İntihar Önleme Günü restoran kültürünü gündeme taşıdı

İntihar Önleme Günü, uzun çalışma saatleri ve yoğun baskıyla şekillenen restoran kültürünün çalışanların ruh sağlığı üzerindeki etkisini gündeme taşıdı.

Restoran sektöründe yıllarca süren yoğun çalışma temposu, çalışanların ruh sağlığı üzerindeki baskıyı görünür kılıyor. Bir fine dining restoranında yönetici şef olarak çalışan partnerinin mesleki hayatına altı yıl boyunca yakından tanıklık eden yazar, haftada 70 saati aşan çalışma düzeninin yanı sıra kaçırılan tatillerin, özel günlerin ve mutfakta yaşanan her sorunun sorumluluğunun şefe yüklenmesinin yarattığı baskıyı aktarıyor.

Tek bir kötü yorumun bile günlerce etkisini sürdürdüğü belirtilirken, bir müşterinin bulutlu bir gecede gökdelenin yüksek konumundan manzara görülememesini gerekçe göstererek restorana bir yıldız vermesi örnek olarak gösteriliyor. Yazar, daha önce beş yıl garsonluk yapmış olmasına rağmen, kesintisiz performans beklentisi ve kendini feda etme anlayışının mutfak çalışanlarının ruh sağlığını ne ölçüde etkileyebileceğini başlangıçta tam olarak kavrayamadığını ifade ediyor.

10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü, bu deneyimlerin yanı sıra Amerika Aşçılık Enstitüsü İş Gücü Geliştirme ve Sektörel Çözümler Başkan Yardımcısı Chris Aquilino ile yapılan görüşmeyi de yeniden gündeme getirdi. Aquilino aynı zamanda, yiyecek ve içecek sektöründe çalışanlara ücretsiz ruh sağlığı desteği sunan The Burnt Chef Project’in baş elçisi olarak görev yapıyor.

Restoran sektöründe intihar riski

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezlerinin (CDC) yayımladığı en güncel mesleki analize göre, 2021 yılında erkek şefler ve baş aşçıların intihar oranı 100 bin çalışan başına 66,5 olarak kaydedildi. Bu oran, çalışan erkeklerin genelindeki 32 seviyesinin iki katından fazla. Kadın şefler ve baş aşçılarda ise oran 100 bin çalışan başına 32,9 olurken, çalışan kadınların genelindeki oran 8 olarak ölçüldü.

Yazar, eski partnerinin sektörden birden fazla arkadaşını intihar nedeniyle kaybettiğini, buna rağmen yaşanan acının ardından çalışmaya hiçbir şey olmamış gibi devam etmesinin beklendiğini belirtiyor. Risk yalnızca şeflerle sınırlı kalmıyor; erkek ve kadın barmenlerde, erkek aşçılarda ve kadın servis çalışanlarında da intihar oranlarının yükseldiği görülüyor. Yiyecek ve içecek sektörünün tamamında hem erkekler hem de kadınlar için oranların daha yüksek olduğu ifade ediliyor.

The Burnt Chef Project tarafından 1.273 konaklama ve yiyecek hizmetleri çalışanıyla yapılan araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 84’ü kariyerleri boyunca ruh sağlığı sorunları yaşadı. Çalışanların yüzde 46’sı ise ruh sağlığıyla ilgili endişelerini iş arkadaşlarıyla paylaşırken kendilerini rahat hissetmeyeceklerini söyledi.

Çalışanların sosyal hayattan kopması

Uzun çalışma saatleri ve yoğun servis baskısı, restoran çalışanlarının karşılaştığı başlıca stres kaynakları arasında yer alıyor. Ancak sektörün bir başka özelliği de çalışanların, toplumun büyük bölümünün bir araya geldiği zamanlarda iş başında olması. Başkalarının yıl dönümü yemeklerini hazırlayan çalışanlar kendi özel günlerini kaçırabiliyor; cuma akşamları, hafta sonları ve resmî tatillerde çalışırken doğum günü ve düğünlere katılamıyor.

Çalışanların izin günleri bile yalnızlıkla geçebiliyor; çünkü sektör dışındaki yakınları o günlerde çalışıyor olabiliyor. CDC de uzun çalışma saatleri ve vardiyalı düzeni intihar açısından risk faktörleri arasında gösterirken, sosyal bağların ve destekleyici ilişkilerin koruyucu etkisine dikkat çekiyor.

Aquilino, bu kopukluğun ruh sağlığı ve genel iyilik hali üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Kendi kariyeri boyunca ilişkilerini korumaya ve hayatı değerli kılan şeylerden uzaklaşmamaya bilinçli biçimde özen gösterdiğini aktaran Aquilino, iş hayatının kişisel yaşamın tamamını tüketmemesi gerektiğini vurguluyor.

Restoran kültürü değişebilir

Restoran sektöründeki yerleşik çalışma anlayışının değişmez bir kural olmadığına ilişkin örneklerden biri, Oklahoma City’deki Akai Sushi-Ya & Izakaya’da görülüyor. Mekânın sahibi Viet Pham, restoran sektörüne geçmeden önce 20 yıl boyunca tenis akademisi işletmiş. Pham, geleneksel restoran yönetimi yerine antrenörlük deneyiminden yararlanarak çalışanların güçlü yönlerini geliştirmeye odaklanıyor.

Genel müdür Lana Ingram ise daha önce restoran sektörüne dönmemeye karar verdiğini, ancak Pham’ın kendisini yeniden ikna ettiğini söylüyor. Ingram’a göre işletmede, sektörün birçok örneğinde görülen stres ve gerilimden uzak bir çalışma kültürü oluşturulmasına izin verildi.

Bu yaklaşım, restoran işletmenin mevcut uygulamaların aynısını sürdürmeyi zorunlu kılmadığını gösteriyor. Aquilino, yöneticilerin öncelikle çalışanların doğru yaptığı işleri fark etmesini öneriyor. Ona göre çalışanları yalnızca hata yaptıklarında gündeme getiren anlayış yerine, küçük ve kurum kültürünün parçası hâline gelen olumlu değişiklikler benimsenmeli.

Ruh sağlığı da günlük iş konuşmalarının doğal bir parçası olmalı. Yöneticilerin vardiya toplantılarında çalışanlara nasıl olduklarını sorması ve kötü bir gün geçirdiklerini söylemelerini yadırgamaması, ekip içinde açık iletişimi güçlendirebilir. Aquilino, bu tür bir yaklaşımın ekip bağlarını kuvvetlendireceğini ve gerçek bir dayanışma ortamı yaratacağını belirtiyor.

İşletmeler çalışanların izinlerini koruyabilir, önemli yaşam olaylarında mümkün olduğunca esneklik sağlayabilir, kronik biçimde aşırı çalışma düzeninden kaçınabilir, yeterli personel bulundurabilir ve yöneticilere çalışanların ruh sağlığı konusunda eğitim verebilir. Bu adımların tümü, restoran kültürünün daha sağlıklı bir yapıya kavuşmasına katkı sağlayabilir.

Çalışanlar için destek kaynakları

The Burnt Chef Project, konaklama ve yiyecek hizmetleri çalışanlarına günün her saati ücretsiz ruh sağlığı desteğinin yanı sıra eğitim, danışmanlık ve bireylerle işletmelere yönelik çeşitli hizmetler sunuyor. Aquilino, daha sağlıklı bir çalışma kültürü oluşturmak için her zaman yüksek maliyetli yeni bir programa ihtiyaç olmadığını; değişimin insanların birbirine insanî bir anlayışla yaklaşmasıyla başlayabileceğini ifade ediyor.

ABD’de kendisi ya da yakını kriz yaşayan kişiler 988’i arayabilir veya kısa mesaj gönderebilir. Ücretsiz ve gizli destek sunan 988 Yaşam Hattı’na çevrim içi sohbet yoluyla da ulaşılabiliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu