Uğur Dalbeler: Türkiye’nin Çelikte Rekabet Gücü Artmalı

Uğur Dalbeler, Türkiye’nin çelik sektöründe kalıcı avantajlar elde etmesi gerektiğini vurguladı.

SteelRadar tarafından düzenlenen Steel Summit 2026 – 2. Uluslararası Çelik Sanayi ve Küresel Piyasalar Zirvesi’nde, Çolakoğlu Metalurji CEO’su ve World Steel Association ile Çelik İhracatçılar Birliği Başkanı Uğur Dalbeler, dünya genelinde çelik üretiminin düştüğüne dikkat çekerek, Türkiye’nin sınırlı da olsa büyüme fırsatları bulduğunu ifade etti.

Ancak Dalbeler, bu büyümenin yeterli olmadığını, kapasite kullanım oranlarının düşük kaldığını ve ithalat baskısının sektörde önemli bir yük oluşturduğunu belirtti. Türkiye’nin geçici avantajlar yerine kalıcı bir rekabet gücü oluşturması gerektiğini vurguladı.

Dalbeler, Steel Summit’in beklenenden daha fazla katılımla gerçekleştiğini ve farklı ülkelerden gelen katılımcıların çeşitliliğinin konferansın verimliliğini artırdığını ifade etti. Çelik sektöründeki ortak sorunların tartışılabileceği platformların önemine değindi.

Dünya ekonomisinde son yıllarda belirgin bir değişim yaşandığını belirten Dalbeler, gelişmiş ülkelerin zayıflayan rekabet güçleri nedeniyle daha korumacı politikalara yöneldiğini, bunun da ortak sorunlara çözüm bulmayı zorlaştırdığını söyledi. Ancak ticaretin ülkeler arasındaki ilişkileri geliştiren en etkili araçlardan biri olduğunu vurgulayarak, sektörün her platformda iş birliği fırsatlarını değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

Türk çelik sektörünün zorlu bir coğrafyada faaliyet gösterdiğini ve krizlere uyum sağlama konusunda önemli bir deneyime sahip olduğunu ifade eden Dalbeler, geçmişte yaşanan birçok krizin ardından Türkiye’nin dayanıklılık kazandığını dile getirdi. Dünya çelik üretiminin gerilemesine rağmen Türkiye’nin sınırlı bir büyüme potansiyeli olduğunu, ancak bunun yeterli olmadığını belirtti.

Dalbeler, Çin’in iç talep sorunları yaşadığı dönemlerde ihracatını artırmasının dünya piyasalarında baskı oluşturduğunu ifade etti. Türkiye’nin ise son yıllarda enerji, işçilik ve ithalat baskıları nedeniyle kârlılık sorunları yaşadığını belirtti. Kârlılığın kaybolduğu bir ortamda sektörün yenilenmesinin ve rekabetçiliğini korumasının zorlaşacağını vurguladı.

Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin Türkiye’yi kısa vadede güvenilir bir tedarikçi olarak öne çıkarabileceğini belirten Dalbeler, bu durumun kalıcı bir strateji haline gelmemesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin krizlerden kaynaklanan geçici avantajlar yerine kalıcı rekabet gücü ile öne çıkması gerektiğini yineledi.

SKDM ve Avrupa Birliği kotaları üzerine konuşan Dalbeler, Türkiye’nin düşük emisyonlu üretim yapısının doğru bir şekilde anlatılması durumunda önemli bir avantaj sağlayabileceğini belirtti. Elektrik ark ocaklı ve hurdaya dayalı üretim yapısıyla Türkiye’nin birçok rakip ülkeye göre daha düşük karbon yoğunluğuna sahip olduğunu vurguladı.

Hurda konusunda Türkiye’nin daha uzun vadeli ve doğrudan kaynaklara erişim stratejisi geliştirmesi gerektiğini ifade eden Dalbeler, gelişmiş ülkelerdeki aracılardan ziyade kaynağından ulaşmanın önemine dikkat çekti. Türkiye’nin coğrafi konumu, hızlı adaptasyon yeteneği, teknoloji, kalite ve verimlilik açısından güçlü bir konumda olduğunu belirterek, bu avantajların sürdürülebilir rekabet gücü ile kalıcı hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu