Piyasalarda İran Savaşı Korkusu: Petrol Fiyatları Zirveye Yaklaşıyor
Küresel petrol fiyatları, İran savaşına dair artan risklerle dört yılın zirvesine yaklaşırken, piyasa iyimserliğini koruyor.
Küresel petrol fiyatları, ABD ve İran arasındaki artan jeopolitik gerilimlerle birlikte dört yılın en yüksek seviyelerine ulaşma yolunda ilerliyor. Ancak uzmanlar, piyasanın hala barış senaryosunu fiyatladığını ve gerçek riskleri yeterince yansıtmadığını ifade ediyor. Hürmüz Boğazı’ndaki olası aksaklıkların devam etmesi durumunda enerji piyasalarında daha büyük dalgalanmaların yaşanabileceği uyarısı yapılıyor.
Son gelişmeler, ABD’nin İran’a yönelik yeni askeri seçenekleri değerlendirdiğine dair haberlerle birlikte petrol piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açtı. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’dan gelen barış teklifini reddettiği yönündeki bilgiler, Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın süreceği beklentisini artırdı. Bu gelişmelerin etkisiyle Brent petrol, kısa bir süreliğine dört yılın en yüksek seviyesine ulaşırken, ardından 116 dolar civarına gerileyerek yüksek seyrini korudu. ABD tipi ham petrol (WTI) ise 106 dolar seviyelerinde işlem gördü.
Analistlere göre, petrol fiyatlarındaki artışa rağmen yatırımcıların davranışları hala iyimser bir seyir izliyor. Premier Miton’dan Neil Birrell, piyasanın son iki aydır savaş riskinden ziyade çözüm ihtimalini fiyatladığını belirtiyor. Birrell, petrol fiyatlarındaki son yükselişin piyasa algısında bir kırılma yaratabileceğini, ancak genel fiyatlamaların hala çatışmanın kısa sürede çözüleceği varsayımına dayandığını vurguluyor.
Petrol piyasasında dikkat çeken bir diğer unsur ise “backwardation” yapısı. Bu durum, kısa vadeli kontratların uzun vadeli kontratlardan daha pahalı olması anlamına geliyor. Piyasaların arz sıkışıklığını kısa vadeli görüp uzun vadede rahatlama beklediğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, bu fiyatlamanın gerçek riskleri yansıtmadığını ifade ediyor.
Savaşın başladığı Şubat ayından bu yana Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol miktarının ciddi şekilde düştüğü ve günlük milyonlarca varil arzın piyasaya ulaşamadığı belirtiliyor. Goldman Sachs’a göre, boğazdan geçen ihracat normal seviyelerin yalnızca %4’üne geriledi.
Analistler, asıl riskin ham petrolden çok rafine ürünlerde olduğunu vurguluyor. Dizel, jet yakıtı ve benzin gibi ürünlerde arz daralmasının kritik seviyelere yaklaştığı ifade ediliyor. Skylar Capital’den Bill Perkins, rafine ürün piyasasını “Vahşi Batı” olarak tanımlayarak fiyatların kontrolden çıkabileceği konusunda uyarıyor.
Uzmanlar, petrol fiyatlarının yüksek kalması halinde enflasyonun artacağını, şirket kârlarının baskılanacağını ve ekonomik büyümenin zayıflayacağını öngörüyor. Bu durum, küresel piyasalarda stagflasyon riskini yeniden gündeme getiriyor. Plurimi Group’tan Patrick Armstrong, yatırımcıların bu uzun vadeli etkileri yeterince fiyatlamadığını belirtiyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklığın Mayıs ayı boyunca devam edebileceği öngörülüyor. Bu durum, küresel enerji arzını kısıtlamaya devam edecek ve fiyatların yüksek kalmasına neden olacak. Ayrıca, deniz taşımacılığı ve lojistik süreçlerinin normale dönmesinin zaman alacağı ifade ediliyor.
Son aylarda hisse senetleri ve tahvil piyasaları jeopolitik risklere karşı oldukça dirençli kalmasına rağmen, petrol fiyatlarının mevcut seviyelerde kalması durumunda bu dayanıklılığın sürdürülebilir olup olmadığı sorgulanıyor. Analistlere göre, olası bir barış anlaşması İran’a yönelik yaptırımların gevşetilmesi ve stratejik rezervlerin devreye alınması gibi adımlarla enerji fiyatlarında sert düşüşe yol açabilir. Bu da enflasyonu aşağı çekebilir ve hisse senedi piyasalarını destekleyebilir.
Petrol piyasasındaki mevcut tablo, yatırımcıların jeopolitik riskleri tam anlamıyla fiyatlamadığını gösteriyor. Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması, enerji arzında kalıcı daralma, rafine ürünlerde kriz ve küresel büyümede yavaşlama gibi öne çıkan riskler mevcut. Kısa vadede piyasa iyimserliği devam etse de, savaşın uzaması halinde bu dengenin hızla bozulabileceği değerlendiriliyor.




