Temiz Enerji Yatırımları Bakır ve Lityum Talebini Artırıyor
BloombergNEF raporuna göre, temiz enerji yatırımları bakır ve lityum talebini artırırken, tedarik zincirleri zorluklarla karşılaşıyor.
BloombergNEF tarafından yayımlanan bir rapor, enerji dönüşümünün hızlanmasının bakır ve lityum gibi kritik metallerin talebini rekor seviyelere taşıdığını ortaya koyuyor. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinin artan ihtiyaçlara yanıt vermekte zorlanmasına neden oluyor.
Küresel enerji geçişinin ivme kazanması, elektrikli araçlardan enerji depolama sistemlerine, şebeke genişletme projelerinden veri merkezlerine kadar geniş bir yelpazede kritik metal talebini ciddi şekilde artırıyor. Rapor, bakırdan lityuma, grafitten kobalta kadar birçok metalin arz-talep dengesinin bozulduğunu gösteriyor.
Özellikle bakır piyasasının, 2025 yılından itibaren yapısal bir arz açığı riskiyle karşı karşıya kalacağı belirtiliyor. Yeni madenlerin devreye alınmaması ve geri dönüşüm tesislerinin yetersiz kalması durumunda, 2050 yılına kadar bakırda yaklaşık 19 milyon tonluk bir eksiklik yaşanabileceği öngörülüyor. Bu durum, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji altyapısına geçişi zorlaştırabilir.
Grafit gibi bazı metallerde de talebin, özellikle batarya üretimi ile birlikte, mevcut tedarik kapasitesini aşarak 2030 sonrası teknik açığa yol açması bekleniyor. Lityum üretiminin ise Güney Amerika ve Afrika’daki yeni projeler ile bataryaların geri dönüşümü sayesinde artış göstermesi öngörülüyor.
Rapor, kritik metal tedarik zincirinin büyük bir kısmının hala Çin merkezli olduğunu vurguluyor. Alüminyum, grafit, manganez, kobalt ve nadir toprak elementleri gibi ürünlerde Çin’in işleme kapasitesi dünya genelinde en yüksek seviyede. Avrupa ve ABD, tedarik çeşitliliğini artırmaya çalışsa da, rafinaj gibi kritik süreçlerin büyük bir kısmı hala Çin’e bağımlı kalıyor.
Öte yandan, Endonezya ve Filipinler gibi Güneydoğu Asya ülkeleri nikel üretimini artırarak tedarik zincirine katkıda bulunuyor. Avustralya, Brezilya, Kanada, Endonezya ve Güney Afrika ise ihracat kısıtlamaları, devlet yatırımları ve mali teşvikler gibi politikalarla yerel üretimi desteklemeye çalışıyor.
BloombergNEF, madencilik ve metal işleme şirketlerinin stratejilerinin de piyasaların şekillenmesinde önemli bir rol oynadığını belirtiyor. BHP, Anglo American, Rio Tinto ve Glencore gibi büyük şirketler, yatırım önceliklerini hisse dağıtımlarından üretim kapasitesine kaydırmaya başladı. Ayrıca, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki kobalt üretimine yönelik son müdahaleler fiyat istikrarını sağlamaya yardımcı oldu.
Raporda, 2 bin 500’den fazla şirketin enerji geçişi metallerinin madenciliği veya işlenmesiyle ilgili faaliyet yürüttüğü ve bu faaliyetlerin 2024 yılında yaklaşık 386 milyar dolar gelir ürettiği kaydedildi. Uzmanlar, sürdürülebilir enerji teknolojilerinin yaygınlaşabilmesi için yalnızca talebi karşılayacak yeni üretim kapasitelerinin değil, aynı zamanda metal üretiminin karbon yoğunluğunu azaltacak yatırımların da acilen artırılması gerektiğini vurguluyor.



