Cüneyt Ali Turgut: Deniz ve Sanatta Özgürlük Hissi

Cüneyt Ali Turgut, deniz ve sanatta özgürlük hissini nasıl deneyimlediğini paylaşıyor.

Mega Metal Yönetim Kurulu Başkanı Cüneyt Ali Turgut, deniz, tekne ve doğa ile olan bağının hayatında denge sağladığını ifade ediyor. Turgut, “Deniz, benim için özgürlük demek” diyerek, teknede olmanın ona keşif ve yenilenme hissi verdiğini belirtiyor.

Turgut, bu özgürlük hissinin sadece denizle sınırlı kalmadığını, kayak yaparken ve sanat eserleriyle etkileşimde bulunurken de kendini gösterdiğini vurguluyor. Kayak yaparken hızlandıkça akışa girmeyi sevdiğini dile getiren Turgut, sanatta ise en çok soyut eserlerin ilgisini çektiğini ifade ediyor. “Bir sanat eserine baktığımda beni en çok etkileyen şey, onu kendi içimde yorumlayabilmek. Bu da benim açımdan özgürlük hissi; zihnim ve hayal gücümün özgürlüğü” diyor.

Cüneyt Ali Turgut ile iş dışındaki yaşamını ve özgürlük hissini konuştuk. İş dünyasının yoğun temposundan çıktığında en çok doğanın kendisini sakinleştirdiğini belirten Turgut, “Doğanın içinde olmak, sesini ve sessizliğini dinlemek huzur verici. Özellikle denizde yaşamak benim için bir yaşam tarzı” diyor. İnsanların yoğunluk içinde sadeleşmeye ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Turgut, doğanın kendisi için bir geçiş alanı olduğunu ifade ediyor.

Çalışma saatleri hakkında, “Yönetim kurulu başkanlarının klasik bir rutini yoktur. Bazen günde 2 saat, bazen 20 saat çalışmak gerekebiliyor. Bu da insanı her an karar vermeye hazır tutuyor” diyor. Güne başlarken bir rutin oluşturduğunu, kahvaltı yapıp günün haberlerine göz attığını belirtiyor. Ancak bu süreçte işini aksatmamaya özen gösterdiğini ekliyor.

İş dışında kalabalık içinde olmayı da yalnız kalmayı da sevdiğini belirten Turgut, yalnız zamanlarında genellikle belgesel ve ilgi çekici konuşmalar izlediğini, yapay zeka konusuna ilgi duyduğunu ifade ediyor. Tarihe olan ilgisi ise Osmanlı, Selçuklu ve Bizans tarihi üzerine yoğunlaşıyor, çünkü tarih ona bugünü anlamak için önemli bir perspektif sunuyor.

Çalışma hayatına genç yaşta başladığını ve her sektörün kendine özgü zorlukları olduğunu belirten Turgut, kayak tutkusunun hayatında önemli bir yer tuttuğunu, geçmişte pist yarışlarında yer aldığını hatırlatıyor. İş hayatındaki yoğun dönemlerin yanı sıra, zaman zaman durup nefes almanın da önemli olduğunu vurguluyor.

Turgut, gençliğinde yapmadığı şeyler için “keşke” dediğini, erken yaşta baba olmanın bazı güzel yanları olsa da çocuklarıyla daha fazla zaman geçiremediğini düşünüyor. Bugün çocuklarının 35 yaşında olduğunu ve geçmişteki zamanı daha iyi değerlendirmek istediğini ifade ediyor.

Denizle olan ilişkisinin 25 yaşında tekne almasıyla başladığını söyleyen Turgut, o günden beri hayatında her zaman bir tekne bulunduğunu belirtiyor. “Deniz, benim için özgürlük demek. İlk kez tekneyle açıldığımda hissettiğim duyguyu hala net hatırlıyorum. Denizdeyken dünyadan uzaklaşmış gibi hissediyorum” diyor. Özellikle güneydeki teknesiyle yeni yerler keşfetmeyi sevdiğini, denizde olmanın bir mücadele gerektirdiğini vurguluyor.

Teknede geçirdiği zamanın iş yoğunluğuna göre değiştiğini belirten Turgut, geçen yıl uzun zamandır hayalini kurduğu Avrupa turunu gerçekleştirdiğini ve bu deneyimin unutulmaz olduğunu ifade ediyor. Bodrum’dan yola çıkarak birçok farklı noktaya uğradığını anlatan Turgut, denizdeki yolculukların sadece bir plan olmadığını, yaşanan anların yolculuğu bambaşka bir hale getirdiğini vurguluyor.

Denizde yaşadığı en ilginç anının, Çeşme’den Mykonos’a geçerken yaşadığı tehlikeli bir deneyim olduğunu belirtiyor. O an denizdeki dalgaların boyunun 10 metreyi bulduğunu ve bu süreçte yalnız hissettiğini aktarıyor. Ancak bu deneyimi sadece zorlu bir anı olarak değil, aynı zamanda öğretici bir süreç olarak değerlendirdiğini ifade ediyor.

Deniz ve iş hayatı arasındaki bağlantıyı da vurgulayan Turgut, doğayla iç içe olmanın kendisine önemli refleksler kazandırdığını düşünüyor. Zamanla yaşadığı deneyimlerin karar verme süreçlerine olumlu yansıdığını belirtiyor.

Kayak tutkusunun da denizle benzerlik taşıdığını ifade eden Turgut, kayak yaparken hızlandıkça özgürlük hissi yaşadığını belirtiyor. Kayak yaparken denge sağlamanın önemine dikkat çekiyor ve güvenlik önlemlerini almayı asla ihmal etmediğini ekliyor.

Deniz ve tekne kültürünün özgürlük anlamına geldiğini vurgulayan Turgut, her an yeni bir rota çizme imkanının kendisine iyi geldiğini belirtiyor. İş dünyası ile deniz arasında benzerlikler gördüğünü, her ikisinin de mücadele, karar verme ve risk hesaplama içerdiğini ifade ediyor. Bu nedenle deniz, sadece bir keyif alanı değil, aynı zamanda hayata dair önemli refleksler kazandıran bir alan olarak görülüyor.

Sanata olan ilgisini de paylaşan Turgut, sergilere gitmeyi sevdiğini, eserlerle karşı karşıya kalmayı tercih ettiğini belirtiyor. Bir sanat eserine baktığında, onun kendisine bir şeyler söylemesi gerektiğini düşünüyor ve bu ilk beş saniyede hissettiği duygunun önemli olduğunu vurguluyor. Takip ettiği sanatçılar arasında Devrim Erbil, Adnan Çoker, Nuri İyem ve Bedri Baykam gibi isimler bulunuyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu