Çelik Koruması Olmadan Sanayi Sürdürülemez
Çelik sektörü, Türkiye’nin sanayileşmesinde kritik bir rol oynuyor. Çolakoğlu Metalurji’nin genel müdürü Uğur Dalbeler, çelik korumasının önemine dikkat çekti.
Türkiye’nin sanayileşme yolculuğunda çelik, tartışmasız önemli bir yere sahiptir. Birçok sektörün temel girdisi olan çelik, aynı zamanda ülkelerin sanayi gücünü ve ekonomik bağımsızlığını simgeler.
Bu stratejik alanda faaliyet gösteren köklü firmalardan biri olan Çolakoğlu Metalurji, 2025 yılında 80. kuruluş yılını kutlayacak. Kocaeli Dilovası’ndaki tesislerinde yassı ve uzun mamul üretimi yapan şirket, otomotiv, beyaz eşya, jant üretimi, makine imalatı, petrol ve doğal gaz boru hatları gibi birçok kritik sektöre yüksek mukavemetli çelik tedarik ediyor.
Şirketin genel müdürü Uğur Dalbeler, 2026 yılında Çolakoğlu Metalurji’deki 40. yılını dolduracak. Dalbeler, geçtiğimiz aylarda Dünya Çelik Birliği’nin başkanlığına seçilerek Türk çelik sektörünü uluslararası arenada temsil etme fırsatı elde etti. Kendisiyle, Çolakoğlu Metalurji’nin mevcut durumu, gelecekteki hedefleri ve küresel çelik sektöründeki rekabet koşullarını ele aldık.
Dalbeler, “Türkiye, bugün dünyanın en açık çelik pazarına sahip. Çeliği korumazsak, sanayiyi de koruyamayız. Küresel ölçekte tanınan bir oyuncuyuz ve sürdürülebilir, kârlı bir büyümeye geçmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
Çolakoğlu Metalurji’nin Türkiye ve dünya üzerindeki konumu nedir?
1945 yılında Mehmet Rüştü Çolakoğlu tarafından kurulan Çolakoğlu Metalurji, Kocaeli Dilovası’ndaki tesislerinde yassı ve uzun mamul üretimi yapmaktadır. Otomotivden beyaz eşyaya, jant üretiminden makine imalatına kadar birçok sektöre yüksek mukavemetli çelik ürünleri sunmaktadır. Yenilenebilir enerji altyapıları ve doğal gaz boru hatları gibi kritik alanlarda da ürünleri kullanılmaktadır. Son yıllarda kapasite artırımı ve üretim teknolojilerinin modernizasyonu için önemli yatırımlar gerçekleştirdik. Üretim kapasitemizi yıllık 5,2 milyon tona çıkardık. Ayrıca, dijitalleşme projeleri ve sıcak sac haddehanesi geliştirme çalışmaları ile üretim süreçlerinde verimlilik hedeflerimizi sürdürüyoruz. Türkiye çelik sektöründe OYAK, Tosyalı ve Habaş’tan sonra 4. sıradayız.
İlk üçte yer alma hedefiniz var mı?
Amacımız, kalite, sürdürülebilirlik ve kârlılıktır. Şu anki kapasitemiz 5,2 milyon ton. 2025’te 4,2 milyon ton üretimle yılı kapatmayı planlıyoruz. 2024’te 4 milyon ton üretim gerçekleştirdik ve üretimimizin %20-25’ini ihraç ediyoruz.
Sektördeki oyuncu sayısı ve Türkiye’nin durumu nedir?
Türkiye’de şu anda 24-25 büyük oyuncu bulunmaktadır. Üç büyük cevherden üretim yapan tesisimiz var: Kardemir, Erdemir ve İsdemir. Bunun dışında, elektrik ark ocağı yöntemiyle üretim yapan 20’den fazla üretici bulunmaktadır. 1980 sonrası ihracatla ivme kazanan çelik sektöründe, Türkiye bugün dünya genelinde 7. ve Avrupa’nın en büyük çelik üreticisidir. Bu yıl toplam üretimimiz 36 milyon tonun üzerine çıkacak ancak 2022’de 40 milyon tona ulaşmıştık. Çelik, birçok sektörün temeli durumundadır.
Çolakoğlu’nun ürün yelpazesinde katma değerli çeliklerin payı artıyor mu?
Rakiplerimize göre daha temiz çelik üretme avantajımız var. Yıllarca ürünlerimizi tanıtmak için Alman pazarına girmeye çalıştık. Son üç yılda emisyonlarımızın alternatiflere göre çok daha düşük olması, Avrupa’daki tüketicilerin ilgisini çekti. Bu durum, pazar payımızı artırmamıza yardımcı oldu. Özellikle otomotiv yan sanayinde daha fazla pay almak istiyoruz.
150’den fazla ülkeye ihracat yapıyorsunuz. Hangi pazarlar en güçlü ve hızlı büyüyenler?
2024-2025 döneminde küresel çelik piyasalarında dalgalanmalara rağmen geniş ihracat ağımızı korumayı başardık. Türk çelik ihracatçılarının en önemli pazarı olan AB’de korumacılık önlemleri nedeniyle ticaret zorlaşsa da katma değerli üretimimiz sayesinde Avrupa’da özel kalite gerektiren alanlarda sürekliliğimiz artıyor. İhracat hacmimiz, bölgesel yakınlık ve esnek üretim kabiliyetimiz sayesinde artış gösteriyor. İhracatta dönem dönem 1 milyar dolara kadar yaklaştık ancak şu an 500 milyon dolar civarında bir hacmimiz var.
2025 yılı cirosunu hangi seviyede kapatmayı planlıyorsunuz?
2024’te İSO500’de 14. sırada yer aldık ve 88,5 milyar TL’lik ciromuz 2025’te de benzer seviyelerde kalacak. Çelik fiyatları global ölçekte dalgalandığı için bu durum ciromuzu etkiliyor. Çelik fiyatları zaman zaman 1.000 dolara çıkarken, bazen 500 dolara düşüyor. Bu nedenle, çelikte hesap yaparken ton üzerinden gideriz. Üretimimiz, geçen yıla göre 2025 sonunda %5-10 artış gösterecek.
Enerji fiyatları düşük mü seyrediyor?
Enerji fiyatlarımız, kWh başına 4 cent civarındaydı; bugün ise 8-9 cent seviyesine yükseldi. İşçilik maliyetleri de son 5 yılda dolar bazında 3 kat arttı. Ocak ayında yeni toplu iş sözleşmemiz imzalanacak ve bu da işçilik maliyetlerini artıracak.
Dünya Çelik Birliği Başkanlığı Türkiye’ye fayda sağlayacak mı?
Türkiye, global ölçekte önemli bir oyuncu. Bu nedenle gelişmeleri yakından takip etmek ve söz sahibi olmak elzem. 2020’den bu yana Dünya Çelik Birliği’nin icra kurulundayım ve bu durum Türkiye’nin Avrupa’daki konumunu güçlendiriyor.
Ajandanızın en önemli maddeleri nelerdir?
Ajandamın en önemli maddesi, yaptığımız işi sürdürülebilir bir temele oturtmaktır. Bugünkü koşullarda uzun vadeli plan yapabilmek zor. Her sabah yeni bir senaryo yazmak zorunda kalıyoruz. Sağlıklı bir kâr yaratmalıyız ki sürdürülebilir olalım.
Çelik sektörü son yıllarda neden dalgalı?
Çin’deki fazla kapasite, çelik piyasalarında olumsuz etkilere yol açıyor. Dünya genelinde korumacılık politikalarının artması, rekabeti kızıştırıyor. Çin, devlet teşviki ile maliyetlerini düşürerek rekabet avantajı sağlıyor.
Türkiye’deki çelik eşya üreticileri bu durumu nasıl değerlendiriyor?
Fiyatlar nedeniyle ithalat yapma isteği artıyor. Ancak uygulanan vergiler, bu durumu dengelemekte yetersiz kalıyor.
Türkiye’deki korumacılık yeterli mi?
Mevcut koruma önlemlerinin yetersiz olduğunu düşünüyoruz. Avrupa ve Amerika’daki korumacılık önlemleri çok daha katı ve sonuç verici. Avrupa Birliği, sektörü 6 yıldır koruyor ve önümüzdeki yıl uyguladığı kotaları yarı yarıya düşürmeyi planlıyor.
Çin’in agresif ihracat politikası Türkiye için ne gibi riskler taşıyor?
Türkiye’nin ticaretinin büyük bir kısmı Avrupa Birliği ile yapılıyor. İthalat kotalarının düşmesi, Türk çelik ihracatını olumsuz etkileyebilir.
Türkiye’nin çelik pazarında korunma ihtiyacı var mı?
Kesinlikle. Dışarıdan gelen ürünlerin yarattığı haksız rekabeti önlemek için genel bir korumacılık politikası gerekmektedir.
Çolakoğlu ve Türk çelik sektörü için en büyük hedefiniz nedir?
Sürdürülebilir, sağlam ve rekabet gücünü koruyan bir çelik üretimi hedefliyorum. Çeliğe olan ihtiyaç her zaman devam edecek.
Bu sorunlar aşılırsa Türkiye çelik sektöründe nereye gelebilir?
Kore’yi geçme potansiyelimiz var. Önemli olan, kârlı bir sektör olabilmektir.
Sanayicilerin yatırım yapma durumu nedir?
Bugünkü belirsizlikler nedeniyle sanayicilerin yatırım yapma isteği azalmış durumda. İthalatın toplam tüketimin %50’sini aşması, dış ticaret dengesinin negatif hale gelmesi yatırım yapmayı zorlaştırıyor.
Yurt dışına yatırım planlarınız var mı?
Şu an için yurt dışına yatırım planımız yok, ancak fırsatları her zaman değerlendiriyoruz.
Karbon emisyonu ve Türkiye’nin avantajları nelerdir?
Türkiye, çeliği hurdayla üreterek daha düşük emisyon oranlarına sahip. Avrupa’nın karbon emisyonları Türkiye’ye göre daha yüksektir.
Sonuç olarak, Türkiye’nin çelik sektörü için gelecekte ne bekliyorsunuz?
Türkiye, çelik sektöründe sürdürülebilir ve kârlı bir büyüme hedeflemelidir. Ancak bu hedefe ulaşmak için koruma önlemleri ve adaletli rekabet şarttır.




