NATO Zirvesi İçin Stratejik Başarı Formülü Açıklandı

Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesi uluslararası uzmanlar, ilişkileri düzeltmek için 5 stratejik öneri sundu.

Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 2026 NATO Zirvesi’ne sayılı günler kala, diplomatik çevreler ve müttefik ülkeler, organizasyonun başarısını artıracak unsurlara odaklanmış durumda.

Geçtiğimiz yıl Lahey’de yapılan zirvede, ABD Başkanı Donald Trump’ın müttefiklerden savunma harcamalarını 2030 yılına kadar GSYİH’lerinin yüzde 5’ine çıkarma taahhüdü almaları önemli bir gelişme olarak kaydedilmişti. Ancak bu yıl Ankara’da, transatlantik ilişkilerdeki yeni gerilimler de gündeme geliyor. Trump’ın Avrupalı müttefikleri İran konusundaki isteksizlikleri nedeniyle eleştirmesi ve bazı Avrupa ülkelerine yönelik olası yaptırımlar, zirve öncesinde tansiyonu artırıyor.

Uluslararası düşünce kuruluşu Atlantic Council uzmanları, Ankara’daki zirvenin hem kalıcı bir başarıya dönüşmesi hem de Washington’ın acil endişelerini gidermesi için 5 stratejik öneri sundu:

Yapıcı Çözüm Yolları

İttifak içindeki birlik, 2026 yılında iki büyük krizle sınandı: Trump’ın Danimarka’ya ait Grönland’ın kontrolünü ABD’ye devretme isteği ve Avrupalıların İran’a yönelik ABD-İsrail hava harekâtlarına destek vermekten kaçınması. Uzmanlar, Ankara’nın bu gerilimleri azaltmak için bir fırsat sunduğunu belirtiyor.

Arktik bölgesindeki güvenlik açığını kapatmak amacıyla Ocak ayında başlatılan “Arctic Sentry” (Arktik Gözcüsü) girişimi, somut askeri konuşlandırmalar ve yatırımlarla desteklenebilir. Ayrıca, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ablukasına karşı İngiltere ve Fransa’nın geliştirdiği deniz güvenliği planı, uzun vadeli bir NATO operasyonuna dönüştürülerek Napoli’deki Müşterek Güç Komutanlığı’na devredilebilir. Bu adımlar, Avrupalılara ABD’ye “sorumluluk paylaşımı” yönünde güçlü bir sinyal verecektir.

Uzman Görüşü: James J. Townsend Jr. & Philippe Dickinson

Geçiş Planlama Grubu Kurulması

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, müttefikleri “sağlıksız bir karşılıklı bağımlılıktan, sağlıklı bir ortaklığa” geçmeye davet ederken, askeri ve endüstriyel koordinasyonu sağlamak amacıyla acilen bir “Geçiş Planlama Grubu” kurulmasını öneriyor.

Avrupa’da savunma bütçeleri artarken, stratejik nakliye, füze savunması ve uydu teknolojileri gibi alanlarda hâlâ ABD’ye bağımlılık sürüyor. ABD’nin Avrupa’daki askerlerini çekmeyi tartıştığı bu dönemde, savunma planlarının kaotik ve koordinasyonsuz ilerlememesi için bu grubun gerçekçi bir geçiş takvimi belirlemesi kritik bir önem taşıyor.

Uzman Görüşü: Dr. Hans Binnendijk

Batı Avrupa’nın Sorumlulukları

Transatlantik yük paylaşımındaki en büyük dengesizliklerden biri, NATO’nun Orta ve Doğu Avrupa’daki Geliştirilmiş İleri Varlık (EFP) taburlarındaki asker dağılımında görülüyor. Bölgedeki 25.000 NATO askerinin 15.000’inin Amerikalılardan oluştuğu belirtiliyor.

Uzmanlar, ABD’nin Atlantik ötesinden gelerek bu sınırı koruduğu bir ortamda, Batı Avrupalı büyük güçlerin geride kalmasını eleştiriyor. Başarı için Almanya, Fransa ve İngiltere gibi Batı Avrupa ülkelerinin, Doğu kanadındaki askeri varlıklarını en azından tam operasyonel birer muharebe tugayı seviyesine çıkarması gerektiği vurgulanıyor.

Uzman Görüşü: Ian Brzezinski

Askeri Geçit Töreni Önerisi

Geçen yıl kabul edilen yüzde 5’lik tarihi savunma bütçesi taahhüdünü sadece belgelerle anlatmak yerine, bunun somut sonuçlarının Ankara’da düzenlenecek bir askeri geçit töreniyle dünyaya duyurulması öneriliyor. Özellikle Polonya’nın Apache helikopterleri, Romanya’nın F-35 uçakları ve Almanya’nın füze alımları gibi son dönemde Avrupa’nın ABD’den tedarik ettiği askeri teçhizatın sergilenmesi, hem Rusya’ya karşı güçlü bir caydırıcılık mesajı verecek hem de Trump’a kendi “yük paylaşımı” politikasının meyvelerini bizzat görme fırsatı sunacaktır.

Uzman Görüşü: Dr. John R. Deni

NATO Zirvelerinin Sıklığı

Soğuk Savaş döneminde sadece 8 kez toplanan NATO liderlerinin, artık her yıl bir araya gelmesi ve iç politikada şov malzemesi yapılacak yapay “başarı hikayeleri” araması eleştiriliyor. Bu durum, İttifak’ın Brüksel’deki bürokratik işleyişini olumsuz etkiliyor.

Rusya’ya yönelik yeni ve net bir strateji geliştirilmesi gibi zorlu konular liderler seviyesinde tıkanırken, bölgesel askeri planların güncellenmesi ve Doğu kanadındaki taburların güçlendirilmesi gibi operasyonel işlerin liderler seviyesinin altındaki teknik kadrolarla daha sakin yürütülmesi gerektiği ifade ediliyor. Ankara zirvesinin ardından, bu yüksek profilli görüşmelerin sıklığının azaltılması, İttifak içindeki siyasi dramaların dozunu düşürmek için makul bir yol olarak öne çıkıyor.

Uzman Görüşü: Phyllis Berry

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu