SeaNews Dergisi’nin Posidonia Fuarı Özel Sayısı Yayınlandı
SeaNews Dergisi, Posidonia Fuarı’na özel 97. sayısını yayımladı ve Türk denizciliğini uluslararası platformda temsil etmeyi hedefliyor.
Türk denizciliği alanında önemli bir yayın olan SeaNews Dergisi, dünyanın en büyük denizcilik etkinliği olan Posidonia Uluslararası Denizcilik Fuarı’na özel olarak hazırladığı 97. sayısını okuyucularıyla buluşturdu. 1-5 Haziran 2026 tarihlerinde Atina’da düzenlenecek olan fuarın medya sponsorları arasında yer alan dergi, etkinlik süresince ziyaretçilerle bir araya gelecek ve resmi standından dağıtılacak. Derginin bu özel sayısı, kapak söyleşisi, makaleler, röportajlar ve sektör haberleriyle zengin bir içerik sunarak denizciliği “karakter, sorumluluk ve karar alma kültürü” perspektifinden ele alıyor.
İki dilli olarak (Türkçe-İngilizce) yayımlanan ve ulusal ile uluslararası bir aylık süreli yayın niteliği taşıyan SeaNews, bu sayısını küresel denizcilik takviminin en yoğun dönemine denk getirerek Türk denizciliğinin sesini Atina’daki uluslararası platformda duyurmayı hedefliyor. Dergi, yalnızca bir fuar bülteni olmanın ötesinde, deniz hukuku, tersanecilik, sigorta ve jeopolitik gibi geniş bir yelpazede konuları derinlemesine ele alan kapsamlı bir denizcilik metni olarak tasarlandı.
Yüzüncü Sayıya Doğru İstikrarlı Bir Çizgi
SeaNews, Lojitürk Lojistik, Danışmanlık, Yayıncılık ve Turizm Hizmetleri Ltd. Şti. bünyesinde yayımlanıyor. Derginin İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Fulya Tekin İstikbal, Genel Koordinatörü ise Nermin İstikbal Ocaklı. Yayın Kurulu; Prof. Dr. Özcan Arslan, Prof. Dr. Ali Deveci, Kapt. Ahmet Ağaoğlu, Prof. Dr. Selçuk Nas, Müh. Yılmaz Onur, Müh. Feramuz Aşkın, Kapt. Bülent Dandin, Harun Şişmanyazıcı, Ali Bozoğlu ve Av. Kapt. Cahit İstikbal’den oluşuyor. Sektör Danışmanlığı görevini Kapt. Mustafa Can üstleniyor.
Doksan yedinci sayıya ulaşmak, denizcilik basını gibi sınırlı ve uzmanlık gerektiren bir alanda kayda değer bir istikrar göstergesi olarak değerlendiriliyor. Birçok yayın, başlangıçta hevesle yola çıkıp kısa sürede kaybolurken, SeaNews düzenli yayın hayatını sürdürüyor ve yüzüncü sayısına yaklaşmayı başarıyor. Derginin her sayıda röportaj yaptığı kişilerin portrelerini kapağına taşıyan özgün konsepti, sektörde tanınan ve takip edilen bir kimlik haline gelmiş durumda.
Derginin okur sayfalarında yer alan değerlendirmeler de bu istikrara işaret ediyor. İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, denizcilikle ilgili en sevdiği yayınlardan birinin SeaNews olduğunu belirterek, derginin sektörün önemli isimlerini detaylı bir şekilde ele alan portrelerini ve “İstikbal ailesinin dokunuşunu” takdirle karşıladığını ifade ediyor. Türk P&I Genel Müdürü ise derginin İngilizce içeriğinin uluslararası arenada sektörü temsil etme açısından taşıdığı önemi vurgularken, konuların yüzeysel başlıklarla değil, derinlemesine işlenmesinin derginin ayırt edici niteliği olduğunu belirtiyor.
Derginin 97. sayısındaki editoryal çizgisi de bu derinlik arayışını yansıtıyor. SeaNews, bu sayıda denizciliği “karakter, sorumluluk ve karar alma kültürü” ekseninde ele aldığını belirtiyor; sözleşme disiplini, risk yönetimi ve mesleğin geleceği gibi konuları, sahaya değen bir bakış açısıyla inceliyor. İki dilli yayın anlayışı, Türk denizciliğine dair bilginin yabancı okuyucuya doğrudan ulaşmasını sağlarken, sektörü uluslararası arenada temsil eden bir köprü işlevi görüyor. Bu özellik, Posidonia gibi küresel bir etkinlikte derginin neden önemli bir mecra oluşturduğunu da açıklıyor.
Posidonia 2026’nın Medya Sponsoru
“The Home of Shipping” sloganıyla iki yılda bir Atina’da gerçekleştirilen Posidonia, küresel denizcilik takviminin en büyük buluşması olarak kabul ediliyor. Dünyanın en büyük filosunu işleten Yunan armatörlük camiasının ev sahipliğinde gerçekleşen fuar, denizcilik sanayisine doğrudan erişim sağlayan önemli bir iş platformu konumunda. 2024 edisyonu; 81 ülke ve bölgeden 2.038 katılımcı firmayı, 130 ülkeden 32.527 ziyaretçiyi ve toplam 41.838 katılımcıyı ağırlamış; 2026 edisyonunun bu rakamları aşması, 50.000 metrekarelik sergi alanının aylar öncesinden dolması ve yaklaşık 140 ülkeden ziyaretçi beklenmesiyle öngörülüyor.
SeaNews, bu uluslararası buluşmanın medya sponsorları arasında yer alıyor. Dergi, 1-5 Haziran 2026 tarihleri boyunca Athens Metropolitan Expo’da ziyaretçilerle buluşacak; Posidonia Fuar Özel Sayısı, fuarın resmi standından dağıtılacak. Konferanslar, armatör forumları, risk panelleri, sigorta toplantıları, teknoloji seminerleri, resepsiyonlar ve sportif etkinliklerle Posidonia’yı adeta üç haftalık bir denizcilik mevsimine dönüştüren bu atmosferde, derginin standdaki varlığı; Türk denizcilik ekosistemini uluslararası karar alıcılarla aynı çatı altında temsil etme imkanı sağlıyor. Zira fuar, yalnızca bir broşür pazarı değil; sermayenin, mülkiyetin, teknolojinin, sigortanın, mevzuatın, limanların, tersanelerin ve devlet aklının buluştuğu bir “denizcilik agorası” olarak değerlendiriliyor.
Kapak Söyleşisi: “Doğru Danışmanlık, Doğru Zamanlama”
Bu sayının kapağında, Nermin İstikbal’in gerçekleştirdiği bir söyleşi yer alıyor. Söyleşinin konuğu, Esenyel Partners Hukuk Bürosu ortağı ve İstanbul Barosu Deniz Hukuku Komisyonu Yürütme Kurulu Başkanı Av. Türker Yıldırım. Yıldırım, deniz hukukunu “her dosyanın içinde bir rota, bir yük, bir risk ve çoğu zaman bir hikâye bulunan” dinamik bir alan olarak tanımlıyor; bu disiplinin masa başında öğrenilip orada bırakılabilecek bir alan olmadığını, kendine özgü bir ritmi olan ayrı bir dünya teşkil ettiğini vurguluyor.
Söyleşide öne çıkan konulardan biri, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin deniz ticareti ve hukuk pratiğine yansımaları. Yıldırım, “war risk”, “force majeure” ve “deviation” gibi kavramların teoride bilinen başlıklar olmakla birlikte, bu tür jeopolitik gelişmelerle birlikte çok daha somut hale geldiğini; sürecin yalnızca anlık gelişmeler üzerinden değil, sözleşme-sigorta-operasyon üçgeninde bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini ifade ediyor. Sigorta tarafında teminat kapsamlarının sınırları, ek prim uygulamaları ve poliçe şartlarının devreye giriş biçimi; armatör ve charterer açısından ise rota planlaması, gecikme senaryoları ve operasyonel kararların hukuki sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmesi, söyleşinin merkezi temaları arasında yer alıyor.
Yıldırım’ın günümüzün değişken jeopolitik ve ticari ortamında armatörlere temel tavsiyesi, riskleri yalnızca ortaya çıktıklarında değil daha sözleşme aşamasında doğru kurgulamak; charter party düzenlemelerini, yükümlülük dağılımlarını ve olağanüstü hâllere ilişkin hükümleri açık ve dengeli biçimde tesis etmek. Sigortanın yalnızca bir “güvence” değil, aktif bir risk yönetimi aracı olarak ele alınması; P&I ve H&M kapsamlarının doğru anlaşılması ve OFAC, AB ile Birleşik Krallık yaptırım rejimlerinin sözleşme kurgusunda merkezi biçimde gözetilmesi gerektiği de söyleşide vurgulanan noktalar arasında. Yıldırım, İstanbul Barosu Deniz Hukuku Komisyonu’nun akademisyenlerle uygulayıcı avukatları bir araya getiren etkinliklerini ve genç hukukçulara yönelik mentörlük anlayışını da paylaşıyor.
Söyleşide Yıldırım, mesleki kimliğinin şekillenmesinde Esenyel & Partners’ın çok disiplinli yapısının belirleyici olduğunu ifade ediyor. Ticaret hukuku, deniz hukuku, sigorta, tahkim, finans, rekabet ve kişisel verilerin korunması gibi alanların bir arada ve birbirini besleyerek çalıştığı bir yapıda, meselenin hiçbir zaman sadece hukuki bilgiyle sınırlı kalmadığını, ticari gerçekliği anlamayı, riski doğru analiz etmeyi ve çözümü bu bütünlük içinde üretmeyi gerektirdiğini belirtiyor. İki kız çocuğu babası olan Yıldırım, deniz hukukunun zaman ve mekân sınırının net olmadığı bir alan olduğunu; iş ile aile arasındaki dengeyi “kurulmuş” bir yapı olarak değil, sürekli yeniden ayarlanan bir süreç olarak gördüğünü de samimiyetle ifade ediyor. Söyleşi; sözleşmeden sigortaya, jeopolitik riskten mesleğin geleceğine uzanan kapsamıyla, deniz ticaretinin yalnızca operasyonel değil; aynı zamanda hukuki ve stratejik bir bilinçle yönetilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Manşetin Kalbi: “Posidonia, Denizciliğin Agorası”
Sayının fikrî omurgasını, Av. Kapt. Cahit İstikbal’in “Posidonia, Denizciliğin Agorası” başlıklı makalesi oluşturuyor. İstikbal, bir denizcilik fuarının yalnızca gemilerin, makinelerin, limanların ve sözleşmelerin sergilendiği bir alan olmadığını; bir “medeniyet aynası” teşkil ettiğini savunuyor. Yazara göre Posidonia, deniz gücünün yalnızca filolarla değil; süreklilik, kurumsal hafıza, sınai yetkinlik, ekolojik sorumluluk ve dünyayı bir denizcilik fikri etrafında toplama kapasitesiyle inşa edildiğini gösteriyor.
“Denizcilik fuarı hiçbir zaman yalnızca sektörel bir toplantı değildir; dünya ekonomisinin hâline tutulan bir aynadır. Dünya ticaretinin hacim itibarıyla yüzde 80’inden fazlası denizyolu ile taşınır. Denizcilik gerginleştiğinde, dünya gerginleşir.”
Makale, Posidonia’nın gücünü Yunan denizciliğinin yapısal ağırlığına bağlıyor: Yunan armatörlerinin elindeki yaklaşık 5.700 gemilik filo, küresel filonun yaklaşık yüzde 20’sini, Avrupa Birliği filosunun ise yüzde 61’ini temsil ediyor. İstikbal, denizciliğin bir “düzenleme fırtınasına” girdiğini de hatırlatıyor; IMO’nun 2050 civarında net sıfır emisyon hedefi, AB Emisyon Ticaret Sistemi’nin 2024’ten itibaren denizciliğe teşmili ve FuelEU Maritime’in 2025’te uygulamaya girmesi, karbonsuzlaşmanın yalnızca teknik değil; maliyet, rekabet gücü, yakıt arzı ve jeopolitik yük paylaşımı üzerinden yürüyen bir mücadele olduğunu ortaya koyuyor. Posidonia gibi fuarların temel işlevi, bu belirsizliği yorumlanabilir kılması; soyut politikayı makineye, sözleşmeye, risk modeline ve yatırım kararına dönüştürmesidir.
İstikbal’e göre Posidonia gibi fuarlar dört temel işlev görüyor. Birincisi, bilgi asimetrisini azaltıyorlar; armatör yalnızca bir ürünü değil, onun klas onayını, finansman mantığını, bakım gereksinimini ve operasyonel sonucunu bir arada görüyor. İkincisi, güveni hızlandırıyorlar; zira denizcilik hâlâ bir itibar sektörü ve itibar, çoğu zaman reklamdan daha hızlı yol alıyor. Üçüncüsü, tedarikçileri disipline ediyorlar; her katılımcı küresel bir kıyaslamanın önüne çıkıyor. Dördüncüsü ise stratejik hafıza üretiyorlar: her Posidonia kuşağı, çağının kaygısını —emniyet, sülfür, balast suyu, siber risk, karbon, yapay zekâ, alternatif yakıtlar ve nihayet jeopolitik parçalanma— kayda geçiriyor. Doğu Akdeniz gibi dünyanın en hassas deniz sahnelerinden birinde bu işlev, hiçbir antlaşma imzalanmasa dahi diplomatik bir nitelik taşıyor; çünkü fuar, rakip ve komşulara “gemilerin pratik dilini” konuşmayı sürdürme imkânı veriyor.
İstikbal’in tezinin Türkiye’ye bakan yüzü ise net: Türkiye artık çevresel bir denizci ülke değil. Resmi verilere göre Türk sahipli ticaret filosu 2025 itibarıyla 53,1 milyon DWT’ye ulaşarak dünyanın ilk on filosu arasında yer alıyor; 2024’te Türk limanları 531,7 milyon ton yük ve 13,53 milyon TEU elleçledi. 85 faal tersane, yaklaşık 4,79 milyon DWT inşa kapasitesi, güçlü tamir-bakım kabiliyeti, geri dönüşüm tesisleri, marinalar, yat üreticileri ve Karadeniz ile Akdeniz arasındaki geçişi kontrol eden coğrafyasıyla Türkiye, bütünleşik bir denizcilik ekosistemine sahip. Yazara göre Türkiye, Posidonia’ya “metrekare kiralayan bir katılımcı” olarak değil, bir “denizcilik önermesi” olarak çıkmalı.
Makalede Türkiye’nin ihtisaslaşmış yetkinliğinin en güçlü kanıtı olarak römorkör inşası gösteriliyor. İstikbal, büyük gemileri yönetilebilir kılan römorkörün küçümsenmesini “ciddi bir fikrî hata” olarak nitelendiriyor ve Sanmar ile UZMAR’ı “stratejik delil” olarak öne çıkarıyor: Sanmar’ın 300’ü aşkın römorkör inşa ederek dünyada öncü konuma geldiği; bataryalı-elektrikli, LNG’li, metanol, hibrit ve otonom tekneleri içeren portföyü; UZMAR’ın ise altı kıtada 25’ten fazla ülke için 200’ü aşkın tekne ürettiği vurgulanıyor. Türk limanlarının “jeopolitik araçlar” olduğu; Marmara, Aliağa, Kocaeli, Mersin, İskenderun, Tekirdağ ve Ambarlı’nın bir denizci-sınai kuşak oluşturduğu; Türk Boğazları’nın dünyanın en hassas kontrol noktalarından biri olduğu da makalenin tezleri arasında.
İsmini bir deniz çayırından alan fuarın hatırlattığı ekolojik boyut da yazıda işleniyor: Akdeniz ve Ege’ye endemik Posidonia oceanica çayırlarının deniz türlerine barınak sağladığı, balıkçılığı desteklediği, oksijen ürettiği ve Türk sularında koruma altında olduğu hatırlatılarak, denizin yalnızca bir taşıma yüzeyi değil, canlı bir organizma olduğu vurgulanıyor. İstikbal, Türkiye’nin Posidonia’yı taklit etmek yerine; İstanbul, Yalova, Tuzla, Kocaeli, İzmir, Mersin ve Antalya’yı birbirine bağlayan, römorkör, yeşil retrofit, gemi tamiri, Boğaz emniyeti, yat-marina ekonomisi, mavi finans, deniz hukuku ve deniz biyoçeşitliliği eksenli bir “Türk Denizcilik Haftası” ile tamamlayıcı bir platform kurmasını öneriyor.
Makalenin en dikkat çekici tezlerinden biri de Ege’ye ilişkin. İstikbal, denizin “duygusal siyaseti cezalandırdığını”; gemilerin güvenli geçişe, limanların yüke, tersanelerin siparişe, denizcilerin istihdama ve deniz ekosistemlerinin korunmaya ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Feribot elektrifikasyonu, römorkör teknolojisi, petrol sızıntısı müdahalesi, arama-kurtarma, akıllı demirleme, liman karbonsuzlaşması ve deniz habitatı koruması gibi başlıklarda kurulacak ortak panellerin egemenlik uyuşmazlıklarını çözmeyeceğini; fakat “işlevsel bir birlikte yaşama alışkanlığı” inşa edebileceğini savunuyor. Yazarın ifadesiyle, “denizcilik medeniyetinde kılavuz tekne bazen diplomattan önce gelir.”
Makalenin hukukçu kimliğini en açık biçimde yansıtan bölümü ise deniz hukuku ve uyuşmazlık çözümüne ayrılmış. İstikbal, bir denizci ulusun yalnızca gemiler, limanlar ve tersanelerle değil; mahkemeler, tahkim kurumları, icra edilebilir sözleşmeler ve hukuki hafızayla da inşa edildiğini belirterek, 2015’te kurulan İstanbul Tahkim Merkezi’ni ve İstanbul’un Londra merkezli geleneksel modele bölgesel bir alternatif olma potansiyelini öne çıkarıyor. Esenyel & Partners gibi büroların Türkiye’de deniz hukukunun artık marjinal bir uzmanlık değil, ciddi bir profesyonel ekosistem olduğunu gösterdiğini kaydeden yazar, makalesini şu hükümle bağlıyor:
“Deniz gücü gemilerle başlar; fakat hukukla yaşar. Küresel denizciliğin savaş arabasını karbonsuzlaşma, savaş, yaptırımlar, sayısallaşma, finans, sigorta, yakıt belirsizliği ve ekolojik baskı gibi güçlü atlar çekiyor. Akıl dizginleri tutmazsa, sektör panik ve kısa vadeli iştahla sürüklenir.”
Bu savaş arabası metaforu, sayının bir diğer makalesiyle de örtüşüyor. Harun Şişmanyazıcı, “Arabacısız Savaş Arabası” başlıklı yazısında, Platon’un Phaedrus diyaloğundaki at arabası istiaresinden hareketle ABD–İsrail–İran gerilimini ele alıyor; dizginleri elden bırakan arabacı imgesiyle, çağdaş devlet aklının ve uluslararası hukuk düzeninin yaşadığı sarsıntıyı tartışıyor.
Röportajlar: Türk Denizciliğinin Yönü
Sayının röportaj sayfaları, küresel ticaretin yeniden şekillendiği bir dönemde Türk denizciliğinin istikametine odaklanıyor. İMEAK DTO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, denizciliğin artık yalnızca tonaj, liman ya da filo büyüklüğüyle değil; stratejik coğrafya, dayanıklı lojistik ağları, teknolojik kabiliyet ve çevresel uyumla ölçüldüğünü belirtiyor. Kıran’ın paylaştığı verilere göre Türkiye’nin dış ticaret yüklerinin yaklaşık yüzde 86’sı denizyolu ile taşınıyor; Türk sahipli ticaret filosu 2.173 gemi ve 50,7 milyon DWT kapasiteye ulaşmış durumda; 2025 itibarıyla limanlarda elleçlenen yük 553 milyon tonu, konteyner elleçlemesi ise yaklaşık 14,0 milyon TEU’yu aşmış bulunuyor. Kıran, rekabetin artık yalnızca tonajla değil; teknoloji, verimlilik ve çevresel uyumla ölçüldüğünü vurgulayarak yeşil dönüşümü bir tercih değil zorunluluk olarak tanımlıyor.
Türk tersaneciliğinin dönüşümünü değerlendiren Murat Kıran ise, karbonsuzlaşma hedefleri ve alternatif yakıt teknolojilerinin gemi inşa sektöründe yeni bir paradigma yarattığını; Türk tersanelerinin römorkör, balıkçı teknesi, açık deniz destek gemisi ve askeri platform gibi niş segmentlerde rekabetçi konuma geldiğini ifade ediyor. Türkiye’nin yalnızca bir üretici değil, giderek teknoloji odaklı bir denizci aktör haline geldiğini; sıfır emisyonlu gemi projelerinin özellikle Avrupa’da güçlü talep gördüğünü belirten Kıran, Posidonia 2026’yı Türk gemi inşasının yenilikçi projelerini, mühendislik kabiliyetini ve çözüm odaklı yaklaşımını uluslararası paydaşlarla buluşturacağı en önemli platformlardan biri olarak niteliyor.
Deniz sigortası ekosistemine dair perspektifi ise Kuzey Insurance & Reinsurance Brokers Yönetim Kurulu Başkanı Emin Yaşacan veriyor. Yaşacan, deniz sigortasının artık yalnızca bir teminat ilişkisi değil; jeopolitik gelişmelerin neredeyse gerçek zamanlı fiyatlandığı son derece hassas bir piyasa olduğunu söylüyor. Savaş riski primlerinin arttığı, bazı operasyonlarda artık sorunun fiyat değil “kapasitenin temin edilip edilemeyeceği” haline geldiği bir ortamda, brokerin görevinin yalnızca poliçe yerleştirmek değil “operasyonu ayakta tutmak” olduğunu vurguluyor; yaptırım rejimleri, kurtarma maliyetleri ve kriz yönetimi başlıklarında brokerlik hizmetinin stratejik bir ortaklığa dönüştüğünü kaydediyor.
Sayının portre röportajında ise YAF GROUP’un kurucusu Yusuf Kanıcı yer alıyor. Gemi güvertesinde başlayan bir kariyerin, 2008 krizinde Çin’de kurulan Taizhou Marine ile bir girişime dönüşmesini ve bugün Çin, Kore, Almanya, Dubai ve Türkiye’de faaliyet gösteren bir yapıya evrilmesini anlatan Kanıcı; Türkiye’nin gemi yedek parça tedarikindeki stratejik konumunu, Tuzla’daki antrepo ve bağımsız depo altyapısının sağladığı maliyet avantajını ve katı hâl bataryalar ile yakıt tasarruflu pervane tasarımları gibi karbonsuzlaşma çalışmalarını paylaşıyor. Kanıcı, “Hayallerin sınırını coğrafya değil cesaret belirler” sözüyle genç profesyonellere sektöre tutkuyla bağlı kalmayı öğütlüyor.
Haber Turu: Sektörün Nabzı
Doksan yedinci sayının haber sayfaları, Türk ve küresel denizciliğin güncel gündemini geniş biçimde aktarıyor. İMEAK DTO’nun 21 Mayıs 2026 tarihli Mayıs Ayı Meclis Toplantısı’nda, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Recep Düzgit; Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizliğin enerji ve gıda sektörlerinde tedarik risklerini artırdığını, 28 Şubat’ta yaşanan gelişmelerin ardından küresel deniz ticaretinin olumsuz etkilendiğini ve nisan ayında küresel denizyolu taşımacılık hacminin yıllık bazda yüzde 2,3 gerilediğini aktardı. Düzgit, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından hazırlanan “Gemi Acenteleri Yönetmeliği”nin 14 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlattı ve 2026 deniz turizmi sezonunun Kurban Bayramı ile resmen başlayacağını belirtti.
Tersanecilik ve filo yenileme cephesinde ise dikkat çekici gelişmeler sayfalara taşınıyor. BOTAŞ’ın UZMAR tarafından inşa edilen, Voith Schneider pervaneli ve LNG-dizel çift yakıtlı “Silivri” römorkörü; 80 ton bollard çekişiyle ve kardeş gemisi “Sultanhanı” ile birlikte filo yenileme stratejisinin somut bir adımı olarak öne çıkıyor. Sanmar Tersanesi’nin 82 ton bollard çekişli “GAIA” eskort römorkörünü Yunan operatör NEMECA’ya teslim etmesi ve SVS ortak girişimi (Vernicos Scafi, Spanopoulos, Lyboussakis) aracılığıyla Pire Limanı için iki yeni römorköre ilişkin 21 milyon euroluk anlaşma imzalaması; Sanmar’ın 50. yılında Yunan denizcilik camiasıyla güçlenen ilişkisinin işareti olarak değerlendiriliyor.
Sayıda yer alan bir diğer haber, 20 Mayıs 2026’da Sheraton İstanbul Ataköy’de düzenlenen Marine Insurance Türkiye Sempozyumu’na ayrılmış. Jeopolitik belirsizlik, yaptırımlar, savaş riski, siber tehditler ve artan operasyonel maliyetler gölgesinde deniz sigortasının karmaşıklaşan yapısının ele alındığı sempozyumda; Boğaz’da risk yönetimi, gölge filo, yaptırım uyumu ve gemi geri dönüşümü öne çıkan başlıklar olmuş. Etkinliğin ana sponsorluğunu, kapak söyleşisinin de muhatabı olan Esenyel & Partners üstlenmiş; bu da deniz sigortası riskinin sözleşme, uyum ve uyuşmazlık çözümüyle birlikte okunması gerektiği vurgusunu pekiştirmiş. Öte yandan İMEAK DTO’nun 23 Nisan 2026’da Çankaya’daki Mahall Ankara’da açtığı Ankara Ofisi; TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan’ın katılımıyla, Oda’nın başkentteki temsil kapasitesini güçlendiren bir adım olarak haberleştirilmiş.
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün (KEGM), Türk sularında acil müdahale kapasitesini güçlendirmek amacıyla Sanmar, Ereğli ve Uzmar tersanelerine altı adet acil müdahale römorkörü siparişi verdiği; Türk Loydu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oral Erdoğan’ın Posidonia öncesinde yaptığı açıklamada, 1962’de tesis edilen kurumun bağımsızlık, ilmî titizlik ve kamu yararı mirasını vurgulayarak fuarda “Stand No: 1.403/6″da konuk ağırlayacaklarını duyurduğu; YASA Group’un Çin’in Jinglu Tersanesi’ne 3.100 TEU’luk iki konteyner gemisi siparişiyle konteyner segmentine giriş yaptığı; Statü Denizcilik’in Almanya’da inşa edilen 40.000 DWT’lik gemilerini “23 Nisan”, “19 Mayıs” ve “29 Ekim” adlarıyla filosuna kattığı; Trabzon Tersanesi’nin yaklaşık 174 metrelik yeni yüzer havuz yatırımıyla kapasitesini artıracağı, haber sayfalarında geniş yer buluyor.
Savunma ve millî denizcilik gündemi de sayının kapsamında. Millî Uçak Gemisi (MUGEM) projesinde TUSAŞ’ın gemi konuşlu HÜRJET varyantına ilişkin ilk detaylar; ASFAT’ın HİSAR sınıfı korvet TCG AKHİSAR’ı Romanya’ya ihraç ederek bir NATO ve Avrupa ülkesine ilk muharip gemi satışını gerçekleştirmesi (yaklaşık 223 milyon euro) ve STM’nin Portekiz Donanması için iki lojistik destek gemisi inşa edeceği; ASELSAN’ın SAHA 2026’da tanıttığı TUFAN insansız su üstü aracı ile KILIÇ serisi otonom platformları; Anadolu Tersanesi’nde MILGEM kapsamındaki TCG İzmir’in liman kabul testlerine yaklaşması, sayfalara taşınan başlıklar arasında.
Piyasalar: “SeaNews Index” İlk Kez Bu Sayıda
Derginin piyasalar bölümü, bu sayıyla birlikte yayın hayatına başlatılan özgün bir göstergeyle zenginleşiyor: SeaNews Index. Derginin kendi öz kaynağıyla geliştirdiği bu endeks; ISTFIX Navlun Endeksi ve Clarksons verileriyle birlikte, Türk denizciliğine dair piyasa okumalarını derinleştirmeyi amaçlıyor. Böylece dergi, haber ve analiz işlevine ölçülebilir bir piyasa göstergesi de ekleyerek, sektöre yalnızca yorum değil, veri temelli bir referans da sunmuş oluyor.
Lensten Denize: Kaptan Portreleri
Sayı, Av. Kapt. Cahit İstikbal’in objektifinden çıkan kaptan portreleriyle de görsel bir derinlik kazanıyor. Sektörün emektar isimlerini sade ve içten bir bakışla kayda geçiren bu fotoğraf sayfaları, derginin “sektörün insanını” merkeze alan editoryal anlayışının bir uzantısı; tonaj ve teknoloji başlıklarının yanında, denizciliği nihayetinde mümkün kılan insan unsurunu hatırlatan bir saygı duruşu niteliğinde.
Standda Buluşmaya Davet
SeaNews, Posidonia Fuar Özel Sayısı ile birlikte, küresel denizciliğin Atina’da toplandığı bu kritik haftada Türk denizciliğinin sesini uluslararası mahfile taşıyor. Fuar boyunca Athens Metropolitan Expo’da ziyaretçilerle buluşacak dergi, resmi standından dağıtılacak; okurlarını ve sektörün değerli mensuplarını standda buluşmaya davet ediyor. Yüzüncü sayısına emin adımlarla ilerleyen dergi, derinlikli okuma anlayışını ve denizciliği “karakter, sorumluluk ve karar alma kültürü” ekseninde ele alan editoryal çizgisini sürdürmeye devam ediyor.
Atina’da bir denizcilik mevsimine dönüşen Posidonia haftası boyunca SeaNews standı; Türk tersanelerini, römorkör üreticilerini, liman işletmecilerini, sigorta ve hukuk profesyonellerini uluslararası karar alıcılarla buluşturan bir temas noktası olmayı amaçlıyor. Dergi, bu özel sayıyla yalnızca bir fuarın haberini yapmıyor; Türk denizciliğinin küresel sahnedeki konumlanışına dair bütünlüklü bir okuma sunarak, sektörün sesini uluslararası mahfile taşıyor.
SeaNews Dergisi’nin 97. sayısına ve arşivine www.seanewsmagazine.com adresinden ulaşılabiliyor; iletişim ve katkı için [email protected] adresi kullanılabilir.
SeaNews® Lojitürk’ün TPE 38. ve 42. sınıflarda tescilli markasıdır. Yayın Türü: Ulusal-Uluslararası Aylık Süreli. İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Fulya Tekin İstikbal · Genel Koordinatör: Nermin İstikbal Ocaklı.




