Küresel Piyasalarda ABD Verileri ve Diplomatik Gelişmeler Öne Çıkıyor
Küresel piyasalarda ABD verileri ve İran ile diplomatik temaslar yatırımcıların dikkatini çekiyor.
Küresel piyasalarda, ABD ile İran arasındaki olası diplomatik gelişmelere dair iyimserlik, yatırımcıların risk iştahını artırırken, gözler bugün açıklanacak olan ABD büyüme verileri ve kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi (PCE) ile Nvidia’nın mali sonuçlarına çevrildi.
Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler, varlık fiyatlarının yönü üzerinde etkili olmaya devam ediyor. ABD hükümetinin, İran ile yaşanan gerginlikler sırasında tahliye edilen büyükelçiliklerine diplomat göndermeye hazırlandığına dair haberler ve arabulucu ülkelerin müzakerelerin yeniden başlayabileceğine dair açıklamaları, olası bir anlaşma umudunu artırdı.
Bu gelişmeler, enerji tedarikine yönelik endişeleri azaltarak petrol fiyatlarının yaklaşık bir ayın en büyük günlük düşüşünü yaşamasına yol açtı. Petrol fiyatlarındaki bu gerileme, enflasyon kaygılarını hafifleterek ABD tahvil faizlerinde de düşüşe neden oldu. Ekim vadeli Brent petrolün varil fiyatı, dün yüzde 3,9 azalarak 88,6 dolara gerilerken, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 7 baz puan düşerek yüzde 4,63 seviyesine indi.
ABD’de enflasyon kaygılarının devam etmesi, Merkez Bankası’nın (Fed) yıl sonuna kadar bir kez daha faiz artırabileceği beklentilerini canlı tutuyor. Bugün açıklanacak büyüme verisi ve Fed’in dikkatle izlediği kişisel tüketim harcamaları verisi, yatırımcıların dikkatini çekiyor. Analistler, gıda ve enerji kalemleri hariç tutulan çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksinde olası bir yavaşlamanın, Fed’in gelecekteki adımlarına dair öngörülerde değişiklik yaratabileceğini belirtiyorlar. Bu durum, piyasada dalgalanmalara yol açabilir.
Diğer yandan, çip üreticisi Nvidia’nın bugün açıklayacağı mali sonuçlar da piyasa açısından büyük önem taşıyor. Analistler, şirketin bilançosunun yapay zeka temalı piyasa hareketlerini nasıl etkileyeceğini merakla bekliyor. Nvidia’nın hisse senetleri, üst üste yedi işlem günü boyunca gerilemesinin ardından dün yüzde 2,2 değer kazanarak düşüş serisini sonlandırdı.
Öte yandan, ticaret alanında Kanada yönetimi, ABD’nin birçok Kanada ürününe uyguladığı yüzde 50 gümrük vergisine karşılık olarak, yaklaşık 20 milyar dolarlık ABD ürününe 8 Eylül’den itibaren yüzde 15, 25 veya 50 oranında misilleme tarifesi uygulayacağını duyurdu. Kanada Maliye Bakanlığı, karşı gümrük vergilerinin, ABD tarifelerinden en çok etkilenen çelik, süt ürünleri, beyaz eşya ve tarım ekipmanları gibi sektörlere odaklanacağını belirtti.
Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, küresel ekonominin İran savaşıyla tetiklenen enerji şokunu beklenenden daha iyi atlattığını, ancak yükselen tahvil faizleri ve durma noktasına gelen dezenflasyon sürecinin mali dengeleri zorladığını ifade etti. Georgieva, Orta Doğu kaynaklı negatif enerji şoku ile yapay zeka yatırımlarının oluşturduğu büyüme rüzgarı arasında bir rekabet olduğunu vurguladı.
ABD’de Conference Board Tüketici Güven Endeksi, ağustosta 89,4’e düşerek piyasa beklentilerinin altında kaldı. S&P CoreLogic Case-Shiller Ulusal Konut Fiyat Endeksi, haziranda yıllık bazda yüzde 1,5 artış gösterdi. Yeni konut satışları ise temmuzda aylık yüzde 10,5 azalarak beklentilerin altında kaldı. Bu gelişmeler ışığında, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yeni günde yatay seyirle yüzde 4,65 seviyesinde kalırken, dolar endeksi yüzde 0,1 artışla 98,9 seviyesinde işlem görüyor.
Doların değer kazanması ve kar satışlarının etkisiyle altının ons fiyatı yüzde 0,4 düşerek 4.641 dolardan işlem görüyor. Ekim vadeli Brent petrol ise yüzde 2,6 azalarak varil başına 86,3 dolara geriledi. Bu gelişmelerle S&P 500 endeksi yüzde 0,32, Nasdaq endeksi yüzde 0,66 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,30 değer kazandı. ABD’de endeks vadeli kontratlar karışık bir seyirle güne başladı.
Avrupa borsalarında ise Fransa hariç alış ağırlıklı bir seyir gözlemlendi. Orta Doğu’daki olumlu gelişmeler, enerji maliyetlerinin gerileyebileceğine dair iyimserlik yarattı. Almanya’da açıklanan makroekonomik veriler de fiyatlamalarda etkili oldu. Almanya’nın 2. çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verisi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 1 artış göstererek beklentilerin üzerinde geldi. Bu durum, Almanya’nın Orta Doğu kaynaklı enerji şokunu beklenenden daha iyi yönettiğini gösteriyor.
Fransa’da ise lüks moda ve aksesuar şirketlerinin hisselerinde değer kaybı dikkat çekti. Analistler, Avrupa’daki yaşam maliyetinin artması, ABD-İran geriliminin bölge turizmini olumsuz etkilemesi ve talep yavaşlamasının lüks tüketimi zorladığını belirtti. Bu gelişmelerle birlikte, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,29, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,34 ve Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,61 değer kazanırken, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,16 geriledi.
Asya borsalarında ise ABD ve Avrupa’daki artan risk iştahı etkisini gösterdi. Bölge borsalarında alıcılı bir seyir gözlemlenirken, özellikle teknoloji ve yarı iletken hisseleri Nvidia’nın bilançosundan önce toparlandı. Güney Kore’deki yarı iletken şirketleri, SK Hynix’in hisseleri yüzde 2,5, Samsung Electronics yüzde 2,9, Hanmi Semicon ise yüzde 1,2 değer kazandı. Çin’deki teknoloji hisselerinde de yükseliş yaşandı; Çin’in en büyük yarı iletken üreticisi SMIC’in hisseleri yüzde 4,8 arttı.
Türkiye’de ise Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,19 değer kaybederek 14.473,42 puandan kapattı. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ağustos vadeli kontrat ise dün akşam seansında yüzde 0,24 yükseldi. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin azalabileceği beklentileri ve yurt içindeki likidite yönetimine ilişkin atılan adımların etkisiyle 217 baz puana inerek 18 Şubat’tan bu yana en düşük seviyesine geriledi. Dolar/TL ise dünü 48,0920’den kapatırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın yüzde 0,1 üzerinde 48,1170’ten işlem görüyor. Analistler, yurt içinde veri gündeminin sakin olacağını, ancak yurt dışında ABD’de kişisel tüketim harcamaları ve büyüme verileri başta olmak üzere yoğun bir veri akışının takip edileceğini belirtiyorlar.




