Ankara-Atina yakınlaşması yeniden gerilimle mi sınanıyor?

Ankara-Atina yakınlaşması, Ege’deki deniz parkları, hava sahası tartışmaları ve yeni savunma ittifakları nedeniyle yeniden sorgulanıyor.

Türkiye ile Yunanistan arasında 2023 yılında başlayan Ankara-Atina yakınlaşması, son dönemde karşılıklı açıklamalar ve bölgesel gelişmeler nedeniyle yeniden tartışma konusu oldu. Deniz parkları, deniz mekânsal planlama, hava sahasına ilişkin ihlal iddiaları ve iki ülkenin farklı güvenlik ortaklıklarına yönelmesi, Ege Denizi’nde rekabetin tekrar öne çıkabileceği değerlendirmelerine yol açtı.

Uzmanlar, savunma alanındaki karşılıklı hamlelerin güvenlik kaygılarını artırarak yeni bir silahlanma döngüsünü tetikleyebileceğine dikkat çekiyor. Bu gelişmeler, 2023 sonrasında nispeten sakinleşen ilişkilerin yeniden rekabetçi bir zemine sürüklenip sürüklenmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Aynı gün açıklanan iki savunma hamlesi

Bölgedeki güvenlik dengelerine ilişkin dikkat çekici gelişmelerden biri 31 Ağustos’ta yaşandı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından oluşturulan Mekke Savunma İttifakı’nın ilk toplantısı İstanbul’da yapılırken, aynı gün Tel Aviv’de Yunanistan ile İsrail arasında “Aşil Kalkanı” adı verilen savunma anlaşması imzalandı. İki adımın aynı tarihe denk gelmesi, Doğu Akdeniz ve çevresindeki güvenlik mimarisinin ittifaklar üzerinden yeniden şekillendiği yorumlarına neden oldu.

İsrail-Yunanistan savunma anlaşmasının önemi

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Yunanistan’la imzalanan anlaşmayı ülkesinin bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük savunma ihracatı anlaşması olarak tanımladı. Anlaşma, Atina’nın savunma kapasitesini geliştirme çabalarının yanı sıra İsrail’le askeri ve teknolojik iş birliğini derinleştirme politikasının da göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Yunanistan’ın son yıllarda İsrail’le savunma ilişkilerini ilerletmesi, Doğu Akdeniz’deki güvenlik dengeleri bakımından Türkiye tarafından da yakından takip edilen bir gelişme niteliği taşıyor.

Atina’nın Türkiye’ye yönelik mesajları

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Selanik Uluslararası Fuarı’ndaki açıklamaları da ikili ilişkilerin geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden canlandırdı. Miçotakis’in Türkiye, mevcut gerilimler ve yaklaşan seçim gündemi hakkında verdiği mesajlar, Ankara’nın Atina’nın güvenlik politikalarındaki önemini koruduğunu gösterdi.

2023’teki depremlerin ardından liderler düzeyindeki temaslarla ilerleyen yumuşama, iki ülke arasında daha düşük tansiyonlu bir dönem oluşturmuştu. Buna karşın Ege ve Doğu Akdeniz’deki egemenlik meseleleri, deniz yetki alanları ve hava sahası konusundaki anlaşmazlıklar tamamen ortadan kalkmadı.

Güvenlik politikalarının merkezindeki Türkiye faktörü

Uzmanlara göre Türkiye, Yunanistan’ın güvenlik politikalarında merkezi aktörlerden biri olmayı sürdürüyor. Atina’nın savunma yatırımlarını artırması ve İsrail gibi bölgesel aktörlerle askeri iş birliklerini genişletmesi, Türkiye kaynaklı görülen risklere karşı caydırıcılığı güçlendirme arayışının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bu yaklaşım, Ankara’nın da Yunanistan’ın askeri kapasitesindeki artışı dikkate alarak savunma politikalarını yeniden şekillendirmesine neden olabiliyor. Böylece iki tarafın güvenlik kaygıları birbirini besleyen karşılıklı bir döngü oluşturuyor.

Ege’de rekabet yeniden mi öne çıkıyor?

Türkiye ve Yunanistan arasındaki sorunlar uzun süredir devam ediyor. Ancak 2023 sonrasında siyasi diyaloğun güçlenmesi, kronik anlaşmazlıklarda tansiyonun düşmesini sağlamıştı. Son dönemde deniz parkları, deniz mekânsal planlama, hava sahası ihlali iddiaları ve askeri iş birliklerinin yeniden gündeme gelmesi, ilişkilerdeki kırılganlığı ortaya koyuyor.

İki ülkenin farklı bölgesel ortaklıklar aracılığıyla savunma kapasitelerini geliştirmesi, Ege’deki rekabetin yalnızca Ankara ile Atina arasındaki ikili ilişkilerle sınırlı kalmayabileceğine işaret ediyor.

Yumuşama süreci sona erdi mi?

Mevcut tablo, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyaloğun tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Ancak iki ülkenin siyasi temasları sürdürürken aynı zamanda güvenlik rekabetini de devam ettirdiği daha karmaşık bir dönem ortaya çıkıyor. Diyaloğun geleceği kadar savunma harcamalarının ve bölgesel ittifakların seyri de Ege’deki dengelerin belirlenmesinde etkili olacak.

Önümüzdeki süreçte deniz yetki alanları, deniz mekânsal planlama, hava sahası ve Doğu Akdeniz’deki askeri iş birlikleri, Ankara-Atina yakınlaşmasının korunup korunamayacağını gösterecek başlıca başlıklar olacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu