Temu’nun Gidişi, Kartlı İthalatı Rekor Seviyeye Taşıdı
Temu’nun yurtdışı gönderim seçeneklerini kapatması, kartlı ithalatı patlattı. Ocak ayında işlem hacmi rekor seviyeye ulaştı.
YENER KARADENİZ
Yurt dışından online alışverişte 30 Euro sınırının 6 Şubat itibarıyla kaldırılacağına dair açıklama, e-ticaret alanında büyük bir sipariş artışına yol açtı. Özellikle Temu gibi uluslararası platformlara yönelen tüketiciler, bu kararın yürürlüğe girmeden önce alışveriş yapma telaşına düştü. Ocak ayının ilk 25 gününde toplamda 34 milyon işlem gerçekleştirilirken, harcama miktarı 41 milyar TL’yi aştı. Bu rakam, aynı dönemdeki online ihracatın neredeyse üç katına çıkarak dikkat çekici bir artış gösterdi. Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre, yerli kartlarla yurtdışından yapılan online alışveriş hacmi geçen yıl Ocak ayında 22,6 milyar TL iken, yıl sonunda 40,3 milyar TL’ye yükseldi. İşlem adedi de 29 milyondan 35,7 milyona çıkarak önemli bir artış kaydedildi.
Yeni yılın ilk ayında e-ithalatın ivmesi daha da hızlandı. Ocak ayında 34,4 milyon adet işlem ve 41,5 milyar TL’lik hacimle tarihi bir zirveye ulaşıldı. Bu rakamlar, sadece bir ay içinde elde edilen sonuçları yansıtıyor. Temu, 6 Şubat tarihini beklemeden 25 Ocak’ta yurtdışı gönderim seçeneğini kapatarak faaliyetlerini yalnızca Türkiye’deki yerel üreticilerin ürünleriyle sınırladı. Shein ise Türkiye’ye gönderimlerini tamamen durdurdu. Bu gelişme, Temu’nun geniş ürün yelpazesi ve Çin hükümetinin sağladığı düşük fiyat avantajını kaybetmesine neden oldu. Ancak 13 Şubat itibarıyla Temu, geçen yıl kurduğu WhaleCo şirketi aracılığıyla resmi ithalat modeliyle yurtdışı gönderim seçeneğini yeniden devreye aldı. 580 TL sınırı ile açılan yurtdışı seçeneğinde, gümrük vergisi uygulanmıyor. Ürünler artık bireysel ithalat yerine ticari ithalat kapsamında Türkiye’ye giriyor ve gümrük işlemleri ile test ve denetim süreçlerinden geçiyor. Ancak yeniden açılan yurtdışı seçeneğinde ürün sayısının sınırlı olması ve fiyatların Türkiye’deki ürünlere yakınsaması, platformun eski fiyat avantajını kaybettiğini gösteriyor.
Çin merkezli platformun küresel ölçekteki hızlı büyümesinin arkasında, doğrudan üreticiden tüketiciye satış modeli, agresif sübvansiyon politikaları, ölçek ekonomisi ve düşük lojistik maliyetleri yatıyor. Aracıları devre dışı bırakan bu model, başlangıçta kârlılığı ikinci plana atarak fiyatları piyasa seviyelerinin altına çekebiliyor. Ancak bu durum, pek çok ülkede yerli üreticiler ve tüketici sağlığı açısından ciddi tehditler oluşturuyor. Özellikle tekstil, küçük ev aletleri, aksesuarlar ve düşük fiyatlı tüketim ürünlerinde iç pazarda fiyat kırılmasına ve kar marjlarının daralmasına yol açıyor. Tüketici güvenliği de önemli bir risk olarak öne çıkıyor. Geçen yıl Türkiye’de ayakkabı ve oyuncak gibi bazı kategorilerde yapılan testlerde kanserojen maddelere rastlanmış, bazı ürünlerin ülkeye girişi durdurulmuştu. Bu gelişmelerin ardından birçok ülke önlem almaya başladı. Avrupa Birliği, düşük değerli gönderilere yönelik vergi muafiyetlerini gözden geçirirken, ABD de sıkılaştırma tartışmaları yapıyor. Bazı ülkeler gümrük denetimlerini artırarak dijital platformlara ek vergi ve kayıt zorunluluğu getirdi. Amaç, yerli üreticiyi korumak, vergi kaybını önlemek ve tüketici güvenliğini sağlamak.




