Mavi Ekonomi Zirvesi’nde Karadeniz’in Potansiyeli Vurgulandı
Mavi Ekonomi Zirvesi, Karadeniz’in ekonomik potansiyelini ve iş birliği fırsatlarını masaya yatırdı.
Trabzon, “Mavi Ekonomi Zirvesi” ile mavi ekonominin odak noktası haline geldi. Karadeniz Teknik Üniversitesi Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen zirveye, yerli ve yabancı akademisyenler, bilim insanları ve sektör temsilcileri katılarak sunumlar yaptı.
Zirvenin açılışında konuşan Mavi Ekonomi Zirvesi Genel Sekreteri Recep İlhan Yıldız, etkinliğin sadece bir organizasyon olmadığını, aynı zamanda Karadeniz’in ekonomik ve stratejik geleceğine dair ortak bir vizyon oluşturduğunu belirtti. Yıldız, “Dünya hızla değişiyor; enerji hatları, ticaret yolları ve küresel dengeler yeniden şekilleniyor. Bu süreçte Karadeniz, stratejik bir merkez olarak öne çıkıyor. Mavi ekonomi artık bir tercih değil, bir zorunluluk. Ancak bu kalkınma, güvenlik, istikrar ve iş birliği olmadan sürdürülemez. Farklı ülkelerin farklı bakış açıları olabilir, ama deniz ortak bir değer. Geleceğimiz de ortak ve bu ortak değerlerin korunması ve geliştirilmesi gerekiyor. Bu zirvenin iş birliklerini güçlendireceğine ve yeni fırsatlar yaratacağına inanıyorum,” dedi.
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erkut Çelebi de mavi ekonomiden yararlanmanın denizleri koruyarak yapılması gerektiğini vurguladı. Çelebi, “Para kazanırken denizlerimizi kirletmemek ve tahrip etmemek zorundayız. Denizlerden enerji de dahil birçok sektörde faydalanıyoruz. Bu sektörün sürdürülebilirliği için geri dönüşüm kritik öneme sahip. Trabzon, coğrafi olarak Karadeniz’de önemli bir konumda. Orta Asya ve Avrupa’nın kesişim noktasındayız. Mavi ekonominin bu geniş coğrafyadaki kazanımlarından hep birlikte yararlanmalıyız,” şeklinde konuştu. Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı da, mavi ekonominin Karadeniz ve Trabzon için önemli bir sektör olduğunu ifade ederek, “Mavi ekonomi, hepimize büyük bir ekonomik gelecek sunmaktadır,” dedi.
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreter Yardımcısı ve Büyükelçi Doç. Dr. Merve Safa Kavakcı, bölgedeki denizcilik rotaları ve demiryollarının büyük katkılar sağlayacağını belirtti. Kavakcı, “Karadeniz’de sürdürülebilir bir mavi ekonomi oluşturmaya çalışıyoruz. Bu, gemicilik, balıkçılık, turizm ve liman işletmeciliği gibi alanları kapsıyor ve deniz yaşamının korunmasıyla uzun vadede refah yaratmayı hedefliyoruz,” dedi.
Ukrayna eski Başbakan Yardımcısı Ivan Kyrylenko, biyometanın yeşil ekonomi için önemli bir enerji kaynağı olduğunu belirterek, Avrupa Birliği’nin 2030 yılına kadar biyometan üretimini yıllık 35 milyar metreküpe çıkarmayı hedeflediğini söyledi. Kyrylenko, “Ukrayna, geniş tarımsal yapısı sayesinde biyometan için büyük bir hammadde potansiyeline sahip. Yılda 100 milyon metreküpün üzerinde üretim yapan 6 tesis kurduk. 2050 yılına kadar bu potansiyeli tam olarak kullanmak için 40 milyar Euro değerinde bir yatırım planlıyoruz. Ukrayna şu an savaş nedeniyle ekonomik zorluklar yaşıyor. Bu nedenle Türk şirketlerini, özellikle Karadeniz şirketlerini bu alanda yatırım yapmaya davet ediyorum. Sürdürülebilir kalkınmayı çevreyi de göz önünde bulundurarak birlikte gerçekleştirebiliriz,” dedi.
Daha sonra, Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Karadeniz Bölge Temsilcisi Fikret Yazıcı’nın moderatörlüğünde devam eden oturumda Trabzon Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Çakır, deniz taşımacılığının dünya genelinde önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Çakır, “Bir ülkenin deniz taşımacılığındaki gücü, diğer ekonomik faaliyetlerini de belirler. Türkiye, bu alanda geçmişe göre önemli bir ilerleme kaydetmiş olsa da hala hedeflenen seviyenin altında. Tuzla ve Yalova bölgelerinde yoğun bir tersane yapılanması var. Devlet, Karadeniz bölgesinde Ereğli, Samsun ve Trabzon’da altyapı yatırımları yaparak yatırımcıların kullanımına sundu. Ereğli’deki tersaneler faaliyete geçmiş durumda ve önemli bir büyüklüğe ulaştı. Samsun’daki tersane alanı ise hala atıl. Trabzon’da ise yatırımlarımızı büyütüp geliştirerek bölgenin ve ülkenin yararına sunmaya çalışıyoruz,” dedi.
Çakır, Karadeniz Bölgesi’nin eğitim altyapısının büyük bir avantaj olduğunu belirterek, “Denizcilik fakülteleri, yüksekokullar ve teknik liseler mevcut. Bu eğitim yapısı, hem bölgeye hem de ülkeye önemli katkılar sağlıyor. KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi mezunları, hem kamu hem de özel sektörde ciddi sorumluluklar üstleniyor. Gemi İnşa Fakültesi öğrencilerinin staj ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Önceden stajyerler Yalova veya Tuzla’ya gitmek zorundaydı, ancak son iki yılda burada staj yaparak eğitime destek sağlıyoruz,” diye ekledi.
GİSBİR Yönetim Kurulu Üyesi Salih Bostancı, Gemi İnşa Sanayicileri Birliği’nin Türkiye’nin en eski sivil toplum kuruluşlarından biri olduğunu belirterek, “Amacımız, gemi inşa sektörünü geliştirmek, tersaneleri küresel pazarda konumlandırmak ve uluslararası alanda tanınırlığı artırmaktır. Türkiye genelinde tüm tersaneler bize üye ve 85 aktif tersanemiz bulunuyor,” dedi. Bostancı, Türkiye’nin bu alanda büyük bir kapasiteye sahip olduğunu vurgulayarak, “Jeopolitik konumumuzu en iyi kullanan sektörlerden biriyiz. Dünyada en büyük kapasiteye sahip ülkelerden biriyiz. Bu kadar tersanenin bir arada bulunduğu başka bir yer yok. Savunma sanayiinde de son 20-30 yılda büyük ilerleme kaydettik. Özel sektörün bu alana katılması tersaneciliği ileriye taşıdı. TCG Anadolu gibi çok maksatlı amfibi hücum gemileri, sahil güvenlik botları ve yeni tip karakol botları tamamen Türk mühendisleri tarafından tasarlanıp üretiliyor,” şeklinde konuştu.
Bostancı, bakım-onarım ve yeni inşa rakamlarına da değinerek, “Yeni inşada 2013 yılında 3.6 milyon DWT olan kapasitemiz, şu an 4.7 milyon DWT’e ulaştı. Ancak asıl önemli olan bakım-onarım tarafıdır. Türkiye’nin bakım faaliyetleri oldukça aktif. Bakım-onarım kapasitemiz 15 milyon DWT’ten 26 milyon DWT’e çıktı. Yılda yaklaşık 2.500 – 3.000 gemiye bakım yapılıyor. Dünya deniz ticaret filosunun yaklaşık yüzde 13-15’lik pazar payını alıyoruz. Çin yüzde 51, Avrupa ise yüzde 17 civarında. Tersanelerimizde 11 kuru havuz ve 38 yüzer havuz bulunuyor,” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü Denizyolu Yük Taşımacılığı Dairesi Başkanı Mustafa Çağatay Cansız, Türkiye’nin deniz ticaret filosunun dünya genelinde 12. sırada olduğunu belirtti. Cansız, yük elleçlemede bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde dörtlük bir artış yaşandığını ifade ederek, “Dünyadaki global deniz taşımacılığı 12.8 milyar ton. Önceki yıla göre yüzde 1,1 artış var, ancak bizim limanlarımızda elleçlenen yük miktarı dünya ortalamasının üstünde olarak yüzde 4’lük bir artış gösterdi. Global deniz taşımacılığının yüzde 86’sı deniz yoluyla gerçekleşiyor. Dış ticaretimizin yüzde 75’i deniz yoluyla yapılıyor. Yani ticaretimiz büyük ölçüde denize bağlı,” dedi.
Deniz Ticaret Odası Ro-Ro Meslek Komitesi Başkanı Mesut Cesur, OECD’ye göre 2030 yılında mavi ekonominin büyüklüğünün 3 trilyon dolar olmasının beklendiğini belirtti. Cesur, “Ülkemizin de 2030’daki ekonomik büyüklüğünün bu seviyede olmasını umuyoruz. 2023 yılında 1.6 trilyon dolar olarak kapattığımızı biliyorum. 2030’da bu hedefe ulaşacağız. Dünya ekonomik büyüklüğü ise 100 trilyon dolar. Karadeniz, Ro-Ro taşımacılığı açısından çok uygun bir deniz. Kısa mesafede, 150 mil mesafeyi geçiyorsunuz. Samsun’dan Novorossiysk’e karayolu ile gitmek için 2000 kilometre gitmek gerekiyor. Akşam giden gemi sabah Novorossiysk’te oluyor. Yani büyük bir potansiyel var, ancak bu regülasyonları Karadeniz İşbirliği üyeleri ortak bir şekilde halledebilirlerse büyük bir patlama yaşanabilir,” ifadelerini kullandı.




