COP31 Türkiye İçin Tarihi Bir Dönüm Noktası Olabilir

COP31, Türkiye’nin kömürden çıkış kararı alması için kritik bir fırsat sunuyor. İklim Ağı, zirveden somut adımlar bekliyor.

İklim Ağı, Türkiye’de iklim alanında faaliyet gösteren 16 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle oluşturulmuş bir platformdur. Bu ağ, Kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, beklentilerini kamuoyuyla paylaştı. Ağın temsilcileri, bu zirvenin Türkiye için tarihi bir dönüm noktası olması gerektiğini vurgulayarak, kömürden çıkış kararının konferansın en somut çıktısı olmasını talep etti.

İstanbul Beyoğlu’nda düzenlenen toplantıda, COP31 gündeminde yer alması beklenen konular arasında Türkiye’nin iklim krizi karşısındaki hassasiyeti, fosil yakıtların terk edilmesinin önemi ve küresel ısınmanın 1,5 derece sınırının korunması gibi başlıklar ele alındı.

“Kömürden Çıkış Kararı En Önemli Beklentimiz”

İklim Ağı’nın kurucularından olan WWF Türkiye İklim ve Enerji Programı Kıdemli Uzmanı Pınar Ceren Gayretli, toplantının ardından yaptığı açıklamada, ağın ana hedefinin küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlamak için Türkiye’de bilimsel ve gerçekçi emisyon azaltım politikalarının uygulanması olduğunu ifade etti. Gayretli, “COP31’den en büyük beklentimiz, Türkiye’nin kömürü zirvede bırakmasıdır. Kömürden çıkış kararı bekliyoruz” diyerek, Türkiye’nin zirveye başkanlık eden bir ülke olarak güçlü bir siyasi irade göstermesi gerektiğini belirtti.

Gayretli, Türkiye’nin bir fosil yakıt ülkesi olmadığını, ancak iklim değişikliğinin etkilerini en yoğun şekilde hisseden ülkeler arasında yer aldığını vurgulayarak, “İklim değişikliğinin etkileri devam ettiği sürece, en çok zarar görecek ülkelerden biri olacağız. Bu dönüşümü başlatan öncü ülkelerden biri olabiliriz” dedi.

İklim Kanunu Üzerine Eleştiriler

İklim Ağı temsilcileri, Meclis’e sunulan İklim Kanunu teklifi hakkında da görüşlerini paylaştı. Gayretli, kanunun en önemli eksikliğinin net bir emisyon azaltım hedefinin bulunmaması olduğunu belirtti. Komisyon görüşmelerinde sivil toplumun aktif rol aldığını kaydeden Gayretli, yapılan girişimler sonucunda emisyon ticaret sistemine dair tanımın değiştirildiğini ve sistemden elde edilecek gelirin bir kısmının adil geçiş mekanizmalarına yönlendirilmesine yönelik düzenlemelerin eklendiğini aktardı.

“Türkiye’nin İklim Karnesi Zayıf”

Türkiye’nin iklim krizinin etkilerini yoğun bir şekilde yaşadığını belirten Gayretli, artan orman yangınları, aşırı hava olayları, sıcak hava dalgaları ve gıda güvenliği risklerinin artık yapısal bir tehdit haline geldiğini ifade etti. Ancak mevcut iklim performansının yetersiz olduğunu savundu. Doğal alanların korunması ve korunan alanların hem sayısının hem de niteliğinin artırılması gerektiğini vurgulayan Gayretli, sivil toplum kuruluşlarının İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu’na dahil edilmesi yönünde resmi bir talepte bulunduklarını da sözlerine ekledi.

İklim Ağı temsilcilerine göre, COP31 yalnızca diplomatik bir ev sahipliği değil, aynı zamanda enerji politikalarında yön değişikliğini ilan edebileceği kritik bir eşik niteliği taşıyor. Zirveden çıkacak kararların, Türkiye’nin uzun vadeli iklim ve enerji stratejisini doğrudan etkilemesi bekleniyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu