İsrail’de Basına Uygulanan Askeri Sansür: 5 Bin Haber Engellendi

İsrail’de askeri sansür uygulamaları 2025’te 5 binden fazla haberi etkiledi. Basın özgürlüğü endeksinde gerileme gözlemleniyor.

İsrail’de askeri sansür uygulamaları, 2025 yılı itibarıyla 5 binden fazla haberin yasaklanmasına veya içeriğinin değiştirilmesine yol açtı. +972 Magazine’in aktardığı verilere göre, askeri istihbarat, özellikle İran ile yaşanan gerilim dönemlerinde, haberlerin kamuoyuna ulaşmasını günde ortalama 15 kez engelledi.

Yasal çerçeve gereği, medya kuruluşları güvenlik içerikli haberleri yayınlamadan önce orduya sunmak zorunda. Bu kapsamda, füzelerin düştüğü yerler, gizli silah anlaşmaları ve istihbarat faaliyetleri gibi konular sıkı bir sansüre tabi tutuluyor. 2024 yılında orduya denetim için gönderilen toplam 20 bin 770 haberden 1,635’i tamamen yasaklanırken, 6,265’inin içeriği sansürlendi.

2025 yılında ise orduya onay için sunulan haber sayısı 17 bin 176’ya düştü. Bu dönemde tamamen engellenen haber sayısı 753, içeriği değiştirilen ya da kırpılan haber sayısı ise 4,974 olarak kaydedildi. Bu rakamlar, 2025’te sansür sayılarında bir önceki yıla göre kısmi bir düşüş yaşandığını gösterse de, 2025, son 15 yılda medyaya en ağır sansürün uygulandığı ikinci yıl oldu.

İsrail’de askeri ya da ulusal güvenliği ilgilendiren her haberin yayınlanmadan önce sansür makamına sunulması zorunludur. Normal koşullarda ordu, yalnızca devlet güvenliğine kesin ve somut bir zarar verecek haberleri engelleme yetkisine sahiptir. Ancak, güvenlik tanımı oldukça geniş tutulmakta ve birçok konu sansür kapsamına girmektedir. Kurallara uymayan gazeteciler ve medya organları ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalmaktadır. Askeri sansür makamı, kuralları ihlal eden yayıncıları kapatma, faaliyetlerini askıya alma, para cezası kesme veya gazetecilere dava açma yetkisine sahiptir.

Hangi haberlerin sansüre gönderileceğine editörler karar verse de, ordu, onayı olmadan yayınlanan içeriklere geriye dönük olarak müdahale edebilmektedir. Ayrıca, medyanın sansürlenen bir haberi okuyucularına bildirmesi de yasaktır. Televizyon kanallarının canlı yayınlarını denetlemek için stüdyolarda ordu temsilcileri hazır bulunmaktadır.

Son veriler, Ekim 2023’ten bu yana sansürde genel bir artış olduğunu göstermektedir. Müdahalenin en yoğun olduğu dönemler ise İran ile savaş süreçleri olmuştur. Bu süreçte, polis, belediye müfettişleri ve bazen siviller, İran’ın füze saldırısı yaptığı yerlerin bildirilmesine yönelik katı kısıtlamalar uygulamıştır. Bu durum, sahada çalışan muhabir ve fotoğrafçıları, özellikle de Arap ve yabancı gazetecileri zaman zaman engellemiştir.

Sansürün artmasında, ordunun sansür mekanizmasının başına aşırı sağcı ve dini-siyonist çizgideki güçlü hukuk bürokratlarının getirilmesi etkili olmuştur. Eski İsrail Ordusu Sansür Şefi Tuğgeneral Kobi Mandelblit, Nisan 2025’e kadar görevdeydi. Mandelblit’in ardından Netanel Kula göreve gelmiştir. Kula, İsrail Yargı Ombudsmanı Asher Kula’nın oğludur. Kula’nın göreve gelmesinden üç ay sonra, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun oğlunun yurt dışında gizli bir ev satın aldığına dair haberlerin yayından kaldırıldığı sızdırılmıştır.

Öte yandan, Başbakan Netanyahu’ya yakın olan Kanal 14, hassas muharebe planlarını ve askeri istihbarat araçlarını defalarca yayınlamış, buna rağmen bir kez bile cezalandırılmamıştır. Askeri sansür, İsrail’deki basın özgürlüğüne yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Ekim 2023’ten bu yana Gazze, Lübnan, Yemen ve İran’da 250’den fazla gazetecinin öldürülmesi, bu özgürlüğe yönelik en ağır ihlallerden biridir. Bu gazetecilerin bazıları, doğrudan hedef alındı.

İsrail sınırları içinde ise sunulan yeni yasa tasarıları, medyanın bağımsızlığını baltalamayı amaçlamaktadır. Hükümet, medya kuruluşlarının kontrolünü ele geçirmeye ve kendisine yakın gazetecilere güç kazandırmaya yönelik girişimlerini sürdürmektedir. Bu durum, İsrail’in uluslararası basın özgürlüğü endeksinde hızla gerilemesine ve 180 ülke arasında 116. sıraya yerleşmesine neden olmaktadır.

Basın özgürlüğüne yönelik tehditler yalnızca ordunun resmi müdahaleleriyle sınırlı değildir. Gazetecilerin kendi kendilerine uyguladıkları oto sansür de önemli bir sorun teşkil etmektedir. Ana akım medya kanalları, yasal bir engel olmamasına rağmen, Gazze’deki insani dramı ve sivil ölümleri görmezden gelmeyi tercih etmektedir. Bu durum, on binlerce çocuğun ve masum Filistinlilerin öldürülmesi gibi olayların haberleştirilmemesine yol açmaktadır. Bu sansürler, askeri baskıdan değil, gazetecilerin kendi tercihleri doğrultusunda gerçekleşmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu