İran Krizi: Belirsizlikler Devam Ediyor, Piyasalar Umutlu

İran krizi devam ederken, belirsizlikler sürüyor. Piyasalar iyimser, ancak gerçekler farklı olabilir.

Financial Times yazarı Gideon Rachman, ABD ve İran arasındaki gerilimde ateşkes ilan edilmesine rağmen belirsizliklerin hala devam ettiğini vurguluyor. “Savaş sisi” kavramının yerini “barış sisi” almış olsa da, taraflar arasındaki güvensizlik ve çözülmemiş meseleler krizin derinleşebileceğine işaret ediyor.

ABD, İsrail ve İran arasında bir ateşkes mevcut olsa da, durum oldukça belirsiz. Washington yeni müzakerelerin başlayacağını duyururken, Tahran bu iddiaları yalanlıyor. Temel sorular ise hâlâ cevapsız kalıyor: Ateşkesin süresi uzatılacak mı? İran nükleer zenginleştirmeyi durdurmayı kabul etti mi? Hürmüz Boğazı açık kalacak mı? Tarafların çelişkili açıklamaları, krizin yönünü tahmin etmeyi zorlaştırıyor.

Rachman, hem ABD hem de İran’ın aslında bir anlaşma arayışında olduğunu belirtiyor. İran, hava saldırılarına karşı savunmasızlığının farkında, ABD ise Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini görmekte. Ancak, taraflar arasında derin bir güvensizlik ve kritik konularda büyük görüş ayrılıkları devam ediyor. Nükleer program, deniz ticaretinin serbestliği, yaptırımların kaldırılması, İran’ın bölgesel etkisi ve füze programı gibi başlıklar, çözülmesi gereken sorunlar arasında yer alıyor.

Normal şartlarda bu tür karmaşık sorunların çözümü yıllar alabilir. 2015’te imzalanan nükleer anlaşma, yaklaşık üç yıllık müzakerelerin ardından hayata geçirilmişti. Ancak mevcut kriz ortamında küresel ekonomi bu kadar bekleme lüksüne sahip değil. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması enerji fiyatlarını artırırken, jet yakıtı arzında sıkıntılar ve gıda enflasyonunda artış gibi sorunlar gündeme gelebilir.

Gelecek dönemde iki temel senaryo öne çıkıyor: Hızlı bir uzlaşma veya tırmanış. Rachman, taraflar arasındaki farkların kapatılamaması durumunda çatışmanın yeniden alevlenmesinin daha olası olduğunu düşünüyor. Ayrıca, ABD yönetiminin İran üzerindeki baskının hızlı sonuç vereceği yönündeki beklentisi, geçmişte olduğu gibi aşırı iyimser olabilir. Washington’un İran’ın dayanıklılığını hafife aldığı ve kendi etkisini abarttığı değerlendiriliyor.

Eğer ABD, İran’ın enerji altyapısını hedef alırsa, Tahran’ın karşılık vermesi bekleniyor. Bu tür gelişmeler, küresel enerji krizini daha da derinleştirebilir. Önümüzdeki haftalarda hem diplomasi hem de gerilim aynı anda sürebilir. Taraflar birbirlerini test ederken, bazı konularda sınırlı uzlaşmalar sağlanabilir ancak temel başlıklardaki anlaşmazlıklar devam edebilir.

Hürmüz Boğazı’nın kontrolü ise en kritik sorunlardan biri. İran’ın geçişlerden ücret talep etme isteği, çözülmesi en zor konulardan biri olarak öne çıkıyor. Bu konuda alternatif çözümler gündeme gelse de henüz somut bir adım atılmış değil. Krizin seyrini belirleyecek önemli belirsizlikler arasında İran ekonomisinin dayanıklılığı, Tahran yönetimi içindeki güç dengeleri ve ABD’nin askeri seçeneklerinin sınırları yer alıyor.

Piyasalardaki son toparlanma, krizin en kötü döneminin geride kaldığı algısını yansıtıyor. Ancak Rachman, bu yaklaşımın aşırı iyimser olabileceğini belirtiyor. “Orta Doğu ve küresel ekonomi bu krizin en kötü aşamasını henüz görmemiş olabilir,” diyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu