durdurma kararları, uzaktan izleme, bakım planlaması ve nakit akışı projeksiyonlarının yeniden hesaplanmasını gerektirebilir. Gelir tarafı daha piyasa bazlı hale gelirken, dağıtım bedeli ve EPDK’nın miktar belirleme yöntemi yatırımcı davranışını doğrudan etkileyecek.
Önümüzdeki dönemde ilk kritik başlık, EPDK’nın farklı ölçüm noktalarındaki tesislerde satışa konu edilebilecek ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi miktarını hangi yöntemle belirleyeceği olacak. Bu metodoloji, benzer kurulu güce sahip tesisler arasında farklı ekonomik sonuçlar doğurabilir.
İkinci kritik başlık, 21 Mayıs 2026 tarihli dağıtım bedeli kararının 11415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı sonrasında nasıl devam edeceği. Lisanssız Üretici-2 tarifesinin kalıcı rejimdeki yeri, PTF tavanlı fiyat modeliyle birlikte tesislerin net gelir hesabını belirleyecektir.
Üçüncü kritik başlık ise AYM kararının yürürlük eşiği olan 10 Aralık 2026 öncesinde lisanslı geçiş için lisans alma bedeline ilişkin kanuni düzenlemenin nasıl yapılacağı. Bu düzenleme, lisanssız kalmak ile lisanslı üretime geçmek arasında karar verecek yatırımcılar açısından belirleyici bir unsur olacaktır.
Bu haber, 12 Haziran 2026 tarihli ve 11415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 13 Haziran 2026 tarihli ve 33279 sayılı Resmi Gazete, Anayasa Mahkemesi’nin E.2024/133, K.2025/233 sayılı kararı, EPDK’nın 21 Mayıs 2026 tarihli 14613 sayılı Kurul Kararı, Anadolu Ajansı’nın EPDK kaynaklı haberleri ve GENSED’in sektör duyuruları esas alınarak hazırlanmıştır.
10 yılını dolduran lisanssız tesisler için PTF tavanlı yeni model yatırımcıyı korumaya yeterli mi, yoksa EPDK’nın miktar ve dağıtım bedeli düzenlemeleri belirleyici mi olacak?



