Küresel Oyun Pazarı 2025’te 188.8 Milyar Doları Geçti

Küresel oyun pazarı 2025’te 188.8 milyar dolara ulaşırken, Türkiye mobil oyun üretiminde EMEA’nın önemli merkezlerinden biri haline geliyor.

İstinye Üniversitesi Dijital Oyun Tasarımı Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi İsmail Ergen, dijital oyun tasarımının disiplinlerarası bir sistem mühendisliği olduğunu belirtiyor. Küresel oyun pazarının 2025’te 188.8 milyar dolara ulaşması beklenirken, Türkiye mobil oyun üretiminde EMEA bölgesinin en dikkat çekici merkezlerinden biri haline geliyor.

Dijital oyun sektörü, yalnızca eğlence sunmaktan çok daha fazlasını yapıyor. Veri odaklı tasarım, yapay zeka entegrasyonu ve uluslararası yayın stratejileri ile çok katmanlı bir yaratıcı teknoloji ekosistemi oluşturuyor. Dr. Ergen, oyun tasarımcılarını “deneyim mimarları” olarak tanımlıyor. Oyun tasarımcıları, oyun mekaniğinden ekonomik modellere, kullanıcı deneyiminden canlı operasyonlara kadar tüm süreci tasarlayıp test eden ve veriye dayalı geliştirmeler yapan yaratıcı mühendislerdir. Yapay zeka destekli adaptif mekanikler ve oyuncu analitiği gibi yenilikçi yaklaşımlar, eğitim modelini dönüştürerek Türkiye’yi küresel rekabette daha görünür hale getiriyor.

“Sadece fikir üretmez; sistemi tasarlar, test eder ve veriye dayalı iterasyon yapar”

Dr. Ergen, dijital oyun tasarımının kapsamını şu şekilde özetliyor: “Dijital oyun tasarımı, insan deneyimini, etkileşimini ve hikâyesini içeren disiplinlerarası bir sistem tasarımı sürecidir. Oyun, kullanıcıya sunduğu deneyimle anlam kazanır. Bu nedenle tasarımcı, yalnızca mekanik oluşturmaz; psikoloji, ekonomi, hikâye anlatımı ve teknoloji unsurlarını bir araya getirir. Dijital oyun tasarımcısı, oyunun ‘deneyim mimarisini’ inşa eden kişidir. Temel sorumlulukları arasında oyuncunun tekrar ettiği döngü ve ödül sisteminin tasarımı, sistem dengelemesi, görev akışları, kullanıcı deneyimi ve prototipleme yer alır.”

Dr. Ergen, dijital oyun tasarımcılarının eğitimi hakkında da önemli bilgiler veriyor. “Tek bir doğru yol yok; ancak güçlü bir portföy, teknik altyapı ve sistem düşünme becerisi gereklidir. Günümüzde oyunlar sadece eğlence değil; eğitim, sağlık, simülasyon ve yapay zeka uygulamalarında da kullanılmaktadır. Bu nedenle disiplinlerarası bir eğitim modeli şarttır. Türkiye, oyun ve yaratıcı teknolojiler alanında Avrupa ve Amerika’nın yaklaşık 5 yıl gerisinde. Bunu bir yakınma değil, bir çalışma fırsatı olarak görüyoruz. Müfredatımızı yeniden yapılandırdık ve yapay zeka ile makine öğrenimini oyun tasarımı eğitimine entegre ettik.”

“Sektör 2030’a doğru 500 milyar dolara ulaşabilir”

Dr. Ergen, pazarın büyümesiyle ilgili de şu bilgileri paylaşıyor: “Küresel oyun pazarı büyümeye devam ediyor. 2024’te 187.7 milyar dolar, 2025’te 188.8 milyar dolar ve 2028’de 206.5 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Oyuncu sayısının 2028’de 3.9 milyara yaklaşması öngörülüyor. Daha geniş tanımlı araştırmalarda sektörün 2030’a kadar 500 milyar dolara ulaşabileceği öngörülüyor. Bu büyüme, yalnızca eğlence ekonomisi ile sınırlı değil; oyun teknolojileri eğitim, sağlık simülasyonları ve otomotiv gibi birçok alana entegre olmaktadır.”

“Türkiye, mobil oyun üretiminde EMEA bölgesinin önemli merkezlerinden biri”

Dr. Ergen, Türkiye’nin oyun pazarındaki konumunu da vurguluyor: “Newzoo’nun 2025 raporuna göre, Türkiye’nin 2025 projeksiyonları yaklaşık 3.33 milyar dolar seviyesindedir. Ancak önemli olan, Türkiye’nin mobil oyun üretiminde küresel ölçekte görünürlük kazanmış olmasıdır. Türkiye, mobil oyun alanında global başarılar elde etti. Özellikle Peak’in 2020’deki çıkışı, ekosistem için bir dönüm noktası oldu. Dream Games gibi şirketler milyar dolarlık değerlemelere ulaştı.”

Dr. Ergen, oyun sektörünün uluslararası çalışma fırsatları sunduğunu belirterek, “Oyun sektörü doğası gereği küreseldir. Uzaktan ve hibrit çalışma yaygındır. Güçlü bir portföy ile ülke sınırları aşılabilir. Tasarımcılar, büyük stüdyolarda veya bağımsız yapımcılar olarak çalışabilirler.” dedi.

“Öğrencilerimizi yaratıcı teknoloji girişimcileri olarak yetiştiriyoruz”

İstinye Üniversitesi’ndeki başarı hikâyelerini de paylaşan Dr. Ergen, “Başarıyı üç ana kanalda görüyoruz: Üretim kültürü, yarışmalarda elde edilen başarılar ve mezun görünürlüğü. Yılda ortalama 20’den fazla sektör etkinliği, 5 büyük Game Jam ve yüzlerce prototip üretim süreci gerçekleştiriyoruz. Game Jam’lerimiz, yalnızca yarışma değil; aynı zamanda ürün geliştirme ve girişim kültürü kazandırma platformlarıdır.” dedi.

“Yapay zeka, tasarım metodolojisinin parçası”

Oyun tasarımında yapay zekanın rolüne de dikkat çeken Dr. Ergen, “Yapay zeka, oyun deneyimini kişiselleştirme, adaptif zorluk üretme ve oyuncu davranış tahmini gibi alanlarda kritik bir rol oynamaktadır. Bu nedenle bölümümüzde yapay zeka, yalnızca bir ders değil; tasarım metodolojisinin ayrılmaz bir parçasıdır.” diyerek sözlerini tamamladı. Oyun artık yalnızca bir yazılım ürünü değil; aynı zamanda bir ekonomi modeli ve küresel rekabet alanıdır. Türkiye’nin yaratıcı teknoloji üretiminde öncü bir konuma gelmesini hedefliyoruz.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu