Çanakkale, Yeni Kömürlü Termik Santral Projesine Karşı Çıkıyor

Çanakkale’de halk forumunda yeni kömürlü termik santral projesinin iptali talep edildi. İklim ve sağlık etkileri ele alındı.

Çanakkale’de, Cengiz Holding’e ait CENAL Kömürlü Termik Santralı’nın kapasite artışı için izin süreci devam ederken, “Kömürsüz Çanakkale” sloganıyla düzenlenen halk forumunda projenin derhal iptal edilmesi talep edildi. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile İda Dayanışma Derneği’nin öncülüğünde Halk Bahçesi’nde 25 Temmuz Cumartesi günü gerçekleştirilen foruma, Muğla’dan MUÇEP, Kahramanmaraş’tan Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu gibi çeşitli derneklerin yanı sıra meslek odaları, ulusal ve uluslararası iklim sivil toplum temsilcileri ve uzmanlar katıldı.

Forumda, “kapasite artışı” olarak tanıtılan projenin aslında yeni bir ithal kömürlü termik santral inşaatı anlamına geldiği vurgulandı. Projenin iklim değişikliği, halk sağlığı ve bölgenin geleceği üzerindeki olumsuz etkileri masaya yatırıldı. Çanakkale’nin Karabiga beldesinde, 1320 MW kurulu güce sahip olan CENAL Termik Santralı’na eklenmesi planlanan 1050 MW gücündeki yeni bir ünite için izin süreci başlatıldı. Şirketin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yaptığı Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) başvurusu sonucunda, 30 Haziran’da halkın katılım toplantısı gerçekleştirildi. 2017 yılında üretime başlayan CENAL kömürlü termik santralına karşı 2012-2019 yılları arasında birçok dava açılmış ve kazanılmıştı; ancak şirket, 2019 yılında yeni bir ÇED olumlu kararı alarak faaliyetlerine devam etti.

Forumda konuşan uzmanlar, Çanakkale’nin Türkiye’deki kömürlü termik santralların en yoğun bulunduğu illerden biri olduğunu hatırlatarak, il sınırları içinde faaliyet gösteren beş kömürlü termik santralin, 2020 yılına kadar hava kirliliği nedeniyle en az 3.167 erken ölüme yol açtığını ve sağlık etkilerinin ekonomik maliyetinin yaklaşık 7 milyar dolar olduğunu belirtti.

COP31 Ev Sahipliği ile Proje Çelişiyor

Çanakkale Tabip Odası’ndan Ayşe Güneş, santralların sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, “Kömürlü termik santralların saldığı gazlar ve partiküller vücudumuza girerek bizi zehirliyor. Vücudumuzun bu zehirlere karşı bir korunma mekanizması yok. Bu nedenle kömür bölgelerinde yaşayanlarda kanser, KOAH, astım gibi birçok hastalıkta artış var. Tüm dünyada kömürden çıkış kararları alınırken, biz neden yenilerini yapıyoruz?” dedi. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden Süheyla Doğan, Türkiye’nin COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yaparken yeni bir kömürlü termik santral projesini gündeme getirmesinin büyük bir çelişki olduğuna dikkat çekti.

Doğan, “Çanakkale’de daha önce Çırpılar Termik Santrali projesini muhtarlarımızla, yerel ve ulusal sivil toplum örgütleriyle omuz omuza vererek durdurduk. Ancak CENAL’de aynı sonucu alamadık. ÇED olumlu kararının iptali için dava açtığımızda şirket santralin inşaatını çoktan tamamlamıştı. Sonuç olarak antik bir kentin yanı başında, derin deniz deşarjıyla denizi kirleten ve tarımı olumsuz etkileyen bu santrale engel olamadık. Ama yeni ünitenin yapılmaması için sonuna kadar mücadele edeceğiz. COP31’e ev sahipliği yapan Türkiye’nin bir yandan iklim liderliğinden söz ederken diğer yandan yeni bir kömürlü termik santral projesini gündeme getirmesi büyük bir çelişkidir. Bu çelişkiyi kabul etmiyoruz; Karabiga’nın havasını, suyunu ve toprağını birlikte savunacağız.” şeklinde konuştu.

İda Dayanışma Derneği’nden Pınar Bilir, bugüne kadar 14 termik santral projesine karşı dava açtıklarını belirterek, “İda Dayanışma Derneği olarak yıllarca kentimizde ekolojik haklar konusunda çalışmalar yürütmekteyiz. Metalik madencilik projeleri ve termik santral projeleri bu mücadelenin başında gelmektedir. Bugüne kadar 14 termik santral projesine karşı dava açtık. Cengiz Holding ve Alarko işbirliği ile yürütülen, şimdi yalnızca Cengiz Holding’e ait olan CENAL Termik santrali ile mücadeleyi de kuruluş aşamasından beri takip etmekteyiz. Yapılan projelerde sağlık etki değerinin değerlendirilmediği ve kümülatif etkinin dikkate alınmadığı bu yeni projelerde halk sağlığı ve ekosistemin korunması adına yerel ve ulusal örgütlerle birlikte yeni bir mücadelenin içinde yer aldığımızı bildiriyoruz.” dedi.

“Toprağımızı Koruyacağız”

Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan Mehmet Dalkanat, Afşin Elbistan’da iki yeni ek üniteyi iptal ettirdiklerini hatırlatarak, “Afşin-Elbistan’da mücadeleye, arkadaşlarımız birer birer kanser olduktan sonra başladık. O günlerde bir şeyi değiştirebileceğimize dair umudumuz çok azdı. Ama yıllarca süren mücadelemizin sonunda önemli bir zafer kazandık. O zafer bize bir şeyi gösterdi: Halk bir araya geldiğinde, vazgeçmediğinde en büyük projeler bile durdurulabiliyor. Bugün aynı dayanışmayı büyütmek için Karabiga’dayız. Çünkü biliyoruz ki Karabiga’nın mücadelesi sadece Karabiga’nın değil; temiz havayı, sağlıklı yaşamı ve çocuklarımızın geleceğini savunan herkesin mücadelesidir. Afşin-Elbistan’da nasıl omuz omuza durduysak, bugün de Karabiga halkının yanındayız. Yeni kömür projelerine karşı birbirimizin sesini büyütmeye, umudu paylaşmaya ve bu toprakları birlikte korumaya geldik.” dedi.

Forumda, Türkiye’nin 2026 yılında COP31 İklim Zirvesi’ne başkanlık yaptığı bir dönemde yeni ithal kömür yatırımlarının gündeme gelmesinin uluslararası iklim taahhütleriyle çeliştiği vurgulanarak, projenin derhal iptal edilmesi talep edildi. Türkiye’de şu anda 30 MW ve üzeri kurulu güce sahip 37 aktif kömürlü termik santral bulunuyor ve toplam kurulu güç yaklaşık 20,8 GW olarak hesaplanıyor.

Katılımcılar, yaşam alanlarını, sağlığı ve iklimi ilgilendiren böylesine önemli projelerde halkın karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanmasının demokratik bir gereklilik olduğunu vurgulayarak, projeye karşı hukuki ve toplumsal mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu