ABD, İran Petrolüne Yönelik Ambargoyu 60 Günlüğüne Askıya Aldı

ABD, İran petrolü ticaretine 60 günlük muafiyet tanıyarak küresel enerji piyasalarında önemli bir hareketlilik sağladı.

ABD Hazine Bakanlığı, 40 yılı aşkın süredir uygulanan yaptırımları gevşeterek İran petrolü ticaretine dolar üzerinden izin verdi. Washington ve Tahran yönetimleri, kalıcı bir barış anlaşması için müzakerelere devam ederken, bu yeni düzenleme, İran’ın 21 Ağustos’a kadar dolar cinsinden ham petrol ve petrokimya ürünleri satmasına olanak tanıyor.

Genel Lisans X adı verilen bu düzenleme, daha önce yaptırım listesinde yer alan gemiler ve kuruluşların ticari faaliyetlerde bulunmasına imkan sağlıyor. ABD Enerji Bilgi İdaresi verilerine göre, 1990’lı yıllardan beri duraklama döneminde olan ABD’nin İran petrolü ithalatı, teorik olarak yeniden başlamış durumda.

Washington’un attığı bu adım, 1979 İslam Devrimi sonrasındaki en kapsamlı yaptırım iptali olarak kaydediliyor. Yıllardır süren ekonomik baskıyı tersine çeviren bu muafiyet, İran yönetimine milyarlarca dolarlık yeni bir gelir kaynağı sunuyor.

Washington merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı’nın kıdemli uzmanı Miad Maleki, bu kararın etkilerini değerlendirerek, Körfez’de bekleyen yaklaşık 67 milyon varil İran petrolünün piyasaya sürüleceğini öngörüyor. Maleki, üretim ve satışların eş zamanlı olarak başlayacağını ve Tahran yönetiminin 8 ila 9 milyar dolar arasında bir finansal kaynak elde edeceğini belirtiyor.

Eski ABD Başkanı Donald Trump, yaptırımların kaldırılmasını destekleyerek, İran petrolü gelirlerinin İran ordusunu güçlendirmek yerine Amerikan tarım ürünleri satın almak için kullanılacağını ifade etti.

İsviçre’de gerçekleştirilen ve olumlu sonuçlanan müzakereler, geçen hafta imzalanan mutabakat zaptının ardından geldi. Denizcilik istihbarat firması Windward’ın verileri, müzakerelerin ilerlemesiyle birlikte İran petrolü ihracatının hızlandığını gösteriyor. Geçen hafta sevk edilen 6.79 milyon varil, son iki ayın en yüksek seviyesini temsil ediyor.

Obsidian Risk Advisors’dan Brett Erickson, küresel piyasalarda genellikle iskontolu işlem gören ham petrolün talep baskısıyla Brent petrolü üzerinde bir prim yapabileceğini öngörüyor. Erickson, fiyat değişikliklerinin Tahran’ın gelirini daha da artıracağını vurguluyor.

Yeni muafiyet, Tahran’ın petrol gelirlerini doğrudan merkez bankasına almasına imkan tanırken, gölge bankacılık aracılığıyla yapılan işlemlerin maliyetini de düşürüyor. Maleki, dolar takasının onaylanmasıyla birlikte Çin’in İran petrolü alımlarını hızlandırmasını bekliyor.

Maleki, bu lisansın devlet ve bağımsız rafinerilere, daha önce zorlandıkları aracı bankacılık ağlarına erişim sağladığını belirtiyor. Uzman, Çinli alıcıların, muafiyet süresi dolmadan önce stoklarını artırmak için hızlı bir alım döngüsüne gireceğini öngörüyor.

Çin, İran petrolü ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını satın alıyor ve bağımsız rafineriler bu ithalatın büyük kısmını oluşturuyor. JPMorgan verilerine göre, ülkenin ham petrol ithalatı, şubat ve mayıs ayları arasında günlük 4.8 milyon varil ile benzeri görülmemiş bir düşüş yaşadı. Bu rakam, 2020 yılının ikinci yarısında pandeminin en yoğun döneminde görülen günlük 4 milyon varil düşüşten daha sert bir gerilemeyi yansıtıyor.

Kpler kıdemli petrol analisti Muyu Xu, toparlanma belirtilerinin henüz gözlemlenmediğini söylüyor. Xu, alıcıların yeni yetkilendirmeyi değerlendirmek ve iç uyumluluk incelemelerini tamamlamak için çaba gösterdiğini aktarıyor. Analist, fiyatlandırma ve kargo mevcudiyetine bağlı olarak, Çinli alıcıların İran petrolüne olan ilgisinin artacağını öngörüyor.

Geopolitical Strategy baş stratejisti Michael Feller, Tahran yönetiminin 60 günlük süreci, savaş nedeniyle zarar gören petrol tesislerini onarmak için kullanacağını düşünüyor. Feller, yönetimin Çinli alıcılarla uzun vadeli sözleşmeler imzalayarak hem ekonomisine hem de ulusal duygusuna büyük bir destek sağlayacağını belirtiyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu