İstikbal: ABD’nin Asıl Hedefi İran Değil, Çin ve Avrupa
Cahit İstikbal, ABD’nin Hürmüz krizindeki asıl hedefinin İran değil, Çin ve Avrupa olduğunu belirtti.
Habertürk TV’de Hülya Hökenek’in sunduğu akşam haberlerine katılan denizcilik hukuku uzmanı Av. Kapt. Cahit İstikbal, Hürmüz Boğazı’ndaki mayın krizi ve ABD’nin bölgedeki stratejileri hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İstikbal, Hürmüz krizinin arka planında yatan asıl hedefin Çin ve Avrupa’nın ekonomik olarak zayıflatılması olduğunu ifade etti.
Mayın temizleme sürecinin teknik detaylarına da değinen İstikbal, mayın tarama gemileri aracılığıyla bölgedeki tehditlerin bertaraf edilebileceğini belirtti. İran’ın daha önce kendi karasuları içinde güvenli bir geçiş güzergahı ilan ettiğini hatırlatan İstikbal, bu güzergah üzerinden uluslararası deniz trafiğinin sürdüğünü vurguladı.
Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki ablukasını henüz kaldırmadığını belirten İstikbal, bunun tesadüfi olmadığını ve ABD’nin son on yıllık dış politika pratiğinin bir sonucu olarak gördüğünü ifade etti. İstikbal, ABD’nin uluslararası alanda üç aşamalı bir strateji yürüttüğünü öne sürdü. İlk aşama olarak Rusya-Ukrayna savaşını işaret eden İstikbal, bu süreçte müzakerelerin ABD tarafından engellendiğini ve Avrupa’nın Rus enerjisine kapılarının kapatıldığını savundu.
İkinci aşamada ise uluslararası hukukun askıya alındığını ve Birleşmiş Milletler ile NATO’nun etkisizleştiğini belirten İstikbal, Trump’ın iktidara gelmesinin bu stratejinin önemli bir unsuru olduğunu ileri sürdü. İstikbal, ABD’nin İran ile doğrudan bir husumetinin bulunmadığını, asıl hedefinin Hürmüz üzerinden küresel enerji fiyatlarını yükseltmek olduğunu vurguladı. Ona göre, İran’ın nükleer kapasitesine sahip olması, aslında bir bahane niteliği taşıyor.
İstikbal, Venezuela’dan önce İran’a yönelik hamlelerin yapılmadığını, önce Venezuela petrolünün kontrol altına alındığını ve ardından Hürmüz üzerinden enerji fiyatlarının yükseltildiğini ifade etti. Bu fiyat seviyesinin iki-üç yıl boyunca yüksek kalacağını öngördüğünü belirtti. Ayrıca, Trump yönetiminin NATO’ya yönelik eleştirilerinin bilinçli bir strateji olduğunu ve Avrupa Birliği ülkelerinin askeri harcamalarını artırmayı amaçladığını savundu.
Röportajda Amerikan dolarının uluslararası transferlerdeki payına da değinen İstikbal, doların yüzde elli beş oranında kullanıldığını, Euro’nun payının yüzde on altı, altının payının ise yüzde on sekiz olduğunu belirtti. Altın ve Euro’nun artan paylarının ABD için bir tehdit oluşturduğunu ve bu tehdidin ortadan kaldırılması için rakip ekonomilerin zayıflatılması gerektiğini ifade etti.
İran’ın Hürmüz’ü yeniden açma kararını satranç metaforuyla değerlendiren İstikbal, Tahran yönetiminin bu hamlesinin stratejik bir köşeye sıkıştırma taktiği olduğunu belirtti. Son olarak, yürütülen stratejinin sadece Trump’a ait bir politika olmadığını, Amerikan devletinin kurumsal iradesinin bir yansıması olduğunu vurguladı.




