Ahmet Güleç: Yüksek Maliyetler Dış Ticaret Dengesini Tehdit Ediyor

Ahmet Güleç, yüksek üretim maliyetlerinin Türk mobilya sektörünün dış ticaret dengesini olumsuz etkilediğini vurguladı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili ve Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, 2026 yılının ilk yarısında mobilya sektörünün üretim, iç pazar ve ihracat performansını ele aldı. Güleç, yüksek faiz oranları, sıkı para politikaları, artan üretim maliyetleri ve küresel lojistik sorunlarının sektör üzerindeki olumsuz etkilerini vurgulayarak, Türk sanayisinin rekabet gücünü sürdürebilmesi için makroekonomik istikrarın sağlanmasının kritik olduğunu ifade etti.

Güleç, mobilya sektörünün uluslararası pazarlarda güçlü bir konumda kalabilmesi için uygun maliyetli üretim olanaklarının yeniden tesis edilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, tasarım ve yüksek katma değerli üretimin gelecekte sektörde belirleyici unsurlar olacağını da sözlerine ekledi.

2025 yılında mobilya sektörünün genel olarak yatay bir seyir izlediğini belirten Güleç, yılın bazı dönemlerinde üretimin 2024 seviyelerinin altında kaldığını ifade etti. Ancak 2026 yılına sınırlı bir daralmayla başlayan sektör, şubat, mart ve nisan aylarında yeniden büyüme kaydetti. Özellikle nisan ayında mobilya imalatındaki hareketliliğin artması dikkat çekti. Bu durumun, Hürmüz Boğazı’ndaki sorunlar nedeniyle Uzak Doğu’dan gelen sevkiyatların azalması ve bazı taleplerin Türkiye’ye yönelmesi ile ilişkili olduğunu belirten Güleç, bu avantajın kalıcı olmayabileceği konusunda uyardı.

Türk sanayisinin birçok alanda önemli maliyet dezavantajlarıyla karşı karşıya olduğunu ifade eden Güleç, rekabet sorunlarının sadece Uzak Doğu ülkeleriyle sınırlı olmadığını vurguladı. Türkiye’deki üretim maliyetlerinin bazı Avrupa ülkelerini bile geride bıraktığını belirten Güleç, bu durumun hem üretimi hem de ihracatı olumsuz etkilediğini ifade etti. TÜİK verilerine göre, yılın ilk dört ayında mobilya ihracatının yaklaşık yüzde 5 gerilediğini, ithalatın ise yüzde 20 civarında arttığını aktaran Güleç, maliyet baskısının dış ticaret dengesi üzerindeki etkisinin giderek daha belirgin hale geldiğini söyledi.

MOSFED Başkanı Güleç, Türkiye’nin küresel pazarlarda fiyat avantajını kaybetmesinin zamanla ihracat performansına olumsuz yansıyabileceğini belirtti. Dış ticaret endekslerine dikkat çeken Güleç, ihracat fiyatlarının son iki yıldır yükseliş eğiliminde olduğunu, buna karşın ihraç edilen ürün miktarında 2025’in ortalarından itibaren bir düşüş yaşandığını ifade etti. Bu durumun yalnızca mobilya sektörüne özgü olmadığını, Türkiye’deki birçok sanayi dalında yılın ilk yarısındaki ihracat performansının beklentilerin altında kaldığını kaydetti.

Savunma ve elektronik gibi bazı sektörlerde güçlü ihracat performansının sevindirici olduğunu belirten Güleç, ancak bu sektörlerin Türkiye’deki toplam sanayi ekosisteminin sınırlı bir kısmını oluşturduğuna dikkat çekti. Türkiye’de yaklaşık 480 bin imalatçı işletmenin faaliyet gösterdiğini belirten Güleç, bu işletmelerin yüzde 90’ından fazlasının mevcut ekonomik koşullar nedeniyle çeşitli zorluklarla karşılaştığını ifade etti. Üretim maliyetleri, finansmana erişim ve ihracatta rekabet gücünün zayıflaması, sanayi işletmelerinin karşılaştığı temel sorunlar arasında yer alıyor.

Finansman koşullarındaki sıkılığın devam ettiğini belirten Güleç, bazı işletmelerin Nefes kredilerinden yararlandığını ancak bu geçici çözümlerin sektörün yapısal sorunlarını çözmekte yetersiz kaldığını söyledi. Türkiye’nin enflasyonla mücadelede para politikasını yoğun bir şekilde kullandığını ifade eden Güleç, maliye politikasının daha etkin bir şekilde devreye alınması gerektiğini savundu. Kamu harcamalarında daha güçlü tasarruf tedbirlerinin uygulanması ve özel sektörle iş birliği içinde sektörlere özel maliye politikalarının geliştirilmesi gerektiğini belirten Güleç, yeni teşviklerin tek başına yeterli olmayacağını vurguladı.

Mevcut yatırım teşviklerine rağmen ekonomik koşulların yeni yatırımlar için yeterince elverişli olmadığını ifade eden Güleç, yüksek iş gücü maliyetleri ve kira giderlerinin girişimciler üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Yeni yatırımların üretime ve ardından katma değerli ihracata dönüşebilmesi için öncelikle maliyet dezavantajının azaltılması gerektiğini belirten Güleç, sanayinin rekabet gücünün güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Mobilya sektörünün maliyet baskısından kurtulabilmesi için tasarım ve katma değerli ihracatın kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Güleç, bu dönüşüm için iki temel koşul olduğunu ifade etti. İlk olarak enflasyonun kontrol altına alınması ve makroekonomik istikrarın sağlanması gerektiğini belirten Güleç, ikinci aşamada ise girişimciler arasında tasarım ve katma değer odaklı üretim anlayışının yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Yüksek hayat pahalılığı ve üretim maliyetleri devam ederken özel sektörden kapsamlı bir yeniden yapılanma beklemenin zor olduğunu vurgulayan Güleç, uygun ekonomik koşullar sağlandıktan sonra katma değeri artırmaya yönelik çalışmaların daha güçlü sonuçlar verebileceğini ifade etti.

MOSFED ve federasyona bağlı sektör derneklerinin tasarım bilincini geliştirmeye yönelik uzun süredir çalışmalar yürüttüğünü belirten Güleç, bu çabaların olumlu sonuçlarını görmeye başladıklarını aktardı. Ancak daha fazla firmanın tasarım, markalaşma ve yüksek katma değerli üretime yönelmesi için makroekonomik istikrarın ve uygun maliyetli üretim olanaklarının sağlanması gerektiğini vurguladı.

Ahmet Güleç, FDI İstanbul’un üreticileri yalnızca alıcılarla değil; mimarlar, iç mimarlar, tasarımcılar, proje geliştiricileri ve yaratıcı profesyonellerle aynı ekosistemde buluşturmayı hedeflediğini belirtti. Bu yapının yalnızca kısa vadeli ticari bağlantılar değil, uzun vadeli iş birlikleri ve yeni değer zincirleri oluşturabileceğini ifade eden Güleç, FDI İstanbul’un klasik bir fuar anlayışının ötesine geçeceğini söyledi. Tasarımın yalnızca estetik bir unsur olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Güleç, tasarımın katma değer üreten, markaları rakiplerinden ayıran ve ihracat değerini artıran stratejik bir araç olduğunu ifade etti. FDI İstanbul’un tasarım, markalaşma, yaratıcı düşünce, sürdürülebilirlik ve kültürel birikimi aynı platformda buluşturacağını belirten Güleç, organizasyonun entelektüel sermayeyi ekonomik değere dönüştüren uluslararası bir yapı oluşturmayı amaçladığını kaydetti. Türk mobilya sektörünün küresel rekabet gücünü yeniden artırabilmesi için üretim maliyetlerinin dengelenmesi, makroekonomik istikrarın sağlanması ve tasarım odaklı yüksek katma değerli üretimin yaygınlaştırılması, sektörün önümüzdeki dönemdeki temel gündem maddeleri arasında yer alıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu