Petrolden Çıkış: Ülkeler İçin Kriz ve Güvenlik Riski

Petrolden çıkış süreci, petrol gelirlerine bağımlı ülkelerde mali kriz, siyasi istikrarsızlık, çatışma ve göç riskini artırabilir.

Küresel ekonominin petrolden uzaklaşması, petrol gelirleriyle kamu hizmetlerini finanse eden ülkeler açısından ciddi sonuçlar doğurabilir. Yeni bir araştırma, gerekli uyum desteği sağlanmadığı takdirde bu ülkelerde mali krizlerin yanı sıra siyasi istikrarsızlık, çatışma ve göç dalgalarının yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Nijerya, İran, Angola ve Cezayir, söz konusu dönüşümden en fazla etkilenebilecek ülkeler arasında gösteriliyor. Bu ülkelerin ortak özelliği, devlet gelirleri ve kamu harcamaları açısından petrole yüksek düzeyde bağımlı olmaları. Ekonomik yapının yeterince çeşitlenmemesi ve olası gelir kayıplarını karşılayacak sermayenin sınırlı olması da kırılganlığı artırıyor.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşmasıyla birçok ülkede petrol tüketimi şimdiden gerilemeye başladı. İran savaşı ise arzı daraltarak fiyatları hızla yukarı çekti; yüksek enflasyon ve siyasi istikrarsızlık, petrol piyasasındaki dönüşümün mevcut risklerini daha görünür hale getirdi.

Petrol talebinin gelecek 10 yıl içinde büyük ölçüde yatay seyretmesi ve 2030’ların başında zirveye ulaşması bekleniyor. Talebin ardından daralan bir pazara dönüşmesi, üreticileri daha az sayıdaki alıcı için rekabet etmeye zorlayacak. Birleşik Krallık merkezli iklim düşünce kuruluşu Üçüncü Nesil Çevrecilik’in (E3G) iki yıl süren çalışmasına göre ülkeler, kaynak gelirlerini mümkün olduğunca uzun süre korumaya çalışacak. Ancak Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi düşük maliyetle üretim yapabilen ve kaynakları geniş ülkeler, altyapısı daha sınırlı üreticilere kıyasla avantaj elde edecek.

Dönüşümün gecikmesi riskleri büyütebilir

Raporun ortak yazarlarından Beth Walker, hükümetlerin ortaya çıkabilecek sonuçlara yeterince hazırlanmadığını belirtti. Walker’a göre petrol üreticilerinin dönüşüm sürecinde yalnız bırakılması ve piyasanın sorunları kendiliğinden çözmesinin beklenmesi, geçişi tüm taraflar açısından daha tehlikeli hale getiriyor. Üretici ülkelerin ekonomik kırılganlığı, bu nedenle küresel güvenlik sorununa dönüşebilir.

İklim krizinin ağırlaşmasına rağmen enerji dönüşümünü ertelemek ya da yavaşlatmak da çözüm olarak görülmüyor. Araştırmanın diğer ortak yazarı Maria Pastukhova, yavaş ilerleyen ancak düzensiz bir dönüşümün, hızlı bir geçiş kadar hatta daha fazla istikrarsızlık yaratabileceğini ifade etti.

E3G çalışmasında, petrol talebindeki düşüşe ilişkin farklı senaryolar 100’ün üzerinde kamu görevlisi ve uzmanla yapılan simülasyonlarda değerlendirildi. London School of Economics bünyesindeki Grantham Araştırma Enstitüsü’nün politika direktörü Bob Ward ise gelişmiş ülkelerin de bu süreçten etkilenebileceğini söyledi. Ward, tehlikeli iklim değişikliğini önlemek için petrol arzı ve talebinin hangi hızda azalması gerektiği konusunda birçok üretici ülkenin gerçekleri görmezden geldiğini savundu.

Petrol gelirlerindeki düşüş borç yükünü artıracak

Petrol gelirleri, dünya genelindeki 17 ülkede hükümet kazançlarının yüzde 40’ından fazlasını oluşturuyor. Irak ve Libya’da ise bu oran yüzde 70 ile 90 arasında değişiyor. E3G’nin öngörüsüne göre gelirler 2030’dan itibaren hızla gerileyecek; Cezayir’in petrol gelirlerinde yüzde 87, Nijerya’nın gelirlerinde ise yüzde 60’tan fazla düşüş yaşanabilecek.

Walker, Avrupa’ya yakınlığı ve ihracatının büyük bölümünde Avrupa Birliği’ne bağımlı olması nedeniyle Cezayir’in yakından izlenmesi gereken ülkelerden biri olduğunu belirtti. Gelir kaybı, devletlerin temel kamu hizmetlerini sürdürebilmek için kapatması gereken büyük bütçe açıkları yaratabilir. Artan borç yükünün de toplumsal ve siyasi dengeleri daha kırılgan hale getirmesi bekleniyor.

Uzmanlara göre ortaya çıkabilecek tablo, tek bir küresel petrol krizinden ibaret olmayacak. Cezayir’de toplumsal huzursuzluk ve göç, Irak’ta siyasi yapının daha da zayıflaması, Nijerya’da devlet kapasitesinin gerilemesi ve Libya’da petrol altyapısı üzerindeki askeri rekabet, farklı bölgelerde güvenlik sorunlarını tetikleyebilir. Bu gelişmelerin Avrupa ve Körfez bölgesinin istikrarı üzerinde de etkili olabileceği değerlendiriliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu