WMU Uyardı: Denizcilerin Yüzde 50’si 5 Yılda Mesleği Bırakabilir
WMU’nun araştırması, denizcilerin ağır çalışma koşulları nedeniyle mesleği bırakma eğiliminin arttığını ortaya koydu.
Dünya Denizcilik Üniversitesi (WMU) tarafından yayımlanan kapsamlı bir araştırma, denizde çalışan bireylerin maruz kaldığı zorlu çalışma koşullarının sektörde ciddi bir tehdit oluşturduğunu gözler önüne serdi. Araştırma, aşırı iş yükü, kronik stres ve kötü ruh sağlığının, birçok denizcinin mesleği bırakma düşüncesine kapılmasına yol açtığını belirtiyor. Bu durum, deniz güvenliği ve gelecekteki mürettebat temini açısından endişe verici bir tablo çizmektedir.
Uluslararası Denizciler Birliği (OUIS) tarafından yürütülen ve “Olumsuz Bir Ortamda Deniz Yaşamı Dengesi Arayışı” başlığını taşıyan bu rapor, 99 farklı ülkeden 4.372 denizcinin görüşlerine dayanmaktadır. Bu çalışma, denizcilik iş gücünün en kapsamlı analizlerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
Rapor, denizcilerin küresel ölçekte haftada ortalama 71 saat çalıştığını, ABD’li denizcilerde ise bu sürenin 79 saate kadar çıktığını ortaya koymuştur. Çalışma ve dinlenme sürelerine dair kayıtların ihlali, sınırlı kıyı izni ve yoğun evrak yükü, sektördeki önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Katılımcıların yaklaşık üçte biri, “şiddetli ve potansiyel olarak tehlikeli” stres seviyelerine sahip olduklarını belirtirken, ABD’li denizcilerin neredeyse yarısı ruh sağlıklarının kötü olduğunu ifade etmiştir.
WMU Başkanı Maximo Mejia, raporun bulgularının iş-yaşam dengesi, gelir güvencesi ve yorgunluk gibi unsurların denizcilerin refahını doğrudan etkilediğini vurgulamıştır. Mejia, denizcilerin ruh sağlığına ve sağlıklı çalışma koşullarına öncelik verilmesinin, denizcilik iş gücünün uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından kaçınılmaz olduğunu dile getirmiştir.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, denizcilerin meslekte kalma eğilimidir. Katılımcıların neredeyse yarısı, önümüzdeki beş yıl içinde denizciliği bırakmayı düşündüğünü belirtmiştir. ABD’li denizciler arasında bu oran yalnızca yüzde 40,2 olarak ölçülmüştür. Mesleği bırakmayı düşünenlerin yüzde 65’inden fazlası, ruh sağlıklarının kötü olduğunu bildirmiştir.
Çalışma, güvenlik yönetim sistemlerine yönelik ciddi bir memnuniyetsizlik de ortaya koymuştur. ABD’li katılımcıların yüzde 79’u güvenlik kılavuzlarının aşırı uzun olduğunu, yüzde 71’i ise prosedürlerin gemideki gerçek çalışma koşullarını yansıtmadığını ifade etmiştir. Katılımcıların üçte ikisi, evrak işlerinin aşırı zaman aldığını belirtmiştir.
OUIS Genel Müdürü Nick Bramley, bulguların denizcilerin sağlıklı ve sosyal açıdan sürdürülebilir bir iş-yaşam dengesi kurmakta zorlandığını açıkça gösterdiğini ifade etmiştir. Bramley, sektörde hem deneyimli denizcilerin elde tutulması hem de yeni neslin çekilmesi için köklü bir değişime ihtiyaç duyulduğunu vurgulamıştır.
WMU, düzenleyiciler, gemi sahipleri ve yöneticilere idari yüklerin azaltılması, gerçekçi personel planlaması ve dinlenme sürelerinin uygulanması çağrısında bulunmaktadır. Üniversite, insan faktörleri biliminin düzenlemelere entegre edilmemesi durumunda sektörün ciddi bir personel ve güvenlik kriziyle karşı karşıya kalabileceğini belirtmektedir. Denizciler Mutluluk Endeksi’nin kurucusu Steven Jones, sektördeki krizi, “21. yüzyıl teknolojisiyle çevrili, ancak 19. yüzyıl beklentileriyle yürüyen bir sistem” olarak tanımlamaktadır. Jones’a göre iş yükü, kıyı izni ve kültürel sorunlar ele alınmadıkça, denizcilerin mutluluğunda kalıcı bir iyileşme sağlanması mümkün görünmemektedir.




