İran Savaşı, Küresel Çelik Pazarını Olumsuz Etkiledi
İran savaşı, küresel çelik pazarındaki büyüme beklentilerini olumsuz etkileyerek, talep görünümünü düşürdü.
Küresel çelik sektörü, 2022 yılından bu yana yaşanan yapısal değişikliklerin ardından toparlanma aşamasına gelmişken, İran’daki savaş bu süreci olumsuz yönde etkiledi. Orta Doğu’daki artan gerilim, çelik talebinin beklenen artışını daha başlamadan engelleyerek, sektörün büyüme hikayesini ciddi bir tehdit altına soktu. Dünya Çelik Birliği’nin verilerine göre, 2026 yılı için öngörülen küresel çelik talep artışı beklentisi yüzde 1,3’ten yüzde 0,3’e düşürüldü. Mevcut durumda toplam talebin 1,72 milyar ton seviyesinde kalması beklenirken, savaşın özellikle Ortadoğu’daki etkileri bu revizyonun ana sebebi olarak öne çıkıyor. 2027 yılı için yüzde 2,2’lik bir büyüme beklenmesine rağmen, çatışmanın uzaması durumunda enerjiye duyarlı bölgelerde yeni aşağı yönlü revizyonların kaçınılmaz olacağı öngörülüyor.
Savaşın etkileri en belirgin şekilde Orta Doğu’da hissediliyor. Normal koşullarda güçlü bir büyüme potansiyeline sahip olan bu bölge, çatışmalar nedeniyle 2026 yılında ciddi bir talep daralmasıyla karşı karşıya kalacak. Enerji arzındaki bozulma ve yatırım akışlarındaki aksamalar, çelik tüketimini doğrudan etkiliyor. Bu durum, gelişmekte olan ekonomilerde genel büyümenin de yavaşlamasına yol açıyor. Çin hariç gelişen ülkelerdeki talep artışı, yüzde 5’lerden yüzde 2,5 seviyesine gerilemiş durumda.
Küresel çelik talebindeki yavaşlamaya rağmen Hindistan, pozitif bir ayrışma gösteriyor. Ülkenin çelik talebinin 2026 yılında yüzde 7,4, 2027’de ise yüzde 9,2 oranında büyümesi bekleniyor. Altyapı yatırımları, demiryolu projeleri ve otomotiv sektöründeki genişleme, Hindistan’ı çelik pazarının en güçlü büyüme motoru haline getiriyor.
Afrika’da ise çelik talebi istikrarlı bir artış sergiliyor. 2026 yılında yüzde 3,8 büyüme beklenen kıta, kentleşme ve altyapı yatırımları sayesinde küresel talepte giderek daha önemli bir rol üstleniyor.
ABD, çelik talebinde görece daha dirençli bir yapıya sahip. 2026 yılında yüzde 1,7 büyüme beklenirken, bu artışın altyapı harcamaları ve teknoloji yatırımlarıyla desteklenmesi öngörülüyor. Ancak yüksek faiz oranları ve maliyet baskıları, büyümenin hızını sınırlayan temel faktörler arasında yer alıyor.
Avrupa’da ise uzun süreli daralmanın ardından sınırlı bir toparlanma sinyali görülüyor. AB ve Birleşik Krallık’ta talebin 2026 yılında yüzde 1,3 artması beklenirken, enerji fiyatlarına olan hassasiyet önemli bir risk teşkil ediyor. Rusya-Ukrayna krizinin ardından enerji esnekliğini artıran bölge, İran geriliminin uzaması halinde yeniden baskı altında kalabilir.
Dünyanın en büyük çelik tüketicisi olan Çin’de ise durum farklı bir seyir izliyor. Gayrimenkul krizinin etkileri devam etse de, daralmanın 2026 yılında yüzde 1,5 seviyesine kadar yavaşlaması bekleniyor. Altyapı yatırımları ve ihracat destekli üretim, talepteki düşüşü sınırlarken, piyasa artık sert gerilemeden ziyade bir denge arayışı sürecine girmiş durumda. 2027 yılı için talebin yatay seyretmesi öngörülüyor.




