Yüksek Kaldıraç ve Yapay Zeka Coşkusu Piyasalarda Çöküşe Neden Oldu
Yüksek kaldıraç ve yapay zeka coşkusu, küresel piyasalarda risk iştahının zayıfladığı yeni bir dönemi işaret ediyor.
Financial Times yazarı Katie Martin, son dönemde küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmaların, yapay zekâ yatırımları ve yüksek kaldıraçlı işlemlerin risklerini gözler önüne serdiğini belirtiyor. Güney Kore borsasında yaşanan sert düzeltme, hedge fonu Situational Awareness’ın çöküşü ve ABD tahvil piyasasında Federal Rezerv’e duyulan güvensizlik, yatırımcıların artık büyüme hikâyeleri yerine şirketlerin temel verilerine ve piyasa gerçeklerine odaklanmaya başladığını gösteriyor.
Martin, piyasalardaki bu gelişmeleri Yunan mitolojisindeki İkarus efsanesine benzetiyor. Yatırımcıların aşırı özgüven ve kolay kazanç beklentisiyle riskleri göz ardı ettiğini ifade eden yazar, piyasa gerçeklerinin bu iyimserliğin sınırlarını ortaya koymaya başladığını vurguluyor.
Analizin merkezinde, yapay zekâ yatırımlarıyla dikkat çeken hedge fonu Situational Awareness yer alıyor. 24 yaşındaki Leopold Aschenbrenner’in yönettiği fon, yılın ilk yarısında yaklaşık yüzde 400 getiri sağladı. Ancak teknoloji hisselerinde başlayan satış dalgası, yüksek kaldıraç kullanan fonu marjin çağrılarıyla karşı karşıya bıraktı. Sonuç olarak, fonun önemli bir kısmı Citadel’in kurucusu Ken Griffin’e satılmak zorunda kaldı. Martin, bu durumu merkez bankalarının uzun süredir uyardığı yüksek kaldıraç riskinin somut bir örneği olarak değerlendiriyor.
Benzer bir durum Güney Kore borsasında da yaşandı. Yılın ilk yarısında yarı iletken şirketlerinin öncülüğünde yaklaşık yüzde 150 yükselen Kore hisse senedi piyasası, son haftalarda kazançlarının neredeyse yarısını geri verdi. Özellikle kaldıraçlı yatırım fonlarına yönelen bireysel yatırımcılar büyük kayıplar yaşarken, düzenleyici kurumlar riskli ürünlere yönelik önlemleri ancak sert satışların ardından devreye alabildi. Ortak nokta ise net: Dar bir hisse grubunda yoğunlaşan, borçla finanse edilen spekülatif pozisyonlar sürdürülebilir olmaktan uzak.
Martin, Elon Musk’ın SpaceX hisselerinin halka arzını da spekülatif döngünün zirve işaretlerinden biri olarak nitelendiriyor. Haziran ortasındaki zirvesinden bu yana hisselerin değerinin yaklaşık yarıya inmesi, yatırımcı iştahındaki değişimin en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Sadece hisse senetleri değil, tahvil piyasaları da yatırımcıların bakış açısının değiştiğini gösteriyor. ABD Merkez Bankası’nın faizleri sabit tutmasının ardından uzun vadeli Hazine tahvillerinde sert satışlar yaşanırken, 30 yıllık tahvil faizleri küresel finans krizinden bu yana en yüksek seviyelere ulaştı. Martin, piyasanın Fed Başkanı Kevin Warsh’ın enflasyonla mücadele konusundaki mesajlarını yeterince ikna edici bulmadığını belirtiyor. Warsh’ın ileriye dönük yönlendirmeden kaçınması, yatırımcıların para politikasının nasıl şekilleneceğine dair belirsizlik yaşamasına yol açıyor.
Yatırımcı davranışlarında da önemli bir değişim gözlemleniyor. Vanda Research verilerine göre bireysel yatırımcılar, teknoloji hisselerindeki pozisyonlarını Covid-19 döneminden bu yana en hızlı şekilde azaltıyor. Buna karşılık, teknoloji ağırlığı düşük olan İngiltere borsası rekor seviyelere ulaşarak yatırımcıların daha istikrarlı sektörlere yöneldiğini gösteriyor.




