Trump Yolu: Güney Kafkasya’da Barışın Kapıları Aralanıyor
Güney Kafkasya’da barışa giden yolda Trump’ın ekonomik entegrasyon stratejisi nasıl etkili olabilir?
Ermenistan ve Azerbaycan arasında barış sağlanma yolunda önemli adımlar atılırken, ABD destekli bölgesel bağlantı projeleri bu sürecin kalıcı bir hale gelip gelmeyeceğini belirleyecek.
ABD Başkanı Donald Trump, dış politika anlayışında askeri müdahaleler yerine ekonomik entegrasyon ve altyapı yatırımlarını ön plana çıkaran bir yaklaşım benimsiyor. Bu bağlamda, Gazze, Ukrayna ve Suriye gibi bölgelerde de gündeme gelen ‘inşa yoluyla barış’ stratejisinin somut ve kalıcı sonuçlar doğurabileceği tek bölge olarak Güney Kafkasya öne çıkıyor. Ermenistan ile Azerbaycan arasında barışa ulaşılması hiç bu kadar yakın olmamışken, ABD’nin desteklediği projeler bu sürecin sürdürülebilirliğini sağlayacak.
Trump, sık sık ‘savaşları sona erdiren lider’ olduğunu vurgulasa da, 2025 yılı itibarıyla ABD diplomasisi bazı çatışmaların tırmanmasını engellemeyi başardı. Örneğin, Gazze’de sağlanan ateşkes bu çerçevede dikkat çekiyor. Ancak, Trump’ın ‘bitirdik’ dediği çatışmaların çoğu, aslında donmuş krizler olarak varlığını sürdürüyor. Silahlar susmuş olsa da, kalıcı siyasi uzlaşılar ve istikrarlı bölgesel düzenler henüz sağlanabilmiş değil.
Trump yönetimi, bu boşluğu doldurmak için klasik diplomasi yerine ekonomik teşvikler ve altyapıya dayanan bir ‘inşa yoluyla barış’ anlayışını benimsiyor. Bu yaklaşım, diplomatlar ve uluslararası kuruluşlar yerine iş dünyası kökenli özel temsilciler ve büyük projeler üzerinden ilerliyor. Ancak, bugüne kadar bu vizyon çoğunlukla sunum dosyaları ve iddialı maketlerle sınırlı kalmış durumda.
Ermenistan-Azerbaycan meselesi, Trump’ın bahsettiği çatışmalar arasında özel bir konuma sahip. Bunun nedeni, ana toprak ihtilafının fiilen sona ermiş olması. 2023 yılında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ üzerindeki kontrolü yeniden sağlaması ve bölgedeki Ermeni nüfusun zorla göç ettirilmesi, uzun yıllardır süregelen savaşın ana başlıklarını kapatmış durumda.
Bu trajik süreçten sonra, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana ilk kez Ermenistan ve Azerbaycan, yeniden savaştan çok kurumsal bir barışa yaklaşmış görünüyor. Ağustos ayında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Beyaz Saray’da ABD’nin arabuluculuğunda imzalanan bir deklarasyonla kapsamlı bir barış anlaşmasına giden yolu açtılar. Taraflar, Sovyet dönemi sınırlarını esas alarak birbirlerinin toprak bütünlüğünü tanıdılar ve güç kullanımından vazgeçme taahhüdünde bulundular. Geriye kalan meseleler; sınırların netleştirilmesi, bölgesel bağlantı projeleri ve güven artırıcı önlemler, zor ama çözülebilir konular olarak masada duruyor.
Ermenistan’ın Batı’ya yönelme isteği, Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın Washington’daki temaslarında bir kez daha dile getirildi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, barışın sadece bölge için değil, ABD için de bir kazanım olacağını belirtti. Ayrıca, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Şubat ayında Ermenistan ve Azerbaycan’ı ziyaret edecek olması, Washington’un sürece verdiği önemi gösteriyor.
Bu süreçte bölgesel dengeler de önemli bir rol oynuyor. Rusya, 2020 Ermenistan-Azerbaycan savaşı ve Ukrayna’ya yönelik saldırılar sonrasında Güney Kafkasya’daki ‘güvenlik garantörü’ rolünü büyük ölçüde kaybetti. Ne Bakü ne de Erivan, Moskova’nın yeniden bölgeye hâkim olmasını istemiyor. Avrupa Birliği, uzlaşı ve yeniden inşa sürecine destek vermeye hazırken, Türkiye ise Azerbaycan ile olan güçlü ittifakına rağmen, Ermenistan üzerinden Orta Asya’ya uzanan doğu-batı ticaret hatlarının yeniden açılmasını stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyor.
Trump yönetiminin bu süreçteki somut aracı, Ağustos deklarasyonunda bahsedilen ‘Uluslararası Barış ve Refah için Trump Yolu’ (TRIPP) olarak öne çıkıyor. Bu koridor, Azerbaycan’ı Nahçıvan üzerinden Türkiye’ye bağlayan ve Ermenistan’dan geçen bir hat öngörüyor. Pazarlama dili ağır ve tamamen ‘Trumpvari’ olsa da, TRIPP’in özü jeoekonomik bir çerçeve sunuyor. Avrupa’yı Orta Asya’ya bağlayan demiryolu, kara yolu, enerji ve dijital altyapı projeleri, barışı ekonomik karşılıklılık üzerine inşa etmeyi hedefliyor. Bu modelde istikrar, yatırımların ön koşulu haline geliyor.
Güney Kafkasya, Avrupa ile Orta Asya’yı birbirine bağlayan Orta Koridor’un kritik halkası konumunda. ABD, Çin ve Rusya’ya bağımlılığı azaltmak isterken, Orta Asya’nın enerji ve kritik maden kaynaklarına erişimi stratejik önem taşıyor. Ancak bu kaynakların anlamlı olabilmesi için güvenli ve öngörülebilir geçiş yollarına ihtiyaç var. Kalıcı bir Ermenistan-Azerbaycan barışı, bölgeyi bir jeopolitik tıkanma noktasından küresel bir transit merkezine dönüştürebilir. Bu durum, Rusya’nın nüfuzunu zayıflatırken, Türkiye’yi yeni bölgesel ekonomik düzenin merkezine yerleştirebilir.
Türkiye, bu süreçteki vazgeçilmez aktörlerden biri. Ankara, ‘tek millet, iki devlet’ söylemiyle Bakü’ye verdiği desteği sürdürüyor ve Ermenistan sınırının açılmasını nihai barış anlaşmasına bağlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, normalleşme yönünde sembolik adımlar atılacağını belirtse de, tam açılım için temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Buna karşın, Ermenistan üzerinden açılacak ticaret ve transit hatları, Türkiye’nin bölgesel lojistik ve enerji merkezi olma hedefini güçlendirebilir. Washington’un bu noktada Ankara’yı daha hızlı adım atmaya teşvik etmesi kritik bir öneme sahip.
Ermenistan’daki iç siyasi süreç ise kırılgan bir seyir izliyor. Azerbaycan’ın anayasa değişikliği talepleri, yaklaşan seçimler öncesinde Paşinyan için ciddi bir risk oluşturuyor. Muhalefet, süreci ‘karşılıksız taviz’ olarak sunmaya çalışıyor. Barışın ekonomik getirileri hızla görünür olmazsa, uzlaşı zemini daralabilir.
Trump, savaşları durdurmanın önemli olduğunu ifade ediyor. Ancak ekonomik entegrasyonun jeopolitik krizleri kalıcı biçimde çözebileceğini henüz kanıtlamış değil. Güney Kafkasya, bu iddianın sınanabileceği en net dosya olarak öne çıkıyor. Savaş sona erdi, çerçeve hazır, teşvikler uyumlu. Eğer ‘inşa yoluyla barış’ gerçekten yeni bir dış politika doktriniyse, bunun başarılı olabileceği yer Güney Kafkasya olabilir.




