İran Savaşı’nın Gölgesinde Dubai: Rüya Sona mı Eriyor?
İran savaşı, Dubai rüyasının sona erip ermediğini tartışmaya açtı. Uzmanlar, rüyanın askıda olduğunu savunuyor.
Dünya genelinde yayımlanan haberler, İran savaşı nedeniyle Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) lüks yaşamı simgeleyen “Dubai rüyası”nın sorgulanmaya başlandığını gösteriyor. DW yazarı Cathrin Schaer, “Savaş Dubai rüyasını gerçekten bitirdi mi?” sorusunu ele alıyor.
Ayrıca, ABD merkezli New Yorker dergisi, “Dubai’nin sarsılan güvenli liman itibarı” başlığıyla dikkat çekerken, New York Times’tan bir yazar da “Bu Dubai’nin sonu olabilir mi?” sorusunu gündeme getiriyor. Britanya’nın Daily Mail gazetesi, Dubai’de lüks bir yaşam süren influencerların şehri terk etmek zorunda kalmasını ele alarak “Dubai göçü” ve “influencerların çöken hayalleri” hakkında birçok haber yayımladı.
İran saldırıları sonrası sosyal medyada hasar gören şehir görüntülerini paylaşan influencerların gözaltına alınması, “rüyanın bitişi” sürecinin bir parçası olarak öne çıkıyor. “Detained in Dubai” adlı hukuki yardım kuruluşunun bildirdiğine göre, aralarında Avrupalıların da bulunduğu 100’den fazla kişi, BAE yetkilileri tarafından siber suç ve ulusal güvenlik yasaları çerçevesinde gözaltına alındı. Bu kişilerin, suçlu bulunmaları durumunda ağır para cezaları veya hapis cezaları ile karşılaşabilecekleri belirtiliyor.
BAE Savunma Bakanlığı, İran’ın savaşın başlangıcından bu yana ülkeye 2 bin 200’den fazla drone ve 500’den fazla füze saldırısı gerçekleştirdiğini duyurdu. Bu saldırılardan bazıları Dubai Uluslararası Havalimanı’nı, bazıları ise otel ve yerleşim alanlarını hedef aldı. Ancak BAE yetkilileri, Dubai’de yaşamın normal ve güvenli bir şekilde devam ettiğini vurgulamaya çalışıyor. İşletmelerin faaliyetlerine devam etmesi yönünde talimatlar verilirken, yetkililer alışveriş merkezlerini ziyaret ediyor.
Bazı BAE medya kuruluşları ve sosyal medya hesapları, “hayatın normal seyrinde devam ettiğine ve Dubai’nin hâlâ güvenli olduğuna” dair söylemleri destekliyor. Ancak savaşın Dubai’ye ciddi ekonomik zararlar verdiği de aşikâr. BAE’nin petrol gelirlerinin büyük kısmı Abu Dabi Emirliği’nde bulunuyor; dolayısıyla Dubai, gelirini turizm, finansal hizmetler, teknoloji, gayrimenkul ve lojistik gibi petrol dışı sektörlerden elde ediyor.
Dubai’nin nüfusu yaklaşık 3,8 milyon, ancak bu sayının yalnızca yüzde 10’u yerli BAE vatandaşlarından oluşuyor. Göçmenlerin, yatırımcıların ve turistlerin akışı, nüfus artışını ve dolayısıyla mal ve hizmetlere olan talebi artırarak Dubai’nin ekonomik büyümesini desteklemiştir. Washington merkezli Arap Körfez Devletleri Enstitüsü, 2021 tarihli bir analizinde, “BAE’deki yabancı uyruklu nüfus, ülke içindeki ekonomik gelişme eğilimlerinin merkezinde yer almaktadır” ifadesine yer veriyor. Bu nedenle, yabancıların ülkeden ayrılmasının ekonomide büyük bir etki yaratması muhtemel.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş sonrası, ülkeyi geçici veya kalıcı olarak terk eden yabancıların sayısı henüz netlik kazanmadı; ancak bu sayının on binleri bulduğu bildiriliyor. Turizm akışında da önemli bir azalma yaşandı. Turizm işletmeleriyle yapılan görüşmeler, ziyaretçi sayısında yaklaşık yüzde 80’e varan düşüşler olduğunu ortaya koyuyor. İngiltere merkezli Arabian Gulf Business Insight dergisi, Mart ayında Dubai’deki otel doluluk oranlarının önemli ölçüde düştüğünü aktarıyor. Diğer sektörlerde de kayıplar yaşanıyor; Dubai Borsası’nın kıyaslama endeksi savaş süresince yüzde 16 değer kaybetti. Finans hizmetleri sektöründeki yöneticiler, çalışanlarının evden çalışmasını talep ederken, bazıları çalışanlarını tahliye etti. Emlak fiyatları rekor seviyelerden düşerken, piyasa gözlemcileri alıcıların planladıkları alımlardan vazgeçtiğini belirtiyor.
Uzmanlar İyimser
Bununla birlikte, BAE hükümeti son iki haftada yaklaşık 272 milyon dolarlık bir önlem paketi hazırladı. Bu paket, otel satış ücretleri ve turizm vergileri gibi resmi harçların ödenmesi için üç aylık ek süre tanıyor. BAE yetkilileri ayrıca savaş sona erdiğinde turizmi canlandırmak için finansman sağlamayı planlıyor. Financial Times, hükümetin ülkeden ayrılan yabancıları geri dönmeye ikna etmek amacıyla vergi statüsü ve ikamet kurallarını esnetmeyi düşündüğünü yazdı.
Arap Körfez Devletleri Enstitüsü’nden misafir araştırmacı Robert Mogielnicki, “Finansal açıdan bakıldığında Dubai’nin sonu henüz gelmedi” diyor. DW’ye konuşan Mogielnicki, Dubai’nin ekonomisinin normale dönmesi için büyük bir toparlanma sürecine ihtiyaç duyacağını belirtiyor. Birçok gözlemci, Emirlik’in dayanıklılığı konusunda iyimser olmaya devam ediyor. Bölgenin çatışma sonrası siyasi ekonomisine iyi uyum sağlayan bir Dubai’nin mümkün olduğunu ifade ediyor.
Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde kıdemli araştırma görevlisi olan Karen Young da bu görüşü destekliyor. Young, “Genel görüşüm Dubai’nin toparlanabileceği yönünde. Her zaman bölgesel bir merkez olmaya devam edecek. Dubai, ekonomik özgürlük ve lüksün yanı sıra, bölgedeki pek çok kişinin kendi ülkelerinde deneyimleyemediği güvenilir devlet hizmetleri ile hukuk ve ticari faaliyetlerin istikrarlı bir şekilde yürütülmesini temsil ediyor” diyor. BAE’deki Alman şirketlerine destek veren Alman-BAE Sanayi ve Ticaret Ortak Konseyi Başkanı Martin Henkelmann ise, “Benim değerlendirmeme göre, BAE’nin temel güçlü yönleri hâlâ geçerliliğini koruyor” şeklinde konuşuyor. Henkelmann, BAE’nin mevcut koşullara rağmen hızlı bir şekilde toparlanmak için elverişli bir konumda olduğunu belirtiyor.
“Dubai Rüyası” Bitmedi, Askıda
Savaş döneminde BAE’den gelen ilk ekonomik göstergeler de bu olumlu görüşleri destekliyor. ABD merkezli finansal veri ve analiz şirketi S&P Global, BAE için Mart ayı satın alma yöneticileri endeksini (PMI) yayımladı. Bu endekste, şirketlerdeki satın alma yöneticilerine siparişler ve üretim konusundaki beklentileri soruluyor. Dubai’nin PMI endeksi Şubat ayındaki 54,6 seviyesinden Mart ayında 53,2’ye geriledi. Ancak 50’nin üzerindeki bir PMI endeksi, yine de bir artış olduğunu gösteriyor. S&P Global’in kıdemli ekonomisti David Owen, “BAE’nin petrol dışı özel sektörü, savaşın etkileriyle sarsıldı. Bununla birlikte, birçok şirket için sipariş defterleri dayanıklılığını korudu ve üretim arttı” diyor.
Bunun yanı sıra, Dubai için somut olmayan itibar ve duygusal kayıplar da yaşandı. Alevler içinde yanan otel görüntüleri ve tutuklanan influencerlara dair haberler gibi. Bu kayıpları telafi etmek çok daha zor olabilir. Financial Times, “Yıllar boyunca BAE’nin markası -özellikle Dubai’nin markası- tehlikeli bir bölgede bir istikrar adası olduğu iddiasıyla destekleniyordu” ifadesini kullanıyor. Bu nedenle, yüksek gelirli bireylerin ve lüksü seven influencerların, özellikle başka seçenekleri varsa, aynı sayılarda geri dönüp dönmeyecekleri belirsizliğini koruyor. Mogielnicki, “Hükümetin yabancıları geri getirmek için güçlü teşvikler sunacağını düşünüyorum ve bunun da Dubai için sürekli devam eden bir strateji olacağını” belirtiyor.




