BIST 30, Dünya Piyasalarında İlk 10’a Girdi

BIST 30, jeopolitik baskılara rağmen ilk çeyrekte önemli bir yükseliş göstererek dünya genelinde en çok kazandıran borsalar arasında yer aldı.

Yurt içi hisse senedi piyasaları, mart ayında Orta Doğu’daki jeopolitik gerginliklerin yarattığı baskılara rağmen, yılın başında elde ettiği yükseliş momentumunu ilk çeyrek boyunca sürdürdü. Borsa İstanbul’da işlem gören ve piyasa değeri ile likiditesi yüksek olan BIST 30 endeksi, 2025 yılını 12.223,61 puandan kapattıktan sonra 2026’nın ilk çeyreğinde 14.518,03 puana çıkarak yatırımcısına yüzde 18,77 oranında kazanç sağladı. Bu performans, endeksi dünya genelinde en çok kazandıran borsalar arasında ilk 10’a yerleştirdi.

Aynı dönemde, dolar bazında yüzde 14,7 değer kazanan BIST 30, küresel ölçekte en iyi performans gösteren endeksler arasında kendine yer buldu. Bu güçlü seyir, yatırımcılara önemli kazançlar sundu. Öte yandan, ABD’nin New York borsası ve Asya ile Avrupa’daki birçok endeks, bu süreçte düşüş eğiliminde hareket etti.

BIST 100 endeksi, 2025 yılını 11.261,52 puandan kapatırken, ilk çeyreği 12.790,98 puandan tamamlayarak yüzde 13,6 oranında bir artış gösterdi. Ocak ayında kaydedilen yüzde 22,9’luk artış, endeksin Kasım 2022’den bu yana en güçlü aylık performansını sergilemesine olanak tanıdı.

BIST 100 endeksi, şubat ayında yabancı yatırımcıların devam eden girişi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerini artırma çabalarıyla 14.532,67 puana çıkarak tarihi zirveye ulaştı. Dezenflasyon sürecinin güçlü şekilde devam edeceğine dair yönlendirmeler de endekste alım yönlü hareketleri destekledi.

Mart ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu’daki gerilim, küresel piyasalarda ciddi satış baskısı oluşturdu. Bu jeopolitik riskler, küresel piyasalardaki toplam değerin son bir ayda yaklaşık 14 trilyon dolar azalmasına neden oldu. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisi, petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareketleri tetikleyerek, küresel enflasyon görünümünde ve merkez bankalarının politikalarında belirgin değişiklikler yaşanmasına yol açtı.

ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, yüzde 4,48702 seviyesine çıkarak Temmuz 2025’ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. Dolar, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin petrol fiyatları üzerindeki etkisiyle diğer para birimleri karşısında değer kazanırken, dolar endeksi de 100 seviyesindeki güçlü seyrini korudu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yurt içindeki ekonomik gelişmelere hızlı bir şekilde yanıt vererek, küresel dalgalanmalara karşı daha dirençli bir görünüm oluşturmayı başardı. Küresel risklerin artmasıyla birlikte güçlenen dolar endeksi, diğer varlıkların seyrini de etkiledi. Bu bağlamda, TCMB, finansal piyasalardaki gelişmeleri dikkate alarak önlemler almaya devam ediyor. Türk lirası likidite yönetiminde esneklik sağlamak amacıyla Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap işlemlerine başlayan TCMB, bu adımla kredi ve faiz tarafındaki oynaklığı azaltmayı ve Türk lirası üzerindeki baskıyı hafifletmeyi hedefliyor.

Bu önlemler, piyasalardaki Türk lirası sıkışıklığını önleyecek ve bankaların likidite sorunları yaşamalarının önüne geçecektir. Böylece kredi koşulları daha makul hale gelecektir. TCMB’nin bu hamlesi, hem bankacılık sistemindeki Türk lirası likiditesinin desteklenmesi hem de döviz rezervlerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bu süreçte, yurt dışında yerleşik kişiler, 27 Mart haftasında 137,1 milyon dolarlık hisse senedi alırken, 1 milyar 369,9 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 78,1 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu