Zeytin Üretiminde Tarihi Rekor Beklentisi ve Sektörün Geleceği
2026 yılında zeytin üretiminde rekor seviyelere ulaşılması bekleniyor. Sektördeki gelişmeler ve üretim stratejileri ele alındı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan ilk tahminler, 2026 yılında zeytin üretiminde önemli bir artış olacağını gösteriyor. Zeytin üretimi, bir yıl yüksek olduğunda ertesi yıl genellikle düşüş gösteriyor. Bu durum, üretim fazlasının olduğu yıllara “var yılı”, az olduğu yıllara ise “yok yılı” deniyor. 2026 yılı, zeytin için var yılı olarak değerlendiriliyor ve bu nedenle yüksek bir üretim bekleniyor.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nde düzenlenen basın toplantısında, sektörün mevcut durumu ve bu yılki rekolte hakkında çeşitli değerlendirmeler yapıldı. Tarımda birçok üründe üretim artışı beklenirken, TÜİK’in açıkladığı 2026 yılı Bitkisel Üretim 1. Tahmini, 2025 yılı ile karşılaştırıldığında birçok üründe dikkat çekici bir artış öngörüyor.
2025 yılında yaşanan iklim olayları, zirai don ve kuraklık gibi etkenler nedeniyle tarım sektörü %8,8 oranında küçülmüştü. Ancak 2026 yılında, yağışların artması ve kuraklık riskinin olmaması nedeniyle üretimde bir artış bekleniyor. Zeytin üretiminde, 2025 yılında 2 milyon 450 bin ton olan üretimin 2026’da %55,7 oranında artarak 3 milyon 814 bin tona ulaşması tahmin ediliyor. Önceki en yüksek üretim ise 2024 yılında 3 milyon 750 bin ton olarak kaydedilmişti.
TÜİK’in yaptığı bu tahminler henüz ilk aşamada. Temmuz ve Ağustos aylarını geçmeden zeytin üretimi hakkında kesin bir veri sunmak mümkün değil. Ancak sahadan alınan bilgiler, yüksek bir üretim olacağını gösteriyor. Türkiye’nin zeytin üretimindeki bu artışın nasıl değerlendirileceği üzerine düşünülmesi gereken bir konu.
Mehdi Eker’in Tarım Bakanlığı döneminde 2009 yılında belirlenen beş yıllık strateji, Türkiye’nin zeytin dikim alanını 1 milyon hektara, zeytin ağacı sayısını 180 milyona, sofralık zeytin üretimini 650 bin tona, yağlık zeytin üretimini 2,5 – 3 milyon tona ve zeytinyağı üretimini 750 bin tona çıkarmayı hedefliyordu. Bu hedeflere 2024 yılı itibarıyla büyük ölçüde ulaşılmış durumda. Ancak, kişi başına zeytinyağı tüketimi hala 2 litre civarında kalmış durumda.
Artan zeytin ve zeytinyağı üretiminin nasıl değerlendirileceği konusunda ise yeterli planlama yapılmadığı için üreticiler, “ürünümü satamam, fiyat düşer” endişesi yaşıyor. Tarım Bakanlığı, 2009 yılında bu hedefleri açıklarken, Türkiye’nin 750 bin ton zeytinyağını nasıl pazarlayacağına dair planlamaların yapılması gerektiğini vurgulamıştı. Ancak bu uyarılar dikkate alınmadı ve son yıllarda varilli ve dökme yağ ihracatına yasaklar getirildi. Bu yasaklar, Türkiye’nin mevcut pazarlarını kaybetmesine neden oldu.
Basın toplantısında Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, zeytin ve zeytinyağının ülke ekonomisi için stratejik bir öneme sahip olduğunu belirtti. Uygun, Türkiye’nin zeytinlik alanlarının genişlediğini ve sofralık zeytinde dünya birincisi, zeytinyağında ise ikinci sıraya yükseldiğini ifade etti. Ancak, ihracat politikalarında yaşanan sorunlar ve maliyet baskıları, sektörün karşılaştığı zorluklar arasında yer alıyor.
2026 yılı itibarıyla zeytin ve zeytinyağı ihracatının 260 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiği belirtilirken, geçen sezonla kıyaslandığında toplam ihracat gelirlerinde %34 oranında bir düşüş yaşandığı kaydedildi. Zeytinyağı ihracatında ise değer bazında %62’lik bir düşüş yaşandı. Uygun, bu durumu aşmak için dökme ve ambalajlı ürün dengesinin serbest piyasa koşullarında yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Önümüzdeki dönemde Türkiye, tarihinin en yüksek zeytin rekoltelerinden birine hazırlanıyor. Üretim bölgelerinden gelen veriler, bu sezonun güçlü bir rekolteye işaret ettiğini gösteriyor. Ancak, bu bolluğun doğru yönetilmemesi durumunda, üreticiler için fiyat krizine yol açabileceği uyarısında bulunuldu. Ayrıca, iç piyasada üretici fiyatlarının maliyetlerin altına düşmesini engelleyecek mekanizmaların devreye alınması gerektiği ifade edildi.
Üretim maliyetlerindeki artışlar, enerji, işçilik, sulama ve lojistik gibi alanlarda ciddi bir baskı oluşturuyor. Bu nedenle, maliyet-kur dengesinin yeniden değerlendirilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılması gerektiği belirtildi. Sektörün geleceği için, zeytin ve zeytinyağına yönelik desteklerin artırılması ve dijital takip sistemlerinin kurulması da önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak, zeytin ve zeytinyağı üretiminde tarihi bir rekor bekleniyor. Ancak, artan üretimin doğru bir şekilde değerlendirilmesi için zaman kaybetmeden gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Üreticilerin zarar görmemesi için uygun fiyat politikalarının uygulanması ve ihracatın desteklenmesi büyük önem taşıyor.




