Kıyamet Saati, Tarihin En Kritik Noktasına Ayarlandı

Bilim insanları, Kıyamet Saati’ni 85 saniye kala ayarlayarak insanlığın karşılaştığı tehlikeleri vurguladı.

Bilim insanları, nükleer çağın başlangıcından bu yana insanlığın küresel felaketlere ne kadar yaklaştığını göstermek amacıyla Kıyamet Saati’ni yeniden ayarladı. Salı günü yapılan güncellemeyle saat, gece yarısına yalnızca 85 saniye kalacak şekilde belirlendi. Atom Bilimcileri Bülteni’ne göre, bu durum, Kıyamet Saati’nin 1947’de oluşturulmasından bu yana kaydedilen en kritik eşik oldu.

Atom Bilimcileri Bülteni, bilim ve küresel güvenlik konularında, hızla ilerleyen teknolojik gelişmelerin yarattığı olumsuz sonuçları ele alan kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak faaliyet göstermektedir.

Geçtiğimiz yıl saat, gece yarısına 89 saniye kala ayarlanmıştı; bu da o dönemde dünyanın bu saate hiç olmadığı kadar yakın olduğunu gösteriyordu. Hibya Haber Ajansı’nın aktardığına göre, 2024 yılında saati 90 saniye kala ayarladıktan sonra, bilim insanları nükleer risk, iklim krizi, biyolojik tehditler ve yapay zeka gibi yıkıcı teknolojilerdeki ilerlemelerin yeterince ele alınmadığını belirterek 2025 için bu değişikliği yaptılar.

Kuruluşun bilim insanları, ayrıca yanlış bilgi, dezenformasyon ve komplo teorilerinin yayılmasını insanlık için başka bir varoluşsal tehdit olarak tanımladı.

İnsanlığın Zamanı Tükeniyor

Kıyamet Saati’ndeki bu güncellemenin nedenlerini açıklayan kuruluşun Başkanı ve CEO’su Alexandra Bell, “İnsanlık, hepimizi tehdit eden varoluşsal riskler konusunda yeterli ilerleme kaydedemedi. Kıyamet Saati, kendi yarattığımız teknolojilerle dünyayı yok etmeye ne kadar yaklaştığımızı göstermek için bir araçtır. Nükleer silahlar, iklim değişikliği ve yıkıcı teknolojilerden kaynaklanan riskler giderek artıyor. Her saniye önemlidir ve zamanımız tükeniyor. Bu acı bir gerçek, ama bu bizim gerçekliğimiz” ifadelerini kullandı.

Kuruluşun bilim ve güvenlik kurulu başkanı Dr. Daniel Holz, Salı günü düzenlenen basın toplantısında, “Geçtiğimiz yıl, kuruluşun bilim insanları, ülkelerin en kritik varoluşsal riskler konusunda uluslararası işbirliğine ve eyleme yönelmeleri gerektiği konusunda uyarıda bulunmuştu” dedi.

Aynı zamanda Chicago Üniversitesi’nde fizik, astronomi ve astrofizik profesörü olan Holz, “Bu uyarıyı dikkate almak yerine, büyük ülkeler daha da saldırgan, düşmanca ve milliyetçi bir tutum sergilemeye başladı. 2025 yılında, nükleer silahlara sahip ülkelerin dahil olduğu birçok askeri operasyonla çatışmaların şiddetlendiğini gördük. ABD ve Rusya arasında nükleer silah stoklarını düzenleyen son kalan anlaşmanın 4 Şubat’ta sona erecek olması, yarım asırdan fazla bir süredir ilk kez, kontrolden çıkan bir nükleer silahlanma yarışını engelleyecek hiçbir şeyin kalmayacağı anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

Biyolojik Tehditler ve Yapay Zeka

Holz, dünya genelindeki bilim insanlarının defalarca uyarılarına rağmen, yaşam bilimlerinde, özellikle sentetik yaşam geliştirilmesi gibi yeni alanlarda ciddi tehlikelerin devam ettiğini vurguladı. “Uluslararası toplumun koordineli bir planı yok ve dünya, potansiyel olarak yıkıcı biyolojik tehditlere karşı hazırlıksız durumda” dedi.

Holz, “Yapay zeka araçlarının hızlı gelişimi ve kullanımı, düzenleme eksikliği ile birleştiğinde, yanlış ve yanıltıcı bilgilerin yayılmasını hızlandırıyor. Bu durum, tüm bu tehditlerle mücadele çabalarını büyük ölçüde etkiliyor ve diğer yaklaşan felaketleri daha da kötüleştiriyor” ifadelerini kullandı.

Atom Bilimcileri Bülteni, 1945 yılında İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesi için kullanılan Manhattan Projesi’nde çalışan bir grup bilim insanı tarafından kuruldu. Kuruluşun asıl amacı nükleer tehditleri ölçmekti, ancak 2007 yılında hesaplamalarına iklim krizini de dahil etmeye karar verdi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu