Başaran: Tarımda sınır ötesi yatırımlar kurulmalı

TDTB Başkanı Doğan Başaran, tarımda verimlilik, finansman ve lojistiğin güçlendirilmesi için Türk Dünyası’nı kapsayan sınır ötesi tarım yatırımı çağrısı yaptı.

Konya’da 4-5 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenen TÜFEX Summit 2026 kapsamındaki panelde konuşan Türk Devletleri Tarım Birliği (TDTB) Başkanı Doğan Başaran, tarım sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Tarımda Hassas Verimlilikten Finansta Ölçeklenebilir Büyümeye” temalı etkinlikte Başaran, yalnızca üretim miktarını artırmanın yeterli olmadığını; verinin etkin kullanılması, risklerin ölçülmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve ürünlerin küresel pazarlara ulaştırılması gerektiğini ifade etti.

Başaran’a göre geleceğin tarım işletmeleri, üretim süreçlerini ve verilerini izleyebilen, risklerini öngörebilen, teknolojiden yararlanan ve pazara doğrudan bağlanabilen yapılara dönüşmeli. Çiftçinin de sadece kredi kullanan bir üretici olarak değil, büyüme potansiyeli taşıyan bir tarım işletmesini yöneten aktör olarak ele alınması gerektiğini belirten Başaran, finansman sisteminde teminat merkezli anlayışın yerini giderek veri ve performansa dayalı bir modele bırakmasının önemine dikkat çekti.

Türkiye’nin güçlü üretim kültürüne, geniş ürün yelpazesine ve gelişmiş tarım-gıda sanayisine sahip olduğunu belirten Başaran, sektörün temel sorunlarından birinin üretimin küçük ve parçalı yapısı olduğunu söyledi. Bu durumun makine, depolama, soğuk zincir, enerji, dijitalleşme ve lojistik yatırımlarının maliyetini artırdığını kaydeden Başaran; ortak makine parkları, kooperatifler, üretici örgütleri, sözleşmeli üretim, tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri ve profesyonel işletmelerin aynı zamanda ölçek sağlayan finansman modelleri olduğunu dile getirdi.

Tarımın geleceğinin yalnızca Türkiye’nin sınırları içinde değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Başaran, Orta Asya ve Kafkasya ülkelerinin ortak bir ekonomik yapı içinde ele alınmasını önerdi. Kazakistan’ın arazi ve üretim kapasitesinin, Özbekistan’ın üretim ve işleme gücünün, Azerbaycan’ın lojistik konumunun; Türkiye’nin teknoloji, sanayi, gıda işleme, finans, markalaşma ve küresel pazarlara erişim yetkinliğiyle bir araya getirilebileceğini söyledi.

Bu yaklaşımı “Türk Dünyası Ortak Tarım Havzası” olarak tanımlayan Başaran, amacın her ülkenin aynı ürünleri üretmesi olmadığını belirtti. Ülkelerin hangi alanlarda avantajlı olduğunun ortaya konulması ve bu kapasitenin diğer ülkelerin imkânlarıyla tamamlanması gerektiğini ifade eden Başaran, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında tarımsal işbirliğinin mevcut çalışmaların ötesine taşınması çağrısında bulundu.

Başaran, bir ülkedeki hammaddenin başka bir ülkedeki teknolojiyle işlenebileceğini, üretimin farklı bir ülkenin lojistik ağı üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılabileceğini ve sermayenin bölge ülkelerinde tarımsal yatırımlara dönüşebileceğini söyledi. Bu sistemin işlerlik kazanması için ortak finansman mekanizmalarıyla birlikte bütün ülkeleri kapsayan güçlü bir veri altyapısına ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.

Zengezur bağlantısının da bu ortak ekonomik yapı bakımından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Başaran, söz konusu güzergâhın yalnızca bir ulaşım projesi olarak görülmemesi gerektiğini dile getirdi. Türkiye’nin Iğdır-Dilucu üzerinden Nahçıvan’a, Azerbaycan’ın batı bölgelerine ve Bakü’ye uzanan daha doğrudan bir hatta kavuşmasının ticareti güçlendireceğini ifade eden Başaran, özellikle tarım ve gıda ürünlerinde ulaşım mesafesinin raf ömrü, soğuk zincir giderleri, fire oranı ve pazara erişim süresi üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi.

Karayolu, demiryolu ve havayolunun birlikte kullanıldığı çok modlu bir taşımacılık ağının Türk Dünyası ile Avrupa arasındaki tarımsal ticareti geliştirebileceğini belirten Başaran, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle ilişkilerinde yalnızca ürün satmaya odaklanmaması gerektiğini vurguladı. Başaran, bunun yerine hangi ürünlerin birlikte üretilebileceği ve dünya pazarlarına ortak şekilde nasıl sunulabileceği sorularına yanıt aranması gerektiğini ifade etti.

Bu kapsamda Kazakistan’da üretim ve arazi imkânlarının, Özbekistan’da üretim ile işleme kapasitesinin, Azerbaycan’da ise lojistik ve bölgesel erişim avantajının değerlendirilebileceğini kaydeden Başaran, Türkiye’nin teknoloji, makine, finans, gıda sanayisi, markalaşma ve uluslararası pazarlara ulaşma gücüyle sürece katkı sağlayabileceğini söyledi. Başaran, ülkelerin güçlü yönlerini bir araya getirerek yalnızca karşılıklı ticareti değil, üçüncü ülkelere yönelik ortak ihracatı da mümkün kılacak bir sınır ötesi tarım yatırımı modelinin oluşturulması gerektiğini belirtti.

Türkiye’nin bölgeye sunabileceği en önemli katkılardan birinin üretim kapasitesinin yanı sıra tarım alanında biriktirdiği bilgi ve insan kaynağı olduğunu dile getiren Başaran, farklı iklim ve toprak koşullarında üretim yapılan Türkiye’de önemli bir uygulama deneyimi oluştuğunu hatırlattı. Ziraat mühendisliği, toprak analizi, bitki besleme, bitki koruma, gübreleme, hastalık ve zararlılarla mücadele, verimlilik yönetimi, şeker pancarı, pamuk ve tohumculuk alanlarındaki bu birikimin Orta Asya ve Kafkasya’daki üretim bölgeleriyle buluşturulabileceğini söyledi.

Başaran, Kazakistan’ın arazi ve ölçeği, Özbekistan’ın üretim gücü, Azerbaycan’ın stratejik konumu ile Türkiye’nin teknoloji, insan kaynağı ve tarımsal bilgi birikiminin aynı sistem içinde değerlendirilebileceğini belirterek, bölgesel tarım ekonomisi için kurulması gereken yapının bu ortaklık anlayışına dayanması gerektiğini ifade etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu