TCMB’den Enflasyon Tahmininde Artış ve Repo İhaleleri

TCMB, enflasyon tahminini artırırken, repo ihalelerine dönüş sinyali verdi. Başkan Karahan, sıkı para politikasının etkilerini vurguladı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yılın üçüncü enflasyon raporunu açıklayarak, 2026 sonu enflasyon tahminini %26’dan %28’e yükselttiklerini duyurdu. Bu güncellemenin ardında savaşın etkileri ile arz yönlü baskıların bulunduğunu belirten Karahan, savaşın başlamasıyla birlikte mart ayında ara verdikleri 1 hafta vadeli repo ihalelerine geri dönmeyi planladıklarını ifade etti. Ancak, bu konuda kesin bir tarih vermekten kaçındı. Karahan, mevcut para politikası seviyesinin yeterince sıkı olduğunu düşündüklerini vurguladı.

Karahan, 2026 yılı için yapılan 2 puanlık yukarı yönlü güncellemenin, enerji fiyatlarındaki artış ve yönetilen yönlendirilen ürünlerdeki zamların etkisiyle gerçekleştiğini belirtti. Gıda fiyatlarındaki yüksek seyrin de bu tahminin artışında rol oynadığını kaydetti. TCMB, 2026 yılı için gıda enflasyonu tahminini %26,3’ten %28,5’e yükseltirken, ham petrol fiyatı tahminini ise 89,4 dolardan 87,8 dolara düşürdü. 2027 yılı için petrol fiyatı tahmini ise 75,4 dolardan 76,4 dolara çıkarıldı.

Karahan, sunumunda ve ardından gelen soru-cevap bölümünde, dezenflasyon sürecinin gerektirdiği sıkılığı sağlayacaklarını ve bu durumu koruyacaklarını yineledi. Sıkı para politikasının, yaşanan şokların enflasyona etkisini sınırlı tuttuğunu ve bu durumun bir başarı olduğunu belirtti. Ayrıca, temel mal ve hizmet enflasyonu ile iç talepteki zayıflamanın da sıkı para politikasının olumlu bir sonucu olduğunu ifade etti.

Haftalık repo ihalelerine dönüşün, normalleşme süreci olarak değerlendirileceğini belirten Karahan, bunun geleceğe yönelik bir sinyal niteliği taşımadığını vurguladı. İç talepteki dezenflasyonu destekleyen önemli bir yavaşlama gözlemlediklerini dile getiren Karahan, sıkı para politikasının devam edeceğini ifade etti. Para politikası dışında arz yönlü etkilerin enflasyonda yükselişi sürüklediğini belirten Karahan, bu durumun para politikası revizyonu gerektirmediğini söyledi. Sıkı duruşlarının, yurtiçindeki yerleşiklerin TL mevduat tercihinin korunmasında etkili olduğunu ve TL payının %62’ye yükseldiğini kaydetti.

Karahan, haftalık repo ihalelerine dönüşle birlikte faizlerin politika faizine yakınsamasını beklediklerini ifade ederken, savaş döneminde hanehalkının döviz talebinin olmamasını önemli bir kazanım olarak değerlendirdi. TL mevduat getirileriyle ilgili yaşanan dalgalanmaların sorun yaratıp yaratmayacağına dair soruya ise, “Bu politikanın her seferinde başarıyla çıktığını düşünüyoruz. Doğru politikayı uyguladığımızda TL payının yüksek kalacağını göreceğiz” yanıtını verdi.

Sanayi üzerindeki sıkı para politikasının etkilerine de değinen Karahan, sanayisizleşme eleştirilerine yanıt vererek, 2025 yılında başlattıkları reel sektör görüşmelerinin devam ettiğini belirtti. Dış talep görünümünün yanı sıra, dış ticaretteki artan korumacı politikaların sanayi üzerindeki etkilerini artırdığını ifade etti. Verilere göre arz kapasitesinin korunmasının önemli olduğunu ve mevcut veriler ışığında ileride bir enflasyonist baskının oluşmasını beklemediklerini vurguladı.

Son olarak, sıkı para politikası olmasaydı daha yüksek enflasyon seviyeleri görüleceğini belirten Karahan, enflasyonun %75’ten %30’lara gerilemesinin bir başarı olduğunu, ancak hedeflerin üzerinde kalmasının kısmi bir başarısızlık olduğunu kaydetti. Bu süreçte kira ve eğitimdeki ataletin tahminlerden yüksek olmasının etkili olduğunu da sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu