Gelişmekte Olan Ülkeler Temiz Enerji Liderliğini Ele Geçiriyor

Gelişmekte olan ülkeler, temiz enerjide liderliği ele alırken, Çin 1,5 TW’lık projeleriyle öne çıkıyor.

Global Energy Monitor’ün (GEM) yayımladığı son rapora göre, dünya genelindeki rüzgâr ve güneş enerjisi projelerinin toplam kapasitesi 2025 yılı itibarıyla 4,9 terawatt (TW) seviyesine ulaşacak. Bu büyümenin kaynağı ise artık gelişmiş ülkeler değil, gelişmekte olan ekonomiler olarak öne çıkıyor. Özellikle Çin, 1,5 TW’lık proje kapasitesiyle dikkat çekiyor.

Rapor, 2024 yılı itibarıyla küresel proje kapasitesinin 4,4 TW seviyesinden 500 gigawatt (GW) artış göstererek 4,9 TW’a yükseleceğini öngörüyor. Şu anki toplam kapasitenin 2,7 TW’ı rüzgâr enerjisi, 2,2 TW’ı ise güneş enerjisi projelerinden oluşuyor. Bu projelerin 758 GW’lık kısmı ise inşaat aşamasında.

Çin, küresel enerji büyümesinin merkezinde yer alıyor. Ülkede 448 GW’lık rüzgâr ve güneş enerjisi projesi inşa ediliyor. Planlanan projelerle birlikte toplam kapasitesi 1,5 TW’a ulaşıyor ve bu rakam birçok gelişmiş ülkenin toplamından daha fazla. Çin’i 401 GW ile Brezilya, 368 GW ile Avustralya ve 234 GW ile Hindistan takip ediyor. ABD’de 226 GW, İspanya’da 165 GW ve Filipinler’de 146 GW düzeyinde projeler mevcut.

Öte yandan, G7 ülkeleri temiz enerji yatırımlarında beklenen ivmeyi yakalayamıyor. Bu ülkelerin planlama ve inşaat aşamasındaki toplam rüzgâr ve güneş enerjisi kapasitesi, küresel toplamın yalnızca yüzde 11’ine karşılık geliyor. G7’nin proje portföyü, 2023’ten bu yana yaklaşık 520 GW seviyesinde sabit kalmış durumda. Bu durum, gelişmiş ekonomilerde belirlenen iklim hedefleri ile uygulamalar arasındaki farkın giderek arttığını gösteriyor.

Global Energy Monitor Araştırma Analisti Diren Kocakuşak, rüzgâr ve güneş enerjisindeki hızlı kapasite artışına dikkat çekerek, büyümenin önemli bir kısmının geçmişte bu alanda “takipçi” olarak görülen ülkelerden geldiğini ifade etti. Kocakuşak, zengin ülkelerin hedefleri ile uygulamaları arasındaki uçurumu kapatıp kapatamayacaklarının sorgulandığını belirtti. Veriler, küresel enerji dönüşümünde ağırlık merkezinin Batı ekonomilerinden Asya ve diğer yükselen piyasalara kaydığını ve temiz enerji yatırımlarında yeni bir güç dengesinin oluştuğunu ortaya koyuyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu